24 Aralık 2011 Cumartesi

Sosyal Medya da Biz Değiliz...

Birkaç yıldır hayatımızın taa içindeki bir olgu bu "sosyal medya" . Bu kavramı ilk kim kullandı bilmiyorum ama çok oturdu. Sadece bu kullanılmıyor tabi ki "sosyal mecra" - sosyal ağlar" gibi başka kavramlarda var. Yüzlerce firma var bu alanda çalışmalar yapan ve dahası artık sosyal medya uzmanlığı bir iş olarak sektörün göbeğinde. En büyük yanılgı sosyal medya çalışmalarının sadece firma kişi ya da kurum adına haber ya da link paylaşmak olduğunu sanmaktır.

Şuanda dünya çapında trilyonu bulan yatırımlar yapan büyük firmalar sosyal medya üzerinden sürdürüyorlar tanıtım çalışmalarını. Televizyonun icat edilmesinden sonra radyonun kaybolmadığı gibi internette asla büsbütün tv ye ya da matbu gazeteleri ortadan kaldırmayacaktır. Belli ölçülerde diğer mecralarda da lansmanlar devam edecektir. Örneğin şuan günde ortalama 4 saatimizin trafikte geçtiğini düşündüğümüzde radyonun yerini kaybedeceğini kim söyelebilir.

Ucuz diye firmaların balıklama atladığı sosyal medya aslında ucuz değildir. İlk ortaya çıktığı iki yıl öncesinde sosyal medya avantajlarının başında gelen "ucuzdur." tabiri yukarıda da bahsettiğim trilyonluk yatırımlarla aslında diğerleriyle eşdeğer olduğunu kanıtlamıştır. Ben olsam ilk maddeye kesinlikle "hedeflenen kitleye en hızlı ve güncellenebilir ulaşım sağlar." ibaresini koyarım.

Kişisel sosyal medya çalışmalarında ise sürekli online kalabilmek büyük fedakarlıklar istiyor. Lojistik anlamda belki bu ünlü ya önemli kişilerin sorunu olmayabiliyor ama akıllı telefonların ya da ipadların kullanımının biliniyor olması ve de en önemlisi sürekli olarak aktif olunması büyük bir engel teşkil ediyor. Günümüzde katıldıkları canlı yayınların reklam aralarında bu kişiler hemen online olup programla ilgili bilgiler paylaşma ya da gelen tepkilere cevap verme ihtiyacı duyuyorlar hatta buna mecburlar...

Son birkaç gündür gündemi meşgul eden konuların başında gelen Fransa krizinde bu kişisel hesapların aslında ne kadar önemli olduğu ile ilgili bir örnek yaşandı. Ermeni Soykırımı iddiasının yasa tasarısını hazırlayan Valerie isimli kadın milletvekilinin Facebook sayfasına mesajlar yağdı ve hacklenmeye çalışıldı. O bayan o hesabı açarken belki de ileride  bu olacakları tahmin bile edemezdi. Gelinen noktada dünyanın neresinde olursanız olun eğer online iseniz ulaşılabilirliğiniz kaçınılmaz oluyor. Bu da eğer iyi birşeyler yapıyorsanız sizi yukarılara taşırken tehlikeli işlerinizde kanıt olarak önünüze çıkabiliyor.

Normal bir insanın sosyal medya hesapları da aslında dikkatle üzerinde durulması gereken bir hal almış durumda. Yukarıda verdiğim örnekte buna bir örnek aslında. Haber değeri taşıyan bir olay içindeyseniz, aranıyorsanız ya da şehit olmuşsanız veya bir yakınınız olmuşta siz onun hesabına yorum yapmışsanız facebook ya da twitter hesabınızdaki resminizi tv ekranlarından görmeniz an meselesi. Ya da başvurduğunuz bir iş için sizin hakkınızda araştırma yapmaya ilk önce nereden başalnıyor sanıyorsunuz. Dahası kızına talip olduğunuz yeni jenerasyon Türk babaları sizin resimlerinizi ilk nereden görüyor hakkınızda bilgiyi nereden alıyor. Halbuki o resmi bir tatilde ya da özel bir yerde hiçte bunları düşünmeden çektirmiştiniz değil mi?
Küresel bir köy haline geldiğimiz 2000 sonrası dünyada insanlık ilerledim sanarken aslında bundan binlerce yıl öncesindeki "Babil Kuleleri" ni inşa edip GökTanrıya ulaşma sevdasındaki kadar yanyana ve aynı dili konuşuyor. Belki de bu seferde Göktanrı bu durum karşısında bizi birbirimizi anlayamadığımız farklı diller vererek cezalandıracak yine. Daha ilk cezanın etkisi geçmemişken hem de...

0 yorum:

Yorum Gönder