10 Ekim 2011 Pazartesi

Yum Gözlerini Dede...

Yıllar mı geçti nasıl?
Nasıl da döküldü erkenden saçlarım apansızca. Yağmur yağdığında ıslanmıyor artık saçlarım. Dedemi yıkarken babam bunlar geliyor aklıma. Dedemin dökük saçlarına bakarken. İstemesem de bu adama benziyorum her geçen gün ve yıl...

Kızdığım onca şeyi varken her yaşımda biraz daha dedeme benziyorum bende.
 Benim ilk kahramanıma...
Halbuki benim hep yanımdaydı dedem. Onun aldığı üç tekerlikli bisikletle büyüdüm sanki ben. İlk hayal oyunlarımı onunla kurdum ben. İlk bakkala onun verdiği harçlıkla gittim.
Sonra ne mi oldu?

Ben büyüdüm dedem aynı kaldı
Ben büyüdüm dedeme kızmaya başladım. Kızgınlığım aslında kendi içimdeki o kahramanaydı. Nasıllar niyeler aklımın almadığı olaylar yaşanmışlıklar...
Aslında hep onu daha çok sevmemi engellediği için kızıyordum ona. Ne yaparsa yapsın değişmezdi bendeki yeri.
Şimdi ardından düşünüyorum da ölüm süpürüyor herşeyi...
Belki yıllar sonra daha da çok benzedikçe o adama belki de daha çok kızacağım kendime.
Dönüpp arkama baktığımda hayatımın birparçası da onunla gitti...
Hep mezar başlarında yakınlarının kabirlerine toprak atarken büyür insan derdim ya
İşte şimdi ilk defa bir yaşı böyle geçtim.
Bebekken beni kucağında uyuttuğunu anlatırdı dedem bana. Bense şimdi onun soğuk bedenine sıcak su döküyorum.
Dedemin gözleri açık...
Yum gözlerini dede yum...

0 yorum:

Yorum Gönder