Edebiyat , şiir ve deneme yazılarım.

Ziyaretçi

Salı, Ağustos 06, 2013

Beyaz Parmaklıklar...

...
Upuzun, bitmek tükenmek bilmeyen bir yola girmiştik adeta. Alacakaranlığın ortasında yürümeye devam ediyorduk. Bir kuş sesi bile yoktu etrafta. Kelimelerimizden bile korkar hale gelmiştik. 
...
İleride boyasız, üç katlı bir ev göründü gözümüze. Sevinsek mi, üzülsek mi bilemedik. Yine de bir parça olsun korkumuzu alıp götürmüştü bu evin varlığı. Adımlarımızı daha da sıklaştırıp eve doğru yürümeye başlamıştık. İlerledikçe ev daha da belirginleşiyordu. Beyaz parmaklıklı merdivenleri ve küçük pencereleri vardı evin. Büyük de bir bahçeye sahipti. Bahçede çekik gözlü birkaç çocuk oynuyordu. 
Biz yaklaştıkça çocuklar oyunlarını bırakıp garip garip bize bakmaya başlamışlardı. Sorduğumuz sorulardan hiçbir şey anlamıyor olacaklardı ki cevap vermiyorlardı.
Sonunda iri yarı, çekik gözlü bir kadın geldi yanımıza. Bir şeyler anlatmaya çalıştıysa da anlamamıştık. 
...
Ve birden hiddetlenmeye başladı kadın. Çocuklar da kızgın görünüyorlardı. Hepsi birden Ayşenle benim üzerimize gelmeye başladılar. Kadın sanki ilahi okuyordu. Ama biz hiçbir şey anlamıyorduk. 
...
Bayılmış olacağız ki uyandığımızda kumral saçlı, keskin bakışlı bir kız elinde bıçakla başımızda bekliyordu. O kadar korkmuş olacağız ki çığlık çığlığa yardım istiyorduk.
...

0 yorum:

Yorum Gönder

© 2011 Yaşamın Getirdikleri, Tüm hakları saklıdır.

Tema dizayn Koray Tunçyiğit