"İnsanlar birinci mevkide giderken, edebiyat yük katarına atılırsa, dünyanın anası bellenmiş demektir."
Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okudum askerdeyken. Okumadan önce kitabın kapağındaki büyülü gerçeklik kavramını anlamamıştım. Yaşadıkları kasabada sanki evren yeni halk edilmişcesine dünyadan uzak insanlardan oluşan bir topluluk yaşıyor. Bu kitap öyle kapsamlı yazılmış ki zannederim Türk televizyonlarında dizi olarak yayınlansa yıllarca sürer. Buendia ailesinin yüzyılı aşan nesiller boyunca yaşadıkları anlatılıyor demek cılız bir ifade kalır. Anlatılan olayların büyüsünün yanısıra halkın bunları olağan karşılamasını öyle iyi ifade etmiş ki yazar sayfalar sol tarafa doğru kalınlaştıkça size de olağan geliyor artık ve şaşırmıyorsunuz. O kada ki okuduğunuz esnada hayatınızdaki hiçbir olağandışılık size garip gelmiyor. Kitap sizi tam anlamıyla büyülüyor.
Yazarın kullandığı kelimeler benzetmeler ve dahası olayları anlatma kabiliyeti çok yüksek.Beşyüz sayfaya yakın kitapta sürekli devam eden bir aksiyon silsilesi hakim.Gabriel Garcia Marquez in kendi hayatını yazdığı kitabında ingilizce bilmediğini ve bunun pişmanlığını yaşadığını okumuştum. O yüzden bu kitap kendi anadilinde yazılmış olmalı. Dahası kitabında Türkçeye anadilinden çevrildiğini düşünüyorum. Çevirmenini de tebrik etmemiz gerek. Kullandığı kelimelerle bize nakletiği bu kitabın Nobel Ödülünü hak ettiğini söylemek doğru olur.
Benim aklımda kalan birkaç güzel cümle örneğin;
İki aydır durmadan yağan ve artık sessizliğin bir başka biçimi haline gelen yağmurun sesi...
Dünyanın en acıklı çelenk satılır yazısı
metresinin kocası ve karısının aşığı
Çorba helmelenmesi ki helvelenmesi diye duymuştum ben.
Erkeklerin en büyük özelliği, doyduktan sonra açlığı inkar etmeleridir.
Kalemin kağıt üzerindeki cızırtısından yazılan harflerin tek tek seçilebileceği kadar mutlak bir sessizlik.
Mahva sürüklemek
ferahfeza
madensi katılık
her boyadan boyalı topluluk
Okumadıysanız tavsiye ederim...
Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okudum askerdeyken. Okumadan önce kitabın kapağındaki büyülü gerçeklik kavramını anlamamıştım. Yaşadıkları kasabada sanki evren yeni halk edilmişcesine dünyadan uzak insanlardan oluşan bir topluluk yaşıyor. Bu kitap öyle kapsamlı yazılmış ki zannederim Türk televizyonlarında dizi olarak yayınlansa yıllarca sürer. Buendia ailesinin yüzyılı aşan nesiller boyunca yaşadıkları anlatılıyor demek cılız bir ifade kalır. Anlatılan olayların büyüsünün yanısıra halkın bunları olağan karşılamasını öyle iyi ifade etmiş ki yazar sayfalar sol tarafa doğru kalınlaştıkça size de olağan geliyor artık ve şaşırmıyorsunuz. O kada ki okuduğunuz esnada hayatınızdaki hiçbir olağandışılık size garip gelmiyor. Kitap sizi tam anlamıyla büyülüyor.
Yazarın kullandığı kelimeler benzetmeler ve dahası olayları anlatma kabiliyeti çok yüksek.Beşyüz sayfaya yakın kitapta sürekli devam eden bir aksiyon silsilesi hakim.Gabriel Garcia Marquez in kendi hayatını yazdığı kitabında ingilizce bilmediğini ve bunun pişmanlığını yaşadığını okumuştum. O yüzden bu kitap kendi anadilinde yazılmış olmalı. Dahası kitabında Türkçeye anadilinden çevrildiğini düşünüyorum. Çevirmenini de tebrik etmemiz gerek. Kullandığı kelimelerle bize nakletiği bu kitabın Nobel Ödülünü hak ettiğini söylemek doğru olur.
Benim aklımda kalan birkaç güzel cümle örneğin;
İki aydır durmadan yağan ve artık sessizliğin bir başka biçimi haline gelen yağmurun sesi...
Dünyanın en acıklı çelenk satılır yazısı
metresinin kocası ve karısının aşığı
Çorba helmelenmesi ki helvelenmesi diye duymuştum ben.
Erkeklerin en büyük özelliği, doyduktan sonra açlığı inkar etmeleridir.
Kalemin kağıt üzerindeki cızırtısından yazılan harflerin tek tek seçilebileceği kadar mutlak bir sessizlik.
Mahva sürüklemek
ferahfeza
madensi katılık
her boyadan boyalı topluluk
Okumadıysanız tavsiye ederim...
0 yorum:
Yorum Gönder