Edebiyat , şiir ve deneme yazılarım.

Ziyaretçi

Salı, Haziran 18, 2013

...


...
Belki bir belki iki saat o yolu takip ettiler. Yolun sonunda ufak bir kasabaya ulaştılar. Kasabanın her yeri renkli ışıklarla süslenmişti. Müzik sesleri ve kahkahalar yükseliyordu sokaklarda. Evler, eski konakları andırıyordu. Burası neresiydi bilmiyorlardı. Öğrenmek ve yardım istemek için kapıyı çaldılar. O kocaman kapı gürültülü bir sesle açıldı. Kapıyı açan orta boylu, beyaz tenli bir kadındı. Başında krem rengi bir örtüsü vardı. Gülen gözlerle karşıladı kadın onları. Hoşgeldiniz, buyrun dedi kadın. 
Ayşen: Biz kaybolduk, bize yardım edebilir misiniz diye sordu.
Kadın: Siz çok uzaklara gelmişsiniz. Geçin içeri dedi.
Ayşen ve arkadaşları bir an duraksayıp birbirlerine baktılar. 
Kadın: Ayşen, ne kadar da korkmuşsun, gözlerin aynada ne kadar büyük görünüyor dedi. 
Ayşen'in korkusu daha da arttı. Bir yabancı nasıl ismini bilebilirdi, ayrıca ayna neredeydi?

Ayakkabılarını çıkarmaya başladılar. Kadın onları beklemeden içeri girdi. Ayşen kafasını kaldırdığı anda aynayı gördü. Bir şok da o anda yaşadı. " İyi de bu ayna kadının arkasında değil miydi, nasıl gördü benim gözlerimi?" diye sordu Elif'e. Elif ve Enes de dehşet içindeydi. Kapıyı kapadılar ve salona doğru yürümeye başladılar.
...

1 yorum:

© 2011 Yaşamın Getirdikleri, Tüm hakları saklıdır.

Tema dizayn Koray Tunçyiğit