<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661</id><updated>2012-01-24T10:33:42.736+02:00</updated><category term='everest kitap'/><category term='ahmet ümit'/><category term='eşcinsel'/><category term='ensest'/><category term='telefon'/><category term='mevlana'/><category term='göç'/><category term='yorum'/><category term='deniz gezmiş'/><category term='gülse birsel'/><category term='yalan'/><category term='gündoğumu'/><category term='tatil'/><category term='şems'/><category term='toplum'/><category term='don kişot'/><category term='nerelisin'/><category term='yayıncılık'/><category term='TARİH'/><category term='memleket'/><category term='ötüken'/><category term='elif şafaka'/><category term='Graham Bell'/><category term='yayım'/><category term='velevki ciddiyim'/><category term='soda nehri'/><category term='google map'/><category term='icat'/><category term='sosyal medya'/><category term='istanbul hatırası'/><category term='özal'/><category term='okul'/><category term='nevzat tarhan'/><category term='hatay'/><category term='facebook'/><category term='maske'/><category term='polisiye'/><category term='tembellik'/><category term='erzin'/><category term='öğretmen'/><category term='soyut'/><category term='sanal'/><category term='yalnızlık'/><category term='şehir'/><category term='sevmek'/><category term='semra özal'/><category term='yky'/><category term='can dündar lüsyen'/><category term='Ayşe KULİN'/><category term='sincap'/><category term='Kuran Kursu'/><category term='alo'/><category term='otel'/><category term='yakın gelecek'/><category term='mersin'/><category term='öteki'/><category term='otel odaları'/><category term='twiiter'/><category term='çocukluk'/><category term='ayrımcılık'/><category term='tweet'/><category term='ilhami'/><category term='eskihisar'/><category term='kitap okumak'/><category term='ramazanı şerif'/><category term='doğan kitap'/><category term='insan'/><title type='text'>PAPİRÜS</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>121</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7830673251974117865</id><published>2012-01-24T10:33:00.000+02:00</published><updated>2012-01-24T10:33:42.745+02:00</updated><title type='text'>Yazıyoruz Anlamıyoruz....</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Yazamamanın verdiği rahatsızlık doğum sancısı çeken bir anne adayı gibi hissettiriyor kendimi bana... Yazacak onca şeyin en abuk zamanlarda akla geliyor olması da mı Murhpy bilmiyorum. Ama yazmayarak pas tutar insan ruhu buna eminim. İsyan ettiğin muhalif kaldığın şeylere karşı her insan bir tepki verir. Kimisi bağıra çağıra kimisi kavga gürültü kimisi hukuki yollarla kimisi yazıyla. Keşke her insan yazıyla verse cevabını keşke her insanın yazacak bir mekanı olsa böyle blogta olsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdıklarımın okunması önemli mi değil mi diye düşünüyorum bazen. Yani bu durum bana "sanat sanat için mi toplum için mi ? "tartışmasını anımsatıyor. Bende sadece mutlak kendim için mi yazıyorum/yazmalıyım ya da illaki okunsun için mi yazıyorum/yazmalıyım bilemiyorum. Bu koca dünyada diyorum bazen kocaman bir kuyunun içine bir kum tanesi atmak gibi gelir yazdıklarım bazende insanlık için küçük benim için büyük adımlarım öncesi idmanlar gibi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman yazarlık atölyeleri görürüm belediyelerin yaptıkları. Özenirim katılmak isterim vaktim olsa derim. Geçenlerde bu atölyelerden birine devam eden komşumuzun oğlu bana meslek sahibi birisiyle röportaj yapması gerektiğini söyledi. Ona yardımcı olabileceğimi söyledim. Düşünüyorumda aslında keşke herkes bu tip eğitimler alsa. Doğru dürüst cümle kurmayı bilmeyen bir toplumuz zira.&amp;nbsp; Medya okur yazarlığının her alanda olmasıyla ilgili girişimler devam ediyor. Bu vesileyle okuduğunu anlayabilen izlediğini görebilen bireyler yetişir umarım. Aslında tüm bunların kökeninde sağlıklı iletişim kurma yatıyor ki bence insanlığı güzel yarınlara taşıyacak nokta burası : doğru iletişim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okullarda eskiden beri verilen güzel yazma okuma gibi dersler vardır. İnanın ne yapıldığını hala anlamadım ben. Hele birde işin yazma tarafı hepten muamma. Öğrencilere ilk yıldan itibaren el yazısı ile yazma öğretiliyor. İlköğretimin birinci kademesinde el yazısına alışan çocuk ikinci kademeye geçince normal yazmaya alışmaya çalışırken ergenlikle ve yeni derslerle tanışıyor. Çocukların önünü açma değil buna kapama denir. Hele ki arapçanın zor bir lisan olduğunu savunduğumuz 85 yıllık cumhuriyet tarihimizde arapçavari bir yazım şekliyle ilk beş yıllarını ziyan ettiğimiz, hayatlarının hiç bir kademesinde kullanmadıkları birşeyi beş yıl boyunca onlara dayattığımız için kendimizle eminim gurur duyuyoruzdur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7830673251974117865?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7830673251974117865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2012/01/yazyoruz-anlamyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7830673251974117865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7830673251974117865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2012/01/yazyoruz-anlamyoruz.html' title='Yazıyoruz Anlamıyoruz....'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-34429300145167052</id><published>2012-01-06T12:16:00.000+02:00</published><updated>2012-01-06T12:16:38.322+02:00</updated><title type='text'>Sahne - 2</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;em&gt;Gözümü dikmişken koca koca dağlara&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ayağımı kesen deniz kabuklarına takılıyorum...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin bir yarısı gözlerim açık tavana dikmişim bakışlarımı... Beğenmedim bu ustanın yaptığı işçiliği ama napıyım biraz idare edeceğiz bu şekilde. şu "idare edeceğiz" lafındanda tiksindim artık. İdare edeceğimiz onca şey&amp;nbsp;/ kişi var ki çevremde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski yazılarıma günlüklerime bakıyorum yapmak istediğim olmak istediğim hayal ettiğim şeylerin uzağında kalmışım. Bu&amp;nbsp;beni üzüyor tabi ama bunun yanında güzellikleri de görmek lazım diye düşünüp (fakir teselli moduna geçiş::)&amp;nbsp; ) kendimi teskin ediyorum bir müddet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-34429300145167052?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/34429300145167052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2012/01/sahne-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/34429300145167052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/34429300145167052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2012/01/sahne-2.html' title='Sahne - 2'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-872593238208732538</id><published>2012-01-06T09:56:00.000+02:00</published><updated>2012-01-06T09:56:37.483+02:00</updated><title type='text'>Aşkı Özgür Bırak!</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Severiz değil mi ? Seviliriz de belki. Bugüne kadar sevmiş sevilmişizdir onlarca kez belki de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Severkende sevilirken de unuttuğumuz atladığımız yapamadığımız bir türlü onu özgürce yaşayamamak yaşatmamak olmuştur ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet ÜMİT ten dinlediğim güzel bir hikaye sizinle paylaşmak istedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gece dünyanın yedi farklı kıtasında yedi farklı dilinde yedi ayrı erkek aynı rüyayı görürler. Rüyada Gotik bir şehirde çıplak ayaklı güzel bir kızı görürler ve ona aşık olurlar. Kızı yakalamaya çalıştıkça kız kaçar ve sonunda hepsi aynı anda uyanıverirler. Rüyanın etkisiyle yollara düşen yedi farklı insan kızı heryerde ararlar ama bulamazlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve birgün aynı meyhanede karşılaşırlar. İçlerinden birisi yedi yıl süren aramaların yorgunluğuyla daha önce hiç tanımadığı diğerlerine hikayesini anlatmaya başladığında aslında diğerlerininde kendinden farklı olmadığını anlar. Hepsi şaşkınlık içindedir ama rüyanın etkisiyle kendileride aynı şeyleri yaşadığından birbirlerini yadırgamazlar yargılamazlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinden birisi madem biz onu dünyanın heryerinde aradık bulamadık o zaman o gotik şehri inşa edelim belki o zaman gördüğümüz kız o şehre gelir diye fikir atar ortaya. Aradan geçen yedi yılda hayatlarından, kariyerlerden vazgeçmiş olan diğerleri de şöyle bir düşündükten sonra tamam derler ve başlarlar rüyalarında gördükleri o şehri inşa etmeye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi yıl süren gayretleri sonucunda rüyalarındaki şehri rüyalarında gördükleri detaylarıyla birlikte yaparlar...&lt;br /&gt;Dar sokaklar, arnavut kaldırımları, kilise, çan, köy meydanı, çeşme...&lt;br /&gt;Ve şehre yedi kapı yaparlar aynı rüyalarındaki gibi...&lt;br /&gt;İçlerinden birisi şehirden dışarı çıkmak için bir kapıya yöneldiğinde o kapının duvar örülerek kapatılmış olduğunu görür, sonra bakar ki diğer kapılarda kapatılmış duvar örülerek...&lt;br /&gt;7 erkek bunları kimin yaptığını konuştuklarında acı gerçek ortaya çıkar:&lt;br /&gt;Herbirinin rüyasında ayrı bir kapıdan kaçıyordur gördükleri kız ve o yüzden o kız kaçmasın diye herkes kendi gördüğü kapıyı duvarla örmüştür...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonsuza kadar içeride tutsak kalırlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkınızı bir kentte esir etmeye çalışırsanız asıl esir sonunda siz olursunuz...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-872593238208732538?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/872593238208732538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2012/01/ask-ozgur-brak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/872593238208732538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/872593238208732538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2012/01/ask-ozgur-brak.html' title='Aşkı Özgür Bırak!'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1894497036906497257</id><published>2012-01-05T16:22:00.000+02:00</published><updated>2012-01-05T16:22:13.003+02:00</updated><title type='text'>Sahne - 1</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Hayat herşeye gebe... &lt;br /&gt;İyi de onun bir çocuğu aslında kötü de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mahkeme salonu&lt;br /&gt;Sanık koltuğunda genç bir kız. Daha 17 yaşında...Saçlarını çalakalem toplamış, başında pembe bir çocuk tokası... Belli ki daha çocukluğuna hasret ama gayrı meşru dört aylık bir bebeği var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapkaçtan dolayı yakalanıp tutuklanınca çıkıyor hakimin karşısına. Karşısında duran hakime hanımın alışmış tavrına tezat zabtı tutan katibin acemiliği göze çarpıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlattıklarım bir öykü başlangıcı değil geçen gün içinde bulunduğum "bir tuhaf yurdum gerçeği" hepsi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1894497036906497257?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1894497036906497257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2012/01/sahne-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1894497036906497257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1894497036906497257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2012/01/sahne-1.html' title='Sahne - 1'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1341149636838717336</id><published>2011-12-29T11:02:00.001+02:00</published><updated>2011-12-29T11:04:10.700+02:00</updated><title type='text'>Dudağımda Uçuklarla Uyandım...</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Kaç gecedir rüyalarımda bir yerler yanıyor ve ben söndürmeye çalışıyorum. Bazen tanımadığım bir evi bazen kendi yaşadığım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımdaki yangınlar rüyalarıma bulaştı ve uykusuz gecelerimi de yakıyor artık... Duygusal karmaşanın içinde yaşadığım ruhsal kaos ve ben herşeyin sanki tam da ortasında çırılçıplak ve savunmasız kalmışım... Kaçmak istiyorum herşeyden ve ençokta kendimden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama nereye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah! Tiger! Şimdi burada olsanda dertleşsek... Sende evlilik telaşına girdin Optik. Derdin kendine yetiyor anca...Benim sayemde:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat birkez daha ne kadar gaipsin dedirtirken midem ağrılarım ayyuka çıkıyor şuanda...&lt;br /&gt;Dün gecenin bir yarısında özene bezene döşediğimiz evimizin beğene beğene aldığımız o koltuklarından birinde onlarca lira vererek yaptırdığımız mutfak ankastresinden vuran&amp;nbsp;ışığıyla loş hale gelen oturma odamda omuzlarım çökmüş halde kalbimde az önceki çarpıntı krizinin artçılarıyla otururken ve aklımdan son birkaç gündür olanlar geçerken kendime soruyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede yanlış yaptım?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1341149636838717336?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1341149636838717336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/12/dudagmda-ucuklarla-uyandm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1341149636838717336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1341149636838717336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/12/dudagmda-ucuklarla-uyandm.html' title='Dudağımda Uçuklarla Uyandım...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-303288324409794541</id><published>2011-12-24T16:18:00.001+02:00</published><updated>2011-12-24T16:23:00.286+02:00</updated><title type='text'>Sosyal Medya da Biz Değiliz...</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Birkaç yıldır hayatımızın taa içindeki bir olgu bu "sosyal medya" . Bu kavramı ilk kim kullandı bilmiyorum ama çok oturdu. Sadece bu kullanılmıyor tabi ki "sosyal mecra" - sosyal ağlar" gibi başka kavramlarda var. Yüzlerce firma var bu alanda çalışmalar yapan ve dahası artık sosyal medya uzmanlığı bir iş olarak sektörün göbeğinde. &lt;strong&gt;En büyük yanılgı sosyal medya çalışmalarının sadece firma kişi ya da kurum adına haber ya da link paylaşmak olduğunu sanmaktır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuanda dünya çapında trilyonu bulan yatırımlar yapan büyük firmalar sosyal medya üzerinden sürdürüyorlar tanıtım çalışmalarını. Televizyonun icat edilmesinden sonra radyonun kaybolmadığı gibi internette asla büsbütün tv ye ya da matbu gazeteleri ortadan kaldırmayacaktır. Belli ölçülerde diğer mecralarda da lansmanlar devam edecektir. Örneğin şuan günde ortalama 4 saatimizin trafikte geçtiğini düşündüğümüzde radyonun yerini kaybedeceğini kim söyelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucuz diye firmaların balıklama atladığı sosyal medya aslında ucuz değildir. İlk ortaya çıktığı iki yıl öncesinde sosyal medya avantajlarının başında gelen "ucuzdur." tabiri yukarıda da bahsettiğim trilyonluk yatırımlarla aslında diğerleriyle eşdeğer olduğunu kanıtlamıştır. Ben olsam ilk maddeye kesinlikle "hedeflenen kitleye en hızlı ve güncellenebilir ulaşım sağlar." ibaresini koyarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel sosyal medya çalışmalarında ise sürekli online kalabilmek büyük fedakarlıklar istiyor. Lojistik anlamda belki bu ünlü ya önemli kişilerin sorunu olmayabiliyor ama akıllı telefonların ya da ipadların kullanımının biliniyor olması ve de en önemlisi sürekli olarak aktif olunması büyük bir engel teşkil ediyor. Günümüzde katıldıkları canlı yayınların reklam aralarında bu kişiler hemen online olup programla ilgili bilgiler paylaşma ya da gelen tepkilere cevap verme ihtiyacı duyuyorlar hatta buna mecburlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son birkaç gündür gündemi meşgul eden konuların başında gelen Fransa krizinde bu kişisel hesapların aslında ne kadar önemli olduğu ile ilgili bir örnek yaşandı. Ermeni Soykırımı iddiasının yasa tasarısını hazırlayan Valerie isimli kadın milletvekilinin Facebook sayfasına mesajlar yağdı ve&amp;nbsp;hacklenmeye çalışıldı. O bayan o hesabı açarken belki de ileride &amp;nbsp;bu olacakları tahmin bile edemezdi. Gelinen noktada dünyanın neresinde olursanız olun eğer online iseniz ulaşılabilirliğiniz kaçınılmaz oluyor. Bu da eğer iyi birşeyler yapıyorsanız sizi yukarılara taşırken tehlikeli işlerinizde kanıt olarak önünüze çıkabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal bir insanın sosyal medya hesapları da aslında dikkatle üzerinde durulması gereken bir hal almış durumda. Yukarıda verdiğim örnekte buna bir örnek aslında. Haber değeri taşıyan bir olay içindeyseniz, aranıyorsanız ya da şehit olmuşsanız veya bir yakınınız olmuşta siz onun hesabına yorum yapmışsanız facebook ya da twitter hesabınızdaki resminizi tv ekranlarından görmeniz an meselesi. Ya da başvurduğunuz bir iş için sizin hakkınızda araştırma yapmaya ilk önce nereden başalnıyor sanıyorsunuz. Dahası kızına talip olduğunuz yeni jenerasyon Türk babaları sizin resimlerinizi ilk nereden görüyor hakkınızda bilgiyi nereden alıyor.&amp;nbsp;Halbuki o resmi bir tatilde ya da özel bir yerde hiçte bunları düşünmeden çektirmiştiniz değil mi?&lt;br /&gt;Küresel bir köy haline geldiğimiz 2000 sonrası dünyada insanlık ilerledim sanarken aslında bundan binlerce yıl öncesindeki "Babil Kuleleri" ni inşa edip GökTanrıya ulaşma sevdasındaki kadar yanyana ve aynı dili konuşuyor. Belki de bu seferde Göktanrı bu durum karşısında bizi birbirimizi anlayamadığımız farklı diller vererek cezalandıracak yine. Daha ilk cezanın etkisi geçmemişken hem de...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-303288324409794541?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/303288324409794541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/12/sosyal-medya-da-biz-degiliz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/303288324409794541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/303288324409794541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/12/sosyal-medya-da-biz-degiliz.html' title='Sosyal Medya da Biz Değiliz...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1522747403206577045</id><published>2011-12-13T17:08:00.000+02:00</published><updated>2011-12-13T17:08:09.420+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Geçen zamana en büyük delil resimlerdir dimi? Dökülen saçlarım, aklaşmış sakallarımdır zamanın geçtiğine en büyük şahit...&lt;br /&gt;Peki silebilir miyiz bunları yok ettiğimizde yaşanmışlıkları ? Resimleri yırtsak saçlarımızı boyatsak ektirsek geri gelir mi geçmiş zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir mi yahu? Ne saçma:) Ama keşke olsa di mi? Zaten herşey bu keşkelerden başlıyor önce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatınızda hiç keşkeniz olmasın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde dipnot aslında dipnot vermek için yazılmış ortalama bir yazıydı yukarıdaki de:p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogumda hiç resim paylaşmıyorum ben dikkatimi çekti de. Ya kendi resimlerimi paylaşayım diye diye hiç resim olmayan ders kitaplarına döndü burası....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşimin çektiği birkaç resimle start veriyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-vKBT9AZeDsM/Tudpr9y8YRI/AAAAAAAAAHQ/selP1lc4Sp4/s1600/DSC_0921.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="267" oda="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-vKBT9AZeDsM/Tudpr9y8YRI/AAAAAAAAAHQ/selP1lc4Sp4/s400/DSC_0921.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-DLBQb1V8RSs/Tudp5ABci8I/AAAAAAAAAHY/ddMxNb7OD7U/s1600/DSC_1016.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="214" oda="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-DLBQb1V8RSs/Tudp5ABci8I/AAAAAAAAAHY/ddMxNb7OD7U/s320/DSC_1016.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-EiaZ5Uw-wYY/TudqCV17onI/AAAAAAAAAHg/9hiwJ5i1-fY/s1600/DSC_1059.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="267" oda="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-EiaZ5Uw-wYY/TudqCV17onI/AAAAAAAAAHg/9hiwJ5i1-fY/s400/DSC_1059.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1522747403206577045?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1522747403206577045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/12/gecen-zamana-en-buyuk-delil-resimlerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1522747403206577045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1522747403206577045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/12/gecen-zamana-en-buyuk-delil-resimlerdir.html' title=''/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-vKBT9AZeDsM/Tudpr9y8YRI/AAAAAAAAAHQ/selP1lc4Sp4/s72-c/DSC_0921.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6695962189078568661</id><published>2011-12-05T17:36:00.001+02:00</published><updated>2011-12-05T17:36:48.410+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilhami'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ensest'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yayıncılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran Kursu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ayşe KULİN'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsel'/><title type='text'>Ayşe KULİN - gİZLİ aNLARIN yOLCUSU kİTABI</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Ayşe KULİN in son kitabı Gizli Anların Yolcusu" nu okudum bir çırpıda. Kitap hakkında söylenebilecek çok fazla şey var da yokta aynı zamanda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada size kitabı anlatıp bir spoiler alert vermek istemem ama yazarın siyasi gündeme dair atıfları olduğundan ki bunlar Ergenekon tutuklamaları, yazarların tutuklanması, cemaatlerin yükselen değer oluşundan bahsedebilirim. He bunlar gerekli miydi derseniz tartışılır. Yazarın yanlış bilmiyorsam ilk kez gerçek bir olay olmaksızın yazdığı romanı bu. Romanın derinlerine indiğinizde ana karakteri hayal edemiyorsunuz. Öyle olmaz mı size de her okuduğunuz kitapta karakterleri bir şekle sokarız ya. Bu birçok zaman da aslında çevremizden tanıdığımız insanlar olur. Burada öyle bir durum var ki baş kahramanı ve onun aşık olduğu karakteri çevrenizden hiç bir iki erkeğe benzetemiyorsunuz zira "eşcinseller". Bu da sizin elinizi ayağınızı bağlıyor adeta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da aslında zihinlerimize konulmuş birer esaret değil midir? demem lazım yazının burasında ama demiyorum. Şunu ayırmamız lazım birbirinden iki farklı cinsiyetten doğmuş insanlar vardır bunu kabul ederim. Doğuştan gelenleri kabul edebilirim ama ya sonradan olanları? Kusura bakmayın ama bunu hoş görmek mümkün değil. Bu benim zihnimin tutsaklığından değil herşeyin aslında kendi içinde bir sınırı olduğunda güzel ve anlamlı olduğunu bildiğimden gereklidir.&lt;br /&gt;Birde oradaki eşcinsel karakterinin bu dönüşte sanki çocukluğunda Kuran kursunda bir sapık hoca tarafından uğradığı tecavüzün neden olduğu gibi bir izlenim çıkıyor ortaya. Bu durumu reddeceğine adam gitmiş eşcinsel olmuş denmez mi sizce de ?&lt;br /&gt;Kitabın tanıtımlarındaki şu laf beni zaten bitirdi: "&amp;nbsp;Yazar yine konuşulmayanları konuşuyor." Buradan anladığımız o adamın çocukken yaşadığı durumun üzerine gidildiği şeklinde olurken adam hayatından gayet memnun üzerine birde başka bir evli adamla dost hayatı yaşıyor ve ona aşık oluyor. Bu kurtuluşun neresinden tutsanız elinizde kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı okurken yazarın daha önce hayatından kesitler anlattığı iki kitabını okumuştum . Bu da bana kendi yaşantısından ne kattığını görme imkanı verdi. Kahramanın kızının yurtdışı okuyor olması metaforunu yazar kendi çocuklarından almış olmalı. Bozuk Türkçe konuşmaları örneğini. İnsan buna mecbur kalıyor daha iyi anlatıyor. Yaşananla yaşanabilir olan arasında aslında derinde bir boşluk herzaman var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasılı kitabı okudum güzeldi tavsiye ederim. diyeceğim ama yazdıklarım size beğenmişim gibi gelmeyebilir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6695962189078568661?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6695962189078568661/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/12/ayse-kulin-in-son-kitab-gizli-anlarn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6695962189078568661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6695962189078568661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/12/ayse-kulin-in-son-kitab-gizli-anlarn.html' title='Ayşe KULİN - gİZLİ aNLARIN yOLCUSU kİTABI'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-4726798551913812397</id><published>2011-12-01T10:57:00.000+02:00</published><updated>2011-12-01T10:57:41.428+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tweet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deniz gezmiş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yakın gelecek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='twiiter'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='facebook'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='soyut'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyal medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='google map'/><title type='text'>Bloglara &amp; Haberlere Yorum Yazma Sanatı</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Son dönemin en trend olaylarından biridir mutlaka bu yorum yazma- tweet atma- statüs durumu... Hatta belki de sosyal medya denince ilk akla gelen. İnteraktifitenin en belirgin farkı olan "contentable" olma hali biz Türk insanın eskiden kahve köşelerinde üçüncü sayfa haberlerine karşı verdiği &lt;br /&gt;- Ulan şu adamı Taksim Meydanında sallandıracaksın, bak bakalım bir daha yapabiliyor mu? sürecini sanal ortama taşıdı. Yıllarca "face to face"&amp;nbsp;diyaloglarda TT olmuş bu lafı artık kullanmasakta şimdilerde&amp;nbsp;bunun gibi onlarcası haber portallarının, sosyal medyanın tükenmez belleklerinde yerlerini aldılar. &lt;br /&gt;Millet olarak haber izlerken şehit haberlerinde artık ağlamaz olduk ama hemen&amp;nbsp;Akıllı Telefonumuzdan olayla ilgili görüşümüzü bir tweetle belirtmekten geri kalmıyoruz. İnternette&amp;nbsp;sempatizanı olduğumuz parti ya da takım&amp;nbsp;- ikisini anlamsız fanatizimle tutarız.- &amp;nbsp;&amp;nbsp;aleyhindeki yorumlar için sitenin sansür sınırlarında kavga etmekten kendimizi alamayız. Artık gerçek kavgalar yerini sanal tartışmalara bıraktı. Ama tabiki bununda bir değeri oldu sonunda. Firmalar sosyal medyada yer edinmek içinde yatırımlar yapmaya, ajanslar bu alanlarda yetişmiş insan bulma yarışına girdi. 2011 biterken hala yorum yazmayı bile öğrenememiş bir toplum olarak giriyoruz yeni yıla. Her aklınıza geleni zart! diye yazmak toplum içinde gaz kaçırmaya benzetilme edebiyat literatürlerinde artık deyim olarak. &lt;br /&gt;Tüm bunlar nerden mi aklıma geldi ?&lt;br /&gt;Gecenlerde yazdığım bir yazımı muhtemelen begenmeyen bir arkadaş &lt;br /&gt;- Böggg &lt;br /&gt;yazmış. Sacma bulmuş olabilir. Anlarsınız. Ya da herhangi bir haberi okuyunca altına ulan şerefsiz katil, idam yeniden çıksın bence deyip deşarj oluyor aklı sıra. Aslında bir bakış açısıyla da futbol tribünlerindeki "deşarjdan" farkı olmayan kontrolsüz hareketler. İnternet sitelerinin bundan memnun olduğunu biliyorum belli ölçülerde. Güzel yorumları / tweetleri tenzih ederim ama sallapati laflar sadece bu sonsuz boşluğa birşeyler atmaktan başka bir anlam ifade etmiyor benim gözümde. Güzel tweetler deyince bunların haber değeri taşıdığını da söylemekte fayda var artık. Eskiden sokaktaki insanın görüşlerini almak için dolaşan muhabirlerin yerini de bu 140 karakterler alıyor. Yazılı ve görsel basında haber bültenlerinin birer paragrafı oluyor bu tweetler ve yorumlar. Belki de çok yakın gelecekte sanalitenin tek reel gerçek kaynak olduğundan, haberlerin durumların, haykırışların, aşıkların buluşmalarının, iş görüşmelerinin&amp;nbsp;tek yeri olduğundan bahsedeceğiz. Şimdininde ötesinde artık Beyazıt Meydanına toplanmak için randevuleşme, organize olma yeri olmaktan çıkıp başlı başına mekan olacaklar bu hayali ortamlar. Kim bilir o zaman yeni Deniz Gezmişleri tarih sadece kullandııkları avatar / ikon resimleri ile tanıyacak, hatırlayacak ve altına da birisi - buna eminim- &lt;br /&gt;- Aslında bunları Taksim Meydanında sallandıracaksın! Bak bakalım bir daha yapabiliyorlar mı!! Buarada Taksim Meydanı neresi yahu? Dur Google Map ten bir bakayım :p&lt;br /&gt;diye yorumlar yazacak...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-4726798551913812397?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/4726798551913812397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/12/bloglara-haberlere-yorum-yazma-sanat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/4726798551913812397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/4726798551913812397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/12/bloglara-haberlere-yorum-yazma-sanat.html' title='Bloglara &amp; Haberlere Yorum Yazma Sanatı'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6874887942749554765</id><published>2011-11-25T17:28:00.001+02:00</published><updated>2011-11-25T17:29:11.682+02:00</updated><title type='text'>Üşenin Çocuğu Olmaz Derler...</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Üşengeç diye bir sıfat vardır sıkça kullandığımız. Üşenmek fiilinin sonuna nadir kullanılan - geç eki kullanılarak oluşan sıfattır. Heh işte tam o sıfatlığım şu aralar vesselam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik hazırlığımdan sonra iyice saldım. Hele ki daha askerden geleli 6 ay bile olmadı. Gerçi askerde de sürekli eğitimde olduğum anlaşılmasında illa ki bir nizam intizam durumu oluyordu. Ama kitap Fuarı beni biraz hareketlendirdi. Bu yıl fuarı biraz iş dolayısıyla sıkı gezme imkanı buldum. İşte size tavsiye edebileceğim bazı kitaplar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yekta Kopanın önceki kitaplarını okuduysanız zaten tarzını bilirsiniz. Ben tek kelimeyle "naif" diyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-SzEzVe4x4Co/Ts-yzRrP9RI/AAAAAAAAAGo/XaeDWY0jQL8/s1600/a.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-SzEzVe4x4Co/Ts-yzRrP9RI/AAAAAAAAAGo/XaeDWY0jQL8/s320/a.jpg" width="204" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ayşe KULİN in kitabını şuan okuyorum. Roman içerisinde hafiften giydirmede var hükümete ama güzel gdiyor.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ZB9bf7M4Ugc/Ts-y28I_-FI/AAAAAAAAAGw/gennn0kvPKI/s1600/aa.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZB9bf7M4Ugc/Ts-y28I_-FI/AAAAAAAAAGw/gennn0kvPKI/s1600/aa.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;İskender PALA yı beğenıyorsanız begenırsınız begenmıyorsanız begenmezsınız bu kıtabını da kendınızı zorlamayın yanı herkes okuyor bende begenmelıyım dıye. Zira abiyane tabırle kitap için "Bizim İskender yahu..." diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-8IRm-NaLg4o/Ts-y50wOniI/AAAAAAAAAG4/a9nV_tQej2Y/s1600/aaa.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-8IRm-NaLg4o/Ts-y50wOniI/AAAAAAAAAG4/a9nV_tQej2Y/s320/aaa.jpg" width="206" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Daha önce Reşit Hocanın Hz. Aişe sini okumustum.Harikaydı.Burada da bahsetmıstım. Bu kitap aynı hassaslıkta değil ama günümüze ait çok fazla şey bulacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-HvGdIhBg8qQ/Ts-y8nnnv2I/AAAAAAAAAHA/n-_nNGS2u8w/s1600/aaaa.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-HvGdIhBg8qQ/Ts-y8nnnv2I/AAAAAAAAAHA/n-_nNGS2u8w/s320/aaaa.jpg" width="215" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Evinde Osmanlıca- Türkçe Sözlük olmayan iyi bir okurum demesin. Hele ki bu sözlük en iyisidir. İşyerimde vardı artık evimde de var...(Ferit DEVELLİOĞLU-AYDIN YAYINLARI)&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Nox7NAsML9M/Ts-zAsWqzhI/AAAAAAAAAHI/--8qKgOkLy0/s1600/aaaaa.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-Nox7NAsML9M/Ts-zAsWqzhI/AAAAAAAAAHI/--8qKgOkLy0/s1600/aaaaa.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6874887942749554765?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6874887942749554765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/11/usengec-diye-bir-sfat-vardr-skca.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6874887942749554765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6874887942749554765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/11/usengec-diye-bir-sfat-vardr-skca.html' title='Üşenin Çocuğu Olmaz Derler...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-SzEzVe4x4Co/Ts-yzRrP9RI/AAAAAAAAAGo/XaeDWY0jQL8/s72-c/a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-8985113342131772655</id><published>2011-10-27T16:34:00.001+03:00</published><updated>2011-10-27T16:42:00.385+03:00</updated><title type='text'>Coca Cola...Hayatın Tadı....</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Coca-Cola Kutup Ayıları ve çevrelerini korumak amacıyla ikonik kırmızı kutuluranı değiştiriyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coca-Cola Yönetim Kurulu Başkanı Muhtar Kent 'Arctic Home' kampanyası çerçevesinde 1 Kasım'dan başlayarak 2012 Şubat başına kadar Coca-Cola'nın meşhur ikonik kırmızı kutularının değiştirileceğini açıkladı. psfk'nin haberine göre yeni kutuda kırmızı zemin yerine beyaz zeminde bir anne kutup ayısı ve iki yavrusu ile kırmızı Coca-Cola logosu yer alacak. Bu değişim WWF'in kutup ayılarını koruma çabalarına yardımcı olmak amacıyla başlatılan 'Arctic Home' kampanyasına dikkat çekmek amacıyla yapılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtar Kent, 1922'den bu yana Coca-Cola'nın simgesi haline gelmiş, markanın en büyük değerlerinden biri olan, kutuların görsellerindeki değişikliği WWF ile işbirliklerindeki farkındalığı arttırmak amacıyla yaptıklarını açıkladı. Ve bu değişikliğin bu görkemli hayvanlar için olumlu bir fark yaratacağına inandıklarını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-MVrr_PMtM0c/TqldQtV2WXI/AAAAAAAAAGc/W5alT5H9b6M/s1600/coca-cola-polarbear.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" ida="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-MVrr_PMtM0c/TqldQtV2WXI/AAAAAAAAAGc/W5alT5H9b6M/s320/coca-cola-polarbear.png" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutup ayıları daha önce sık sık Coca-Cola'nın reklam yıldızları olarak rol alıyorlardı. Şimdi ise marka 1.4 milyar beyaz kutunun kutup ayıları ve çevrelerini korumak için yardımcı olacağını umuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Pelin ÖZKAN dan alıntıdır...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-8985113342131772655?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/8985113342131772655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/10/coca-colahayatn-tad.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8985113342131772655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8985113342131772655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/10/coca-colahayatn-tad.html' title='Coca Cola...Hayatın Tadı....'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-MVrr_PMtM0c/TqldQtV2WXI/AAAAAAAAAGc/W5alT5H9b6M/s72-c/coca-cola-polarbear.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-5575569311007097024</id><published>2011-10-26T12:10:00.000+03:00</published><updated>2011-10-26T12:10:37.151+03:00</updated><title type='text'>Edilecek Brkaç Kelam Var Elbet</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Geçtiğimiz ay başından beri içimde tuttuğum ve artık zamanının çoktan geldiğine inandığım birkaç kelam var. Nerden nasıl başlasam hangisine daha çok kızdım bilmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle ki,&lt;br /&gt;Onca şehit verdik ve hala somut adımlar atamadığı için hükümete kızgınım. Bu ifadeler suç değil umarım? Kaç kişi ölmesi gerekiyor anlamış değilim. Yeni sayılır askerliğim biteli. Daha 4 ay önce askerden geldim ben. Yeni yeni çıkıyorum o psikolojiden hatta. Şehitlerden birisi hemen alt sokağımızda oturan bir askerdi. Daha hayatın başında bir genç adam...&lt;br /&gt;Askerdeyken insan hep bitirince neler yapacağını hayal eder. Eve dönünce diye başlar cümleler ve ardı arkası kesilmez. Tatil planları, evlilik hayalleri, iş projeleri sürekli yenilenir, tazelenir askerde. O gençlerde kim bilir neler hayal ediyorlardı sivil hayatlarında? Asla bilemeyeceğiz dahası asla yapamayacaklar artık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çift sözde bu atmosferi sulandıranlara...&lt;br /&gt;İşin özünü kaçırıp partizanlık yapanlara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-5575569311007097024?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/5575569311007097024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/10/edilecek-brkac-kelam-var-elbet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5575569311007097024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5575569311007097024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/10/edilecek-brkac-kelam-var-elbet.html' title='Edilecek Brkaç Kelam Var Elbet'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-2362115182581008153</id><published>2011-10-15T11:01:00.000+03:00</published><updated>2011-10-15T11:01:48.671+03:00</updated><title type='text'>Yaşlanıyor muyum ne!!</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Büyüyor muyuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru işaretlerinin kemirdiği günler hayata dair... Yaşlanmak büyümek vs. Hayat geçip gider kendiliğinden sorgusuz sualsiz geriye kalan hiçbirşeyin bir anlamı kalmıyor. Kendinden sonrasını noktalayan yegane şey bu olsa gerek : Ölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedemin ölümünden sonra sanki saltanat görevi bana geçmiş gibi daha çok sorgular oldum yaşamı. Bunda sadece bu ölüm yok tabiki. öncesindeki evliliğiminde payı çok büyük. Büyüdük büyüdük evlendik yatcaz kalkcaz yatcaz kalkcaz çocuklarımız, torunlarımız ve ölüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüznünden midir bu sonbaharın getirdiği yoksa yaşlanmaktanmıdır bilinmez bu haldeyim ve bir garip iç seferdeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba tüm bu ruhi medcezirlere mana vermek için hem biraz daha yaşamak ve dahası kelime dağarcığını arttırmak icab ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-2362115182581008153?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/2362115182581008153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/10/yaslanyor-muyum-ne.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2362115182581008153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2362115182581008153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/10/yaslanyor-muyum-ne.html' title='Yaşlanıyor muyum ne!!'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1071360114649006011</id><published>2011-10-10T15:46:00.000+03:00</published><updated>2011-10-10T15:46:20.672+03:00</updated><title type='text'>Yum Gözlerini Dede...</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Yıllar mı geçti nasıl?&lt;br /&gt;Nasıl da döküldü erkenden saçlarım apansızca. Yağmur yağdığında ıslanmıyor artık saçlarım. Dedemi yıkarken babam bunlar geliyor aklıma. Dedemin dökük saçlarına bakarken. İstemesem de bu adama benziyorum her geçen gün ve yıl...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızdığım onca şeyi varken her yaşımda biraz daha dedeme benziyorum bende.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Benim ilk kahramanıma...&lt;br /&gt;Halbuki benim hep yanımdaydı dedem. Onun aldığı üç tekerlikli bisikletle büyüdüm sanki ben. İlk hayal oyunlarımı onunla kurdum ben. İlk bakkala onun verdiği harçlıkla gittim. &lt;br /&gt;Sonra ne mi oldu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben büyüdüm dedem aynı kaldı &lt;br /&gt;Ben büyüdüm dedeme kızmaya başladım. Kızgınlığım aslında kendi içimdeki o kahramanaydı. Nasıllar niyeler aklımın almadığı olaylar yaşanmışlıklar...&lt;br /&gt;Aslında hep onu daha çok sevmemi engellediği için kızıyordum ona. Ne yaparsa yapsın değişmezdi bendeki yeri. &lt;br /&gt;Şimdi ardından düşünüyorum da ölüm süpürüyor herşeyi...&lt;br /&gt;Belki yıllar sonra daha da çok benzedikçe o adama belki de daha çok kızacağım kendime.&lt;br /&gt;Dönüpp arkama baktığımda hayatımın birparçası da onunla gitti...&lt;br /&gt;Hep mezar başlarında yakınlarının kabirlerine toprak atarken büyür insan derdim ya &lt;br /&gt;İşte şimdi ilk defa bir yaşı böyle geçtim.&lt;br /&gt;Bebekken beni kucağında uyuttuğunu anlatırdı dedem bana. Bense şimdi onun soğuk bedenine sıcak su döküyorum. &lt;br /&gt;Dedemin gözleri açık...&lt;br /&gt;Yum gözlerini dede yum...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1071360114649006011?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1071360114649006011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/10/yum-gozlerini-dede.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1071360114649006011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1071360114649006011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/10/yum-gozlerini-dede.html' title='Yum Gözlerini Dede...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-5331188024776861542</id><published>2011-09-21T17:23:00.000+03:00</published><updated>2011-09-21T17:23:59.018+03:00</updated><title type='text'>Herşey Yazmakla Başlar</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Yazmak okumakla başlar.dedi büyük yazar.Sonra ekledi ama çokça da yazmak gerekir aynı zamanda. Kim ne dersin yazmaktan vazgeçmemek lazımmış. Olmaz derlermiş, yapamazsın derlermiş.Herşeye inat yazmalısınız dedi. Buna kararlı durmak, inanmak dedi. İnandım. Sözcüklerinin hepsini o belki de bir çırpıda söyleyivermişti ama ben nakşetmiştim aklıma o bir nefeslik öğütlerini. Birçok kitabını okuduğunuz bir yazarın, dediklerine bu kadar inanmak zor olmasa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve böylece başladım yazmak niyetime. Yolda, ofiste yazacak onca şey geliyor aklıma.Yazacak bir şey , yazacak bir mekan omadığı zamanları bulduklarını düşünüyorum en güzel tasvirlerin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmak diyorum üstünde düşünüyorum her aklıma geldiğinde.Nasıl yazmalı? Nerden başlamalı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra dedim ki kendime.İlk aklına gelen yerden başla! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira yazmak, teorisini öğrendiğinde öğrenebileceğin bir şey değil.Aklına ne geliyorsa yaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar da öyle dememiş miydi? İnsanları gözle, çok oku, konuş, dinle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşimin bir parçasıydı aslında bu. E o zaman zor olan neydi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki bu yaşa kadar hiç bir şey çıkmadı ortaya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi çıkmadı desem yalan olur.Kaybettiğim ya da beğenmeyip sildiğin şiirlerimi toplasam onlarcasını bulurdu ama içimde son zamanlarda keşfettiğim başka bir şey vardı ve bu şey o önceki zamanlardaki aşk kokan, ayrılık içen, yürek sızlatan şiirleri sevmez dahası beğenmez olmuştu. Daha dolu, daha görülür olmalıydı yazdıklarım.He yazacaksam eğer bir gün aşka dair bir şey de o zamanda en kralı olmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe gelip giderken yaptığım minik yolculuklarda fark ettiğim bir başka şey de üzerine yazılacak ve hatta resmi çekilecek onlarca şey yakalıyor olmamdı. Kimisi bilinçaltımın bana oynadığı önceden farklı yerlerde gördüğüm şeylerde belki ama aralarından bana has olanlarda vardı. Bunları unuttuğumda kaçırdığım çok üzüldüğümü hissediyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşım yirmi beşe gelmiş ve kendime çizdiğim birçok şeyin uzağında kalmıştım ve artık buna ciddi bir son demenin zamanı gelmişti. Hayat öyle ya da böyle devam ederken elimden kaçırdığım şanslara yanmanın ucuz bir melankoliden ibaretti. Yaşandı ve geçti ama.Önümde ömrüm olursa yapmak istediğim çok şey var. Önce inanmalıyım.Kararlı durmayı öğrenmeliyim ve acele etmemeliyim verdiğim kararlarda. Bu güne kadar acele verdiğim kararlardan pişmanlıklar duydum ama bunlardan ders almam şart.Yoksa yapılan hatanın ne anlamı kalır ahmakların yaptıklarından değil mi ama?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazımı burada bitiriyorum.Daha dik duruşlu, daha kararlı olduğum günler için…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-5331188024776861542?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/5331188024776861542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/09/hersey-yazmakla-baslar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5331188024776861542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5331188024776861542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/09/hersey-yazmakla-baslar.html' title='Herşey Yazmakla Başlar'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-141372143467569535</id><published>2011-09-07T16:39:00.001+03:00</published><updated>2011-09-07T16:51:39.826+03:00</updated><title type='text'>Helal- Evlilik ve hayat üzerine...</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Ve işte galiba o gün geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evleniyorum...&lt;br /&gt;Evlilik hazırlıklarından bahsedip korkutmayayım kimseyi ama sadece "evlilik" olsa çok daha içime sinecek sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan gençliğinde hatalarla, anlık heyecanlarla yanılıyor, pişmanlıklar duyuyor sonrasında yaşadıklarına. &lt;br /&gt;Ardınızda enkazlar bıraktığınızda aslında çokta gelecekten keyif alamıyorsunuz. Bunun derin pişmanlığını yaşıyorum ben. İnsan "helalle" açmalı orucunu bence. Herşeyi helalle yapmalı. Bunu bir vaizin cemaatine verdiği nasihat gibi değil de yaşanabilir bir hayat tecrübesi gibi söylüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatınızda size kötü olmasına rağmen "normalleşen" şeyler vardır. Bence en kötüsü de budur. Haram hayatınızda normalleşirse artık bir zaman sonra helalin tadını alamaz olursunuz. Bence bu Allah'ın dünyada iken kuluna verebileceği büyük cezalardan biri olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış bir ilişkideki örneğin yaşadığınız büyük mutluluklardan, ilklerden sonra aynı güzellikleri doğru olanda yani "helal" olanda yaşadığınızda daha büyük keyif alırsınız. Sonunda pişmanlık yaşamazsınız çünkü. Ama yanlış ilişkinizdeki yanlışlar size normalleşirse sizin için tehlike çanları çalıyor demektir. &lt;br /&gt;Dilinizin üzerindeki minik tad alma noktalarınızın kesildiğini düşünün. Size tattırabileceğimiz dünyanın en güzel lezzetinin bile tadını alamazsınız. İşte yanlış ilişkiler yani haramlar sizin ruhunuzu bu denli yozlaştırır ve helalin tadını alamaz olursunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok şükür ki hayatımda normalleşmeden günahlar; helalimi buldum ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darısı size olsun...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-141372143467569535?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/141372143467569535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/09/helal-evlilik-ve-hayat-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/141372143467569535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/141372143467569535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/09/helal-evlilik-ve-hayat-uzerine.html' title='Helal- Evlilik ve hayat üzerine...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-8299887603790395749</id><published>2011-06-29T17:12:00.002+03:00</published><updated>2011-06-29T17:12:11.440+03:00</updated><title type='text'>Ve birgün...</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Yaşamın koşturmacasından çıktım. Hava basık, boğucu. Birde üstüne trafik var. Hava kararmaya başladı. Gün batıyor bu coğrafyada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman geçiyor ve mutad yaşamlar döngüsünde şimdiden sıkıldım. Boyun ve sırt ağrıları havanın dengesizliğiyle aynı orantıda yükseliyor. Gözlerimin beyazı ala çalıyor ve ben yorgunluğa yenik düşmemek için içtiğim onlarca kahvenin mide ezikliğini yaşıyorum. Çevremde dönen bu alemde bir noktadan bile küçüğüm ama inadına büyük uykusuzluk çekiyorum. Göz kapaklarımın üzerinde oturan yorgunluk melekleri kalkın artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-8299887603790395749?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/8299887603790395749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/06/ve-birgun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8299887603790395749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8299887603790395749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/06/ve-birgun.html' title='Ve birgün...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-874629714699258809</id><published>2011-06-04T17:43:00.000+03:00</published><updated>2011-06-04T17:43:52.259+03:00</updated><title type='text'>Yüzyıllık Yalnızlık</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;em&gt;"İnsanlar birinci mevkide giderken, edebiyat yük katarına atılırsa, dünyanın anası bellenmiş demektir."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okudum askerdeyken. Okumadan önce kitabın kapağındaki büyülü gerçeklik kavramını anlamamıştım. Yaşadıkları kasabada sanki evren yeni halk edilmişcesine dünyadan uzak insanlardan oluşan bir topluluk yaşıyor. Bu kitap öyle kapsamlı yazılmış ki zannederim Türk televizyonlarında dizi olarak yayınlansa yıllarca sürer. Buendia ailesinin yüzyılı aşan&amp;nbsp; nesiller boyunca yaşadıkları anlatılıyor demek cılız bir ifade kalır. Anlatılan olayların büyüsünün yanısıra halkın bunları olağan karşılamasını öyle iyi ifade etmiş ki yazar sayfalar sol tarafa doğru kalınlaştıkça size de olağan geliyor artık ve şaşırmıyorsunuz. O kada ki okuduğunuz esnada hayatınızdaki hiçbir olağandışılık size garip gelmiyor. Kitap sizi tam anlamıyla büyülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarın kullandığı kelimeler benzetmeler ve dahası olayları anlatma kabiliyeti çok yüksek.Beşyüz sayfaya yakın kitapta sürekli devam eden bir aksiyon silsilesi hakim.Gabriel Garcia Marquez in kendi hayatını yazdığı kitabında ingilizce bilmediğini ve bunun pişmanlığını yaşadığını okumuştum. O yüzden bu kitap kendi anadilinde yazılmış olmalı. Dahası kitabında Türkçeye anadilinden çevrildiğini düşünüyorum. Çevirmenini de tebrik etmemiz gerek. Kullandığı kelimelerle bize nakletiği bu kitabın Nobel Ödülünü hak ettiğini söylemek doğru olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim aklımda kalan birkaç güzel cümle örneğin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İki aydır durmadan yağan ve artık sessizliğin bir başka biçimi haline gelen yağmurun sesi...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Dünyanın en acıklı çelenk satılır yazısı&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;metresinin kocası ve karısının aşığı&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Çorba helmelenmesi ki helvelenmesi diye duymuştum ben.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Erkeklerin en büyük özelliği, doyduktan sonra açlığı inkar etmeleridir.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kalemin kağıt üzerindeki cızırtısından yazılan harflerin tek tek seçilebileceği kadar mutlak bir sessizlik.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Mahva sürüklemek&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ferahfeza&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;madensi katılık&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;her boyadan boyalı topluluk&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okumadıysanız tavsiye ederim...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-874629714699258809?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/874629714699258809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/06/yuzyllk-yalnzlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/874629714699258809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/874629714699258809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/06/yuzyllk-yalnzlk.html' title='Yüzyıllık Yalnızlık'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-381884259493345588</id><published>2011-06-04T17:10:00.002+03:00</published><updated>2011-06-04T17:10:47.385+03:00</updated><title type='text'>Anlatmak için Yaşamak</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Uzun zaman önce okumaya başladığım bu kitap başlarda beni o denli sıktı ki ara vermek zorunda kaldım. Sonra tekrar başlayınca &amp;nbsp;ne olduysa kitaba ve dolasıyla G. Garcia Marquez’in kendi hayatını anlattığı bu kitabı akıcı ve samimi buldum.&lt;br /&gt;Zira kitabın kendine anlatımını, yazarın cümle yapısını ve çevirmeninde bunları değerlendirme biçimini sonradan anladım.&lt;br /&gt;Yazar öyle değişik ve hızlı anlatıyor ki cümlenin sonu gelmeden o satırdan bir katil ya da bir aşık çıkarabiliyorsunuz. Yazar hayatındaki karakterlere farklı isimlerle sıfatlarla hitap ediyor çoğu zaman. Annesine örneğin, bazı yerde “anne” , bazı yerde “Bayan Marquez” derken aralarda da “Albay!ın kızı” – dedesi eski Albay- diyor. Bu belki şuan basit ve normal gözükebilir ama sürekli farklı karakterlerin ve isimlerin girdiği satırlarda kafanızın karışmasına sebep oluyor.&lt;br /&gt;Dikkatimi çeken bu anı kitabında yazarın olağanca objektif olmaya çalıştığıdır. Kitabını yazdığı yaşınında ileri olması – yetmişli yaşlarında yazmış- ona geçmişteki hatalarını daha net görebilme imkanı vermiş. Nobel ödüllü Gabo -arkadaşlarının onu çağırma şekli- Kolombiya’nın yoksul zamanlarında 11 çocuklu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve çocukluğunu emekli Albay olan dedesinin yanında geçirmiş. Bin Gün savaşları olarak tarihe geçmiş savaş döneminde Albay olarak görev yapan dedesi ve o dönemdeki Kolombiya ona büyük ilham kaynağı olmuş.&lt;br /&gt;Sonrasında da hep ailesinden uzakta öğrenim görmüş. Üniversiteyi yarıda bırakmış ve gazetecilik yapmış. Bu sırada da öyküleri ve şiirleriyle çevresinin dikkatini çekmiş. Tam da bu noktada dikkatimi çeken şiirin o dönem çok revaçta öykünün ve hatta romanın hiç popüleritesi olmadığı bir dönemde yazarın şiir yazabiliyor olmasına rağmen kendisini öyküde daha iyi ifade edebildiği için öyküye yönelmiş olmasıdır. Hatta Marquez, öykünün okurdaki tesirini romandan bile fazla olarak niteler.&lt;br /&gt;Hayatındaki insanlardan yaşadığı olaylardan etkilenerek sonraki süreçte hep kitaplarında kullanmış bunları.&lt;br /&gt;Nobel ödülü aldığı -1982- “Yüzyıllık Yalnızlık” kitabının dışındaki diğer kitaplarına da bakma imkanım oldu. Tavsiye ederim.&lt;br /&gt;Bu kitabında da hem hayatını hem de kitaplarını yazarken nelerden esinlendiğini merak edenler için güzel bir eser…&lt;br /&gt;Sadece “Tabu ” oynarken karşılaştığımız bu büyük yazarı buraya taşımak istedim. Çocukluğundan otuzlu yaşlarına kadar geçen hayatını anlatan Gabo, kelimenin tam anlamıyla hayat serüvenini bizlere sunmuş.&lt;br /&gt;Okuduğum bu kitap İspanyolca orijinal dilinden çeviriydi. Çeviri kitaplarla ilgili de okurken tedirginiliğim oluyor. Gönül ister ki tüm dillere anlayacak kadar hakim olalım ama değiliz. Özellikle dünya klasiklerinde yaşadığımız bu sorun sanki klasikleri Türkçe yeniden ele alınmış gibi bir tat veriyor. Aslından uzaklaşıyor. Bunun nedeni de İngilizce!nin dışındaki kitapların orijinal dillerinden değil de İngilizce tercüme hallerinden Türkeç.’ye çevrilmiş olmasıdır. Son dönemde bazı yayınevleri bunun üzerinde duruyorlar. Can yayınlarından çıkan bu kitapta da aynı özen gösterilmiş.&lt;br /&gt;Teşekkür etmek lazım…&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-381884259493345588?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/381884259493345588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/06/anlatmak-icin-yasamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/381884259493345588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/381884259493345588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/06/anlatmak-icin-yasamak.html' title='Anlatmak için Yaşamak'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-5934485807519584167</id><published>2011-06-04T17:06:00.002+03:00</published><updated>2011-06-04T17:06:56.214+03:00</updated><title type='text'>Yalancı Tanıklar Kahvesi</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Arka kapağında darbe yıllarındaki bir gencin – Muhsin- yaşadığı ikilemleri anlattığını söylüyor kitap. Devrimle, hayatı arasında kalan bir üniversite öğrencisinin zor seçimlerinden bahsettiğini iddia ediyordu.&lt;a href="http://www.kralinsoytarisi.com/wp-content/uploads/2011/03/91059.jpg"&gt;&lt;img alt="" class="alignright size-full wp-image-1263" height="301" src="http://www.kralinsoytarisi.com/wp-content/uploads/2011/03/91059.jpg" title="91059" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hem biraz bu ikilemler için -bende her genç gibi çektiğim için- çekmişti beni hem de Vedat TÜRKALİ’nin daha önce hiç kitabını okumamıştım.&lt;br /&gt;Ama itiraf etmeliyim ki hiçte düşündüğüm gibi değildi kitap. Öyküsünde gerçekten ikilemler yaşayan bir genç vardı ama bu gence “devrimci” sıfatı vermek yanlış olur. Romanın başında birkaç yıllık hapis yattığından bahsedildi ama birkaç cümle ile.&lt;br /&gt;Bu tarz kitaplardan dönemine ait birşeyler öğrenmek istersiniz değil mi?&lt;br /&gt;Bu isteğinize kitabın sonlarına doğru kısmen ulaşıyorsunuz. Zira genç aylak aylak dolaşmaktan ve uçkuruna hükmetmekten devrimci eylemlere vaklit bulamıyor. Gerçekten böyle ise o dönemin devrimcileri neden başarısız olduklarını fazla düşünmesinler. Yazarında 68 kuşağı olduğunu düşündüğümüzde illaki gerçeklik payı vardır. Günümüze baktığımızda da 68 kusaşığının o yeşil parkeli devrimcilerin(!) şimdi emperyalizmin göbeğindeki AVM lerde müdür olduklarını ya da tv’lerde neler yaptıklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;Romandaki Muhsin karakteri aylarca dolaştıktan birkaç ilişki yaşadıktan sonra milletin parasını çalıyor diye konuşmadığı babasının her ay ona yolladığı harçlıklarla kızlarla yatmaktan başka arada da devrimi düşünüyor. Kitapta vaadedilenle verilenin aynı olmayışı bir noktadan sonra sıkıyor ki yazar o dönemdeki siyaseti bu yüzden eleştiriyor.&lt;br /&gt;Sonlarına doğru o zaman yeni yeni ortaya çıkıp siyaset arenasına giren muhafazakar siyasi kimlikler aracılığıyla günümüz ortamını eleştiriyor. Ama bu göndermeler bile çok sığ ve derinliğinden uzakta olduğunu gösteriyor yazarın. Zaten romanın hiç bir yerinde demek istediğini tam diyemeyen bir duruşu(!) var.&lt;br /&gt;Sonunda da bu dönem romanını bir aşk hikayesi gibi bitirerek romanına son veriyor.&lt;br /&gt;Yazar, karakterleri arasında diyaloğu olabildiğince kısa tutuyor. Sıkça kullandığı bir kalıp var ve bu irite ediyor bir vakitten sonra.&lt;br /&gt;-yapsındı /&amp;nbsp; -sağlıcakla kalsındı. vs.&lt;br /&gt;gibi yüklemlerle geçiştiriyor. Birde kendisine uydurukçadan aldığını düşündüğüm bir fiili kullanmış epeyce. Konuşmak ya da Demek fiillerinin yerine Almak eylemini kullanıyor.&lt;br /&gt;Muhsin yorgun bir şekilde aldı:&lt;br /&gt;-Yeter artık!&lt;br /&gt;En çok beğendiğiim yanı ise kapak tasarımı oldu kitabın. Keşke bize hiç birşey yazmasaydı da kapağındaki o elleri cebindeki adam resmini hayal gücümüze bıraksaydı. Zira kitabın anlatmak istediğini daha iyi anlardık…&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-5934485807519584167?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/5934485807519584167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/06/yalanc-tanklar-kahvesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5934485807519584167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5934485807519584167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/06/yalanc-tanklar-kahvesi.html' title='Yalancı Tanıklar Kahvesi'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-8617000263675538132</id><published>2011-03-05T15:58:00.000+02:00</published><updated>2011-03-05T15:58:49.366+02:00</updated><title type='text'>O şimdi asker:p</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Askerde...&lt;br /&gt;Yaşamın kıymetini bilmek adına çok şey öğretiyor askerlik. Tabi ki sevdiklerininde...Kendini dalgalara bırakıp gittiğini düşün...Sorgulamalarını kendini...al sana askerlik..Geriye ne mi kalıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamuflaj,ictima, nöbet ve sayım....&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-8617000263675538132?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/8617000263675538132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/03/o-simdi-askerp.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8617000263675538132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8617000263675538132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/03/o-simdi-askerp.html' title='O şimdi asker:p'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-2641295534413350038</id><published>2011-02-27T13:32:00.000+02:00</published><updated>2011-02-27T13:32:36.585+02:00</updated><title type='text'>Ayşe KULİN' den HAYAT &amp; HÜZÜN</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Ayşe Kulin okumamıştım daha önce. Adı: Aylini Sevdalinka yı Veda yı Türkanı hep duydum ama neden bilmem okumadım. Son dönemde kurgu romanlarda birbirinin tekrarı filmler, diziler gibi gelmeye başladı bana ve soğudum. Belki de bu yüzden daha çok biyografilere, fikir ve düşünce kitaplarına döndüm. Ayşe Kulin'de hayatını anlattığı bu iki kitabında beni kalbimin bam telinden vurdu. İlk kez karşılaştığım kelimeleri cümle kurulumları tadında kullandığı Osmanlıca - Arapça kelimeleriyle sanki yakın bir akrabamdan tanık olduğum hayat hikayesini dinliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoktandır görüşmediğim bir teyzemi yeniden bulmuş olmanın heyecanıyla buyur ettiğim akıl ve gönül bahçemde Ayşe Kulin hem askerlik serüvenimde beni ayrı dünyalara götürdü hem de yakın tarihin içinde bulunduğu tanık olduğu içinde olduğu hadiseleri anlattı. Çocukluğundan başlayarak babasının vefatına kadar yazdığı hayatında gerçekten onlarca olay ve iki evlilik ve dört erkek çocuk girmiş. Bunun yanısıra Abdi iPEKÇİ, iPEK oNGUN dan tutunda tanıdığımız tanımadığımız onlarca alanında ünlü şahsiyet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende bir yudumda okuduğum Ayşe KULİN ben nasılım? cevabını sizinle paylaşayım istedim. Tavsiye ederim. Ve buradan sesimi duyarsa devamını da heyecanla beklediğimi söylemek isterim. Kitaplarının sonlarına eklediği resimlere dayanamayıp önce baktığımda çok kafamda oturmamş yabancı resimlere baktığımı düşünmüştüm ama en son bakınca sanki teyzemlerin dedemlerin gençliğine bakar gibi baktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh5.googleusercontent.com/-Q-km-Grzm-E/TWo1v_nfYgI/AAAAAAAAAGQ/GSFwLxU_F_4/s1600/AYE-KU%257E1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" l6="true" src="https://lh5.googleusercontent.com/-Q-km-Grzm-E/TWo1v_nfYgI/AAAAAAAAAGQ/GSFwLxU_F_4/s320/AYE-KU%257E1.JPG" width="219" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh6.googleusercontent.com/-5UasXFl3aUA/TWo1xJIjSoI/AAAAAAAAAGU/eBAdaBpczAU/s1600/ayse-kulin-huzun.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" l6="true" src="https://lh6.googleusercontent.com/-5UasXFl3aUA/TWo1xJIjSoI/AAAAAAAAAGU/eBAdaBpczAU/s1600/ayse-kulin-huzun.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Okurken düşündüm de ne çok şey götürmüş zaman teknoloji bizden ve geriye ne boş şeyler bırakmış. Ürktüm...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-2641295534413350038?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/2641295534413350038/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/02/ayse-kulin-den-hayat-huzun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2641295534413350038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2641295534413350038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/02/ayse-kulin-den-hayat-huzun.html' title='Ayşe KULİN&apos; den HAYAT &amp; HÜZÜN'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh5.googleusercontent.com/-Q-km-Grzm-E/TWo1v_nfYgI/AAAAAAAAAGQ/GSFwLxU_F_4/s72-c/AYE-KU%257E1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-4810933731020444473</id><published>2011-02-27T12:31:00.002+02:00</published><updated>2011-02-27T12:31:53.130+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='can dündar lüsyen'/><title type='text'>AŞK HERŞEYDEN ÖTEDE Mİ?</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Günler sonra parmaklarım klavyenin tuşlarına değerken ve yazacağım onca şey varken aklımda "Nasıl Başlamalı ? " diyorum parmaklarımın pasını atıyorum. Kitap fuarından aldığım ve geçte olsa okuduğum Can DÜNDAR'ın son kitabı "Lüsyen" tadı damağınızda kalacak bir kitap olmuş. İçinden aşk geçecekse eğer bir cümlenin onu Can DÜNDAR yazmalı bence. Abdülhak Hamit TARHAN'ın Lüsyen isminde bir bayanla bundan ta yüzyıl önce yaşadığı aşk hikayesi dillere destan olmuş zamanında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı bir taraftan okurken diğer taraftanda kendimi, çevremi ve ilişkilere bakış açımı sorguladım ister istemez. Ünlü şair altmışın üzerindeki yaşına rağmen 19 yaşındaki bir bayana aşık alıyordu.Belki zamanında yadırganacak bir durum olabilir ama karşılıklı olduktan sonra sorun yoktur değil mi? Benim takıldığım noktada bu değil zaten. Şairin yüksek egosunun aşkı kadar büyük olmasına kızdım ben. Sonra çok aşıkolmasına rağmen diğer taraftan hem karşısındaki bayana hem de çevresibe yapmadığı kalmamış şairin.Kaitabı okursanır eğer bunları göreceksiniz. Can DÜNDAR nedense sadece "büyük aşk" olduğu için kaleme almış olmalı bu kitabı.Zira yaşananların içinde yıllarca sadece karşısındaki dedesi yaşındaki adamı sevdiği için memleketinden ailesinden uzak kalan genç bir kadın ve ttorunu yaşındaki bir bayanı sevdiği için kendinden asla ödün vermeden tüm zilletine rağmen hayatını yaşamaya devam eden bir adam var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenin içinde sadece aşkla ile baktığın zaman büyük ve kıskanılası bir aşk hikayesi olduğu gerçek. Ama düşünüyorum da aşk tüm kültür ve geleneklerimizin ötesinde mi? O olunca herşeyden soyutlanıp sadece onu mu yaşamalıyız.Aşk bizi alıp başka diyarlara götürdüğü zaman hayatımızın tüm gerçekliğini inkar mı etmeliyiz ? Cevapsız sorular dizildi aklıma bir tesbih tanesi gibi. Lüsyen için üzüldüm sonra. Çok sevdiği için çektiklerinden sonra Şair'ede kızdım aslında. Biz aşkı karşımızdakinin mutluluğuna öncelik vererek yaşamaz mıydık dedim. Sonra bir yerinde şair iyi yaşlanmıştı zaman geçtikçe ve Lüsyen'i başka birisiyle evlendirdi. Sevdiği insana yetemediğini düşündüğü için ve tabiki onunla aynı ülkede kalabilsin diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olursa olsun sonunda güzel aşk cümleleri kaldı ama aklımda ve kalbimde yine de aşk bu değil dedim kendime. "Mustafa" filminden sonra Atatürk'e napmış diye kızdığım C.DÜNDAR'a bir kez daha diyorum &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Aşk olsun Can...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh6.googleusercontent.com/-5RV-ICpf2rA/TWooB1qUdRI/AAAAAAAAAGM/E8qRsd3hrT0/s1600/1288085784-0.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" l6="true" src="https://lh6.googleusercontent.com/-5RV-ICpf2rA/TWooB1qUdRI/AAAAAAAAAGM/E8qRsd3hrT0/s1600/1288085784-0.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-4810933731020444473?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/4810933731020444473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/02/ask-herseyden-otede-mi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/4810933731020444473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/4810933731020444473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/02/ask-herseyden-otede-mi.html' title='AŞK HERŞEYDEN ÖTEDE Mİ?'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh6.googleusercontent.com/-5RV-ICpf2rA/TWooB1qUdRI/AAAAAAAAAGM/E8qRsd3hrT0/s72-c/1288085784-0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-780206863371016658</id><published>2011-02-27T12:29:00.002+02:00</published><updated>2011-02-27T12:29:44.837+02:00</updated><title type='text'>BU ADAM NE YAPIYOR?</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Aylar sonra klavyenin tuşlarına dokunma imkanı bulmanın verdiği ferahlık var üstümde. Önce ürkerek yaklaştık birbirimize ve şimdi aylar sonra kavuşmanın verdiği neşe var ikimizde de. 337. Kısa dönem askerim Kırklareli Vize de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 haftalık askerliğimin sonunda anladım ki askerlik zormuş:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman ve mekan kavramını unuttuğum zamanlar yaşıyorum. Belki buna bir arınma süreci de diyebiliriz.Kendine daha çok zaman ayırıp daha çok sorguluyor insan böyle zamanlarda. Geçmişe dair koşuşturmalarını, hatalarını doğrularını tartıyor belki dedaha net bir dürbünden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyden uzaklaşıp geriden bakıyorum hayata ve galiba en zoru da giden için onsuz hayatın devam ediyor olmasıymış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerlik sorusuna verilecek onlarca cevap var tabiki.Ama bpşverin bunları. Benim için tüm bunların yanısıra en faydalı tarafı son yıllarda okumadığım kadar fazla kitap okumuş/okuyor olmamdır. Zamanım oldukça sizlerle paylaşmaktan heyecan duyacağım onlarca kitap geldi geçti elimden. Afrikalı bir mültecinin hayatının anltıldığı "Küçük Arı' dan Ayşe KULİN'in hayatını anlattığı "Hayat ve Hüzün" kitaplarına kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçoğunu okumaktan ayrı bir keyif aldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu kısa yazıda size BU ADAM NAPIYORUN cevabı olsun...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-780206863371016658?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/780206863371016658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/02/bu-adam-ne-yapiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/780206863371016658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/780206863371016658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2011/02/bu-adam-ne-yapiyor.html' title='BU ADAM NE YAPIYOR?'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6374817689839374653</id><published>2010-11-12T16:29:00.001+02:00</published><updated>2010-11-12T17:17:44.335+02:00</updated><title type='text'>...Ve Seviyorum...</title><content type='html'>BENİMLE EVLENİR MİSİN CANIM BENİM?&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TN1aia82AYI/AAAAAAAAAGA/pK-BkRoYHX4/s1600/4856815236_c367a8bf50_o.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TN1aia82AYI/AAAAAAAAAGA/pK-BkRoYHX4/s1600/4856815236_c367a8bf50_o.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TN1PAQxFZDI/AAAAAAAAAF0/GKi9tY3C_Ls/s1600/EVL.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="313" src="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TN1PAQxFZDI/AAAAAAAAAF0/GKi9tY3C_Ls/s320/EVL.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TN1PMfIBgaI/AAAAAAAAAF4/WMqec4PLtx0/s1600/evlilik.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TN1PMfIBgaI/AAAAAAAAAF4/WMqec4PLtx0/s320/evlilik.jpg" width="264" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TN1PPLFyRcI/AAAAAAAAAF8/f1LPC--PkUI/s1600/EVLK.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TN1PPLFyRcI/AAAAAAAAAF8/f1LPC--PkUI/s1600/EVLK.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6374817689839374653?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6374817689839374653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/11/ve-seviyorum.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6374817689839374653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6374817689839374653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/11/ve-seviyorum.html' title='...Ve Seviyorum...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TN1aia82AYI/AAAAAAAAAGA/pK-BkRoYHX4/s72-c/4856815236_c367a8bf50_o.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-9144792211719035828</id><published>2010-10-22T18:24:00.004+03:00</published><updated>2010-11-11T00:06:52.021+02:00</updated><title type='text'>Bugün Yollardayımm...2.Bölüm.</title><content type='html'>Artık o cemaatin bir vazifesi vardı.Namazımız izleniyordu turistler tarafından. Acaba bu dini eğitimlerde kullanılabilir miydi? Hani sadece Allah bizi görüyor deriz ya.Bu sefer turistlerde izliyordu. Daha dikkatli olmalıydık.Ama nerdee...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namazı dikkatlice izlemeye başlayan turist çift arkamızda bize bakarken biz başladık namaza. Yanımda duran yaşlı amcanın telefonu çalıncaya kadar herşey güzeldi. Üçüncü rekatta amcanın telefon ulvi bir müzik çalmaya başlayınca amca panikledi. Telefonunuda kapatamadı tabi biranda ve o telefonda baya çalarak bize üçüncü rekatta eşlik etti. Allah'tan dini bir müzikti.Zira çalan Demet AKALIN dan çanta falan olsaydı halimiz haraptı. Turistler ülkelerine gitiklerinde eminim bizim ibadetimizi çevrelerine anlatırlarken bunu atlamayacaklar ve yakınlarına "müslümanların ibadetinin bir bölümünde, yaşlı bir amca dini bir müzik açıyor ve ibadetlerinin bir kısmı öyle devam ediyor" diyecektir.Ne haldeyiz di mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihin ve İslam'ın büyük mabedlerinden olan bu mekandan çıkarken sanki tüm sıkıntılarım orada kalmıştı. Dışarı çıktığımda havanın aslında çok daha güzel oluğunu hissettim.Hayat insanın baktığı yerden gördüklerinden başkası değildir.Ne kadar geniş ve ne kadar olumlu bakabildiğimize bağlıdır güzelliği ya da kötülüğü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sultanahmet köftecisini hepimiz biliriz.Ama çakma olanları değil; o ramazanı şeriflerde önünde kuyruk olanı kastediyorum. Oraya gittim. Cam kenarından dışarıyı izleye izleye güzel köftemi ve irmiğimi yedim. Yan masadaki insanların konuşmalarını dinledim. Üç genç bayan, sadece kendilerinin ingilizce bildiklerini sanarak ingilizce konuşuyorlardı bazı özel mevzularını.Düşünebiliyor musunuz hem de Sultanahmette...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık o mekan benim için temizlendi.Oradan çıkıp yazarlar birliğine geri döndüm. Bu sefer bir konuşmacı vardı.İsmini bilmiyorum.Ama dinleyici profilleri enteresandı.Kapalı kadınlar ve hatta çarşaflı hanımlar oluşturuyordu ağırlıklı ve de sordukları derin sorularla da günümüzde çokca tartışılan türban mevzuunun aslında ne kadar sığ ve boş olduğunu anlıyordunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam eve döndüğümde yüzümde yorgunca bir gülümseyiş vardı. Ne biriniz hani Ayasofya mı dedi?? Tamam orayı da gezdim onu da anlatıcam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farz edin ki bu resimdeki adamda benim...&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TMH9-tQGhcI/AAAAAAAAAFw/MxiIEK7LKkQ/s1600/SULTANAHMET-MEYDANI-VE-ESKI-OTOBUSLER__17723203_0.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="248" nx="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TMH9-tQGhcI/AAAAAAAAAFw/MxiIEK7LKkQ/s400/SULTANAHMET-MEYDANI-VE-ESKI-OTOBUSLER__17723203_0.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-9144792211719035828?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/9144792211719035828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/bugun-yollardaymm2bolum.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9144792211719035828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9144792211719035828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/bugun-yollardaymm2bolum.html' title='Bugün Yollardayımm...2.Bölüm.'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TMH9-tQGhcI/AAAAAAAAAFw/MxiIEK7LKkQ/s72-c/SULTANAHMET-MEYDANI-VE-ESKI-OTOBUSLER__17723203_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7681192255721145657</id><published>2010-10-22T00:54:00.001+03:00</published><updated>2010-10-22T18:22:07.760+03:00</updated><title type='text'>Bugün Yollardayımm...1.Bölüm</title><content type='html'>Bir seneden fazla zamandır yazıyorum buraya.Benim yazım geçmişim çok uzun zaman önce başladı ama genelde çevremle paylaşırdım önceden.Yani benimkisi hani derler ya "zamanında buraları alsaydık şimdiye zengin olurduk" gibi birşey...&lt;br /&gt;Blog yazarlığına başlarken herhangi birşey düşünmemiştim konseptle alakalı. Hatta bazen blogun türüyle alakalı sorular karşısında kendime soruyorum acaba türü ne diye??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birara kendi yazılarımı yazdım buraya.Birara hikayelerimi.Sonra baktım şiirlerde girmiş. Okuduğum kitapları yazmaya başladım. Sağolsun arkadaşlarım seviyorlar yazılarımı her türlü.Birazda benim zorumla okuyorlar.İşte bugüne kadar geldik. Hatta birara burası müsvedde defteri gibi olmuştu malesef. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünde düşündüm ki aslında "insan hikayeleri" ni daha iyi anlatabiliyorum. Bakalım becerebilecek miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün sabahtan çıktım yollara.Avcılar'dan taa Ümraniyeye...ama zevkle gittim.Hava miss gibiydi.Seviyorum ben bahar havalarını.Bugünde hava bahardan kalmaydı. İşlerimi bitirdikten sonra kendimi Sultanahmette buldum.Yazarlar Birliğinde dergicilik fuarı vardı.Bende bir dergideyım ama bizim dergimiz yoktu fuarda.Zira biz Tüyapa hazırlanıyoruzz...&lt;br /&gt;Neyse yazarlar birliğine ilkkez ismi lazım değil bir arkadaşın vasıtasıyla gitmiştim. Ama bu fuar havasını baya değiştirmiş mekanın.Edebiyattan düşünce ve fikir dünyasının birçok dergisi oradaydı.Konuşmacılar bir taraftan kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili söyleşi yapıyorlardı. Güzel farklı bır havaydı.Bıraz dınledım ama sonra o sesi duydum, o muhtesem ses tüm sıcaklığıyla beni kendıme getırdı. Zaman durdu sanki....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahü ekber....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkindi ezanıyla çıktım oradan..tabiki Sultanahmet Camiine...&lt;br /&gt;Bir taraftan hızlı adımlarlakoşuyordum diğer taraftanda Sultan Ahmet'in bu camii yapılırkenki hassasiyetini düşünüyordum.Abdestsiz hiçbir işçinin çalışmadığını biliyor musunuz bu camii inşaatında..Adeta tarihe meydan okuyordu o mabed...&lt;br /&gt;Avlusuna girdiğimde ise ellerinde fotoğraf makineleriyle turistlere rastladım. Yahu yıllardır bu camiinin çekilmedik taşı, karesi kalmadı galiba...Yerli yabancı herkes şakır şakır resim çekiyor. Sonra onları görünce kaç kez geldiğim şu camiide çekilmiş bir resmimin olmadığını düşündüm. Hem de İstanbul'da oturuyordum düşünebiliyor musunuz??&lt;br /&gt;Ama bu birazda bilinçli bir istekti. Çünkü ben böyle durumları resimlere değil; zihinlere kazımayı , gönüllere nakşetmeyi severim.Fuarda mesela beğendiğim bir yazara rastladığımda onun imzasını almak yerine, onunla birkaç kelam edebilmeyi severim. Mesela Ahmet Ümit bana "yüzündeki gülümseme hiç eksik olmasın." demişti.Bunu hiç unutmam.O an onun için yüzümdeki gülümsenin anlamlı olduğunu hissettiğim an benim için çok daha özeldir. O yüzden saletin camiilerine yada herhangi bir dini ya da tarihi bir yere geldiğimde fotoğraf çekilme çabasına çok girmem. Oturup bir kenara orayı dinlerim.Neyse konu çok dağıldı.Hızlıca abdest alıp farza yetiştim. Camiinin o büyük kapısından içeri girerken güvenliğin oradaki yabancı turistlere türkçe olarak&lt;br /&gt;-ziyaret dört buçuktan sonra...&lt;br /&gt;dediğini duydum ve güldüm. Sanırım rehberlere diyor diye hüsnü zan takındım üstüme.Sonra içeri girmek isteyen bir çift yabancı turist namazı izlemek istediklerini söylediler rehber vasıtasıyla. Ve güvenlik onları içeri aldı namazı izlesinler diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7681192255721145657?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7681192255721145657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/bugun-yollardaymm.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7681192255721145657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7681192255721145657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/bugun-yollardaymm.html' title='Bugün Yollardayımm...1.Bölüm'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1908226341331748377</id><published>2010-10-20T16:55:00.002+03:00</published><updated>2010-10-20T16:57:16.759+03:00</updated><title type='text'>Nedir Bu Pastırma Yazı?</title><content type='html'>Bazen arkadaşlarım tarafından yahu ne garip adamsın.fuzüli bilgiler hep sende... tepkisini alıyorum.Zira konuşmalarımız sırasında ilginç detaylar vermeyi,herkesin bildiklerinin fazlasını ve gayrısını bilmeyi ve dahi paylaşmayı seviyorum. Bunun sebebide meraklı olmam. Bugünlerde de neden bu pastırma yazı deniliyor bu ara sıcak zamanlara diye bir düşünce sardı beni. Aklıma ilk gelenin bu dönemin pastırma yapılması için en uygun zaman olmasından dolayı olduğu düşüncesiydi ve doğru çıktı.Biraz iç anadolu menşeili olmanın verdiği genetiksel zihin bulamacımın katkısıyla o pastırmanın yapımında kurutulması gerektiğini ve bununda güneşe asılarak olduğunu size söylemem gerek.Neyse ki fazlası da varmış.Zira bu pastırma yazı başka memleketlerde farklı anılıyormuş. Ama şuan kendisi taa polonyada olan bir arkadaşım daha bizim pastırma yazından bihaber. Onun şahsında bu pastırma yazı dönemini bilmeyenlere gelsin sıradaki parça:p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu günlerde yaşadığımız aslında orijinal zamanlı pastırma yazı değil; zira pastırma yazının dönemi ekimin son günleri ve Kasımın ilk haftasıdır. -Buradan Tuba'ya selamlar- Bizim neden Pastırma yazı dediğimizi anladım ama Ya amerikanlıların ındıan summerı ne alaka idi. Bundan sonrasını da Sevin OKYAY ın 2002 Radikalde yazdığı bir yazının bir paragrafı bize cevaplıyor.&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;'Kızılderiliyazı'na gelince (ki, bir sözlüksel kaynakta, iki 'e'si eksik olarak'all-Hallow(ee)n summer' adı verilmiş) hayli tartışma ve araştırmayakonu olmuş. Sonunda bu tanımı ilk kez 1778 yılında St. John deCrevecoeur diye bir Fransız'ın kullandığı anlaşılmış. Kızılderililerlene ilgisi olduğuna gelince, birtakım ırkçı safsataların arasında enbaba tahmin, bu mevsimin Kuzey Amerika yerlilerinin av sezonu olması.H.E. Ware adlı bir şahıs ise, adı geçen mevsimin aslında Hint yazıolduğunu, Hint Okyanusu'ndan o dönemde geçen gemilerin, hava koşullarıolumlu olduğu için en fazla kargoyu yükleyebildiğini iddia ediyor.'Hint yazı/Indian summer', iyi hava mevsimi anlamına gelirmiş veteknelerde ancak bu mevsimde göze alınabilecek yük seviyesini gösteren'I.S.' harfleri bulunurmuş. Bir A.B.D. atasözü ise, 'Ekim ve kasımayında pastırma yazı olmaz ise, kış ortasında olur' diyor. Ne güzel...Hayatta hiçbir şeyden umudu kesmemek lazım."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL70zh9lmuI/AAAAAAAAAFs/6mC1ZignaCc/s1600/pastirma_sunum.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL70zh9lmuI/AAAAAAAAAFs/6mC1ZignaCc/s1600/pastirma_sunum.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: white;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Sonuç olarak pastırma yazının orijinal zamanlarında olmasak dahi ne güzel dimi güneşli günler...Sanki yazın "...off çok sıcak..." dediğimiz zamanları bize yediriyor gibi. Ama işte herşey zıttıyla güzell...Heryer gece olsa hangimiz kaldırır kafayı da yıldızlara bakar geceleri...Yani 26 yaşındaysanız ve dişiniz ağrırken dışarıda hava pastırma yazıysa ve siz mecburen çalışmak zorundaysanız hayat çok zor...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1908226341331748377?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1908226341331748377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/nedir-bu-pastrma-yaz.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1908226341331748377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1908226341331748377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/nedir-bu-pastrma-yaz.html' title='Nedir Bu Pastırma Yazı?'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL70zh9lmuI/AAAAAAAAAFs/6mC1ZignaCc/s72-c/pastirma_sunum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6120617806950031657</id><published>2010-10-19T23:26:00.001+03:00</published><updated>2010-11-11T00:07:36.092+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eskihisar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündoğumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sincap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erzin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='soda nehri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hatay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mersin'/><title type='text'>Benım Manzaralarımmm....</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL37Q42ulPI/AAAAAAAAAE8/h8-WEC4AVeM/s1600/P1010456.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="180" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL37Q42ulPI/AAAAAAAAAE8/h8-WEC4AVeM/s320/P1010456.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL37sq42JTI/AAAAAAAAAFA/eC1K266pmzo/s1600/P1010490.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL37sq42JTI/AAAAAAAAAFA/eC1K266pmzo/s320/P1010490.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL37_968diI/AAAAAAAAAFE/uN4QSdkw5qg/s1600/P1010515.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL37_968diI/AAAAAAAAAFE/uN4QSdkw5qg/s320/P1010515.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL38aVxfs6I/AAAAAAAAAFI/Gb2cP2_pIo0/s1600/P1010507.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL38aVxfs6I/AAAAAAAAAFI/Gb2cP2_pIo0/s320/P1010507.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL38xCxO4GI/AAAAAAAAAFM/pZuyL4WkevU/s1600/P1010707.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL38xCxO4GI/AAAAAAAAAFM/pZuyL4WkevU/s320/P1010707.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL39GnXwwjI/AAAAAAAAAFQ/lcpovH3uUcA/s1600/P1010929.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL39GnXwwjI/AAAAAAAAAFQ/lcpovH3uUcA/s320/P1010929.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL39QCVGNBI/AAAAAAAAAFU/pz_2U6IRW38/s1600/P1010988.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="180" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL39QCVGNBI/AAAAAAAAAFU/pz_2U6IRW38/s320/P1010988.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL39RFxiz2I/AAAAAAAAAFY/IjD6w5UYpRc/s1600/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC009.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL39RFxiz2I/AAAAAAAAAFY/IjD6w5UYpRc/s1600/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC009.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL3-K2ZFHNI/AAAAAAAAAFk/2fB3-IGjN40/s1600/22052010079.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL3-K2ZFHNI/AAAAAAAAAFk/2fB3-IGjN40/s320/22052010079.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL3-XG22A4I/AAAAAAAAAFo/oBI0RXmNpnY/s1600/22052010084.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL3-XG22A4I/AAAAAAAAAFo/oBI0RXmNpnY/s320/22052010084.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6120617806950031657?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6120617806950031657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/benm-manzaralarmmm.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6120617806950031657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6120617806950031657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/benm-manzaralarmmm.html' title='Benım Manzaralarımmm....'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL37Q42ulPI/AAAAAAAAAE8/h8-WEC4AVeM/s72-c/P1010456.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-8043294201814204940</id><published>2010-10-19T13:14:00.000+03:00</published><updated>2010-10-19T13:14:48.076+03:00</updated><title type='text'>Ağlayan el yazımm....</title><content type='html'>El yazısının sıcaklığıyla ilgili birşeyler düşünüyordum ki bir blogta bir arkadaşın kendisine gönderilen hediyenin kendisinden ziyade kartının el yazısı ile yazılmış olmasına mutlu olduğunun söylediği yazısını okudum. Kaybettiğimiz değerle silsilesine girmeyeceğim ama el yazısı özelliğimizi kaybettik. Şuanda bile bakın bu şekilde yazıyorum. Buna birazda mecbur kaldık.Nedenleri var tabiki. Ama el yazımızı hala kullanacağımız yerlerde var. En son ne zaman sevgilinize kendi el yazınızla bir not ya da bir mektup yazdınız bir düşünün?&lt;br /&gt;Attığınız onca mailin, saatlerce msn, skype konuşmasının yanında ne zaman bir resminizin tab edilmiş halini verdiniz? Buna onlarca şey ekleyebiliriz aslında. Çevremizdeki insanlara hediye aldığımızda onlara aslında sadece bir meta verdiğimizi düşünüyor muyuz? Sizden ricam bu yazıyı okuduktan sonra (yani yazıyı yarım bırakmayın :) ) çevrenizdeki insanlara aldığınız hediyelere son olarak bir bakın ve bunun neresinde ben varım diye sorun. Aldığınız şey bir kitap, parfüm saat, giysi vs. herşey olabilir. Ama en güzel hediye sizin kendinizden birşeyler vereceğiniz bir hediye olmaz mı? Tamam kabul edelim ki bu herzaman mümkün olmaz. Her seferinde oturup elinizle birşeyler yapamaz msınız? İşte tam bu noktalarda sizin kendi elinizle yazacağınız bir kart çok etkili olacaktır. Bu kartı yazarken de öyle çok ağdalı bir Türkçe ya da en fesih tabirlerler kurulu bir iyi dilek yazmanızda önemli değildir. Önemli olan o karta o kelimelere samimiyetinizi gülücüğünüzü koyabilmenizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahu kendı elinizle ne zaman bır küçük kağıda birşeyler karaladınız? İçinizden geldiği gibi... El yazın ne kadar çirkin olursa olsun hiçbir zaman onun sıcaklığını bilgisayarların karakterleri veremez.&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;Trebuchet&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;Georgia &lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Verdana &lt;span style="font-family: inherit;"&gt;hiçbirisi veremez...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL1vhFf3VRI/AAAAAAAAAE4/j0eu4uxcIwg/s1600/elyaz%C4%B1s%C4%B1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL1vhFf3VRI/AAAAAAAAAE4/j0eu4uxcIwg/s320/elyaz%C4%B1s%C4%B1.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Kitapseverler bilirler.Ünlü yazarların şairlerin kendi elyazıları müsveddeleri kitaplarının arkalarında verilirdi eskiden.Çünkü o şairler o müthiş şiirleri el yazıları ile kaleme aldılardı. Necip Fazılın Çile kitabı ilk aklıma gelen açın arka sayflarını da bakın hangi şiir hangi haleti ruhiyyeyle yazılmış.Neresi karalanmış neresi tekrarlanmış. Şimdiki yazarların belkide kitaplarındaki eksikleri bu. Don kişot misali bir havayla teknolojiye savaş açıyor gibi durmayayım ama haksız da değilim... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-8043294201814204940?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/8043294201814204940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/aglayan-el-yazmm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8043294201814204940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8043294201814204940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/aglayan-el-yazmm.html' title='Ağlayan el yazımm....'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TL1vhFf3VRI/AAAAAAAAAE4/j0eu4uxcIwg/s72-c/elyaz%C4%B1s%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-4305329383847929151</id><published>2010-10-16T14:53:00.000+03:00</published><updated>2010-10-16T14:53:42.272+03:00</updated><title type='text'>Benim Kuzenim...</title><content type='html'>Bu başlıkta aynı ilkokul yıllarındaki başlıklarımıza benzedi. "Benim okulum. Benim evim." etc. Ama bu gerçekten benim kuzenim. İsmini vermeyeyim ama dünya tatlısı bir insandır.Samimi,içten...Velhasılı kuzenıme birini bakıyorum:))&lt;br /&gt;Şaka tabii. Gençliğinin heyecanlarının, duygularının etkisiyle belki de hatalar yaptı/ yapacak.Bunlar hepimizin başından geçen geçmiş şeyler. Bunlara kapılmamak elde değil. Ama hanı hep derler ya en güzeli bır kez olması ve sonuna kadar gıtmesı dıye.Bu zamanda çok mumkun değil.İnsanları tanımak zor.Çok fazla etken var. Size geçenlerde başıma gelen bir olayı anlatayım ve bu çok fazla etkenden ne kastettıgımı anlayın.&lt;br /&gt;Önceki çalıştığım işyerınde bir bayan arkadaş benı aradı ve onu Facebook'tan bir önceki gece saat 1'de dürtüp dürtmediğimi sordu.Nasıl yanı dedim zira ben bugüne kadar o siteden kimseyi dürtmemiştim. Hatta arkadaşlarla dalga geçiyorduk bu dürtme nedir ya diye. Benim işten ayrıldıktan yıllar sonra sesini bir sabahın köründe metrobüsteki tüm o kalabalığın içinde duyduğum arkadaşın gayet ciddi bir şekilde "beni dürttün mü" demesi bana yine komik gelmişti.Bir taraftanda dürtmek kelimesini aslında ne kadar kullandığımızı düşünüyordum. O bir taraftanda bana benim onu dürttüğümden dolayı erkek arkadaşının küplere bindiğini, telefonlarına cevap vermediğini anlatıyordu ama ben hala "dürtmek" kelimesini düşünüyordum.Uykulu olduğumuda düşünürsek ben aslında sarhoş gibiydim. Ona benim onu dürtmediğimi ama benim adıma açılmış olan sahte bir hesap olduğunu onun dürtmüş olabileceğini söyledim. O da erkek arkadaşım çok kıskanç beni terkeder deyince bende artık dayanamadım ve bir dürtmeyle seni terkedecekse hiç senin olmamış dedim. O an metrobüsün içinde beni dinleyenlerin hakkımda ne düşündüklerini merak ediyordum. Ne haldeyiz di mi? İlişkilerimizin pamuk ipliğine bağlı olmasının nedenlerinden biride iletişim araçlarımızın çok olması. Yani biryerde beğendiğiniz bir insanı hemen googleda facebookta twitterda bakarız ekleriz ondan mail adresini cep numarasını isteriz.msn,skype etc. sonra onunla çıldırıysa konusuruz. birbirimiz hakkındaki herşeyi bir anda yalayıp yutarız, hemen buluşuruz, hemen öpüşürüz etc.&lt;br /&gt;sonrada aradan 2 ay geçer ve ilişkımız hakkında başka bır arkadasımıza eski havamız kalmadı dıyer dert yanarız. Bunun gibi onlarca şey anlatabılırım ve dahası anlatmama gerek yok zira hepimizin bıldıği ve malesef yasadıgı seyler. Evlerımız büyüdükçe aile fertleri birbirinden uzaklastı ve iletişim araclarımız çoğaldıkca ileteşemez mi olduk ne!!&lt;br /&gt;İşte benim kuzenıımde buna benzer şeyleri oluyor oldu olacak. Ama ben onu çok sevıyorum.Bırde onun ruhsuz bır arkadası var.Bana cep numarsını vermedı.facebookunda eklemdı..twitterı zaten yok.msnını vermedı.onunla güvercınlerle anlasmamız gerekıyormus.o noktada da ben akıllı bır kuş bulamadım.oyuzden görüşemedk hiç. yanı 26 yasındayasnız hayat gercekten cok zor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-4305329383847929151?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/4305329383847929151/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/benim-kuzenim.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/4305329383847929151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/4305329383847929151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/benim-kuzenim.html' title='Benim Kuzenim...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-9163315161906870483</id><published>2010-10-12T09:39:00.000+03:00</published><updated>2010-10-12T09:39:52.777+03:00</updated><title type='text'>Her aşk bitermiş bazen hiç başlamadan...</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;i&gt;Karışık zamanlar yine...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah nasıl uyanırsanız gününüz hep öyle geçer.En azından benim öyle geçiyor. Bazı sabahlar anlamsız boyun ve sırt ağrılarıyla uyanıyorum.Doktor bunun tamamen depresif olduğunu söylüyor.Uzun zamandır kendimce bir sıkıntıdan diğerine atlıyorum.Şimdi de askerlik mevzu bahis.Uzun dönem mi kısa dönem yapacağım belli değil daha ama onunda öncesinde medyada yer alan uzayacak kısalacak,ufalacak haberleri de can sıkıcı, kafa karıştırıcı oluyor.İçimde zaman zaman telaş, tedirginlik olurken bazende anlamsız bir olgunluk ve itidalle hallederiz havasındayım.&lt;br /&gt;Bir arkadaşım bir kızla konuşuyor.Daha doğrusu konuşmak istiyor.Ama karşı taraftaki insan sosyallikten bihaber.Zira o arkadaşın duygularına cevap vermiyor.Ama konuşuyor da aynı zamanda.Bizim arkadaşta galiba kızdan hoşlanıyor.Ama bence en çokta kızın ona pas vermemesi onun hoşuna gidiyor.Yani zor olanı seviyor herkeste olduğu gibi. Şansına karşısındaki kızda tam bir uyuz çıkmasın mı..İşin var diyorum ben ona.Ama biliyorum ki bıraktı mı da tam bırakır.Bir haftadan fazla zamandır onca karşı hakaretine rağmen bazen kızarak bazen küserek bazen trip atarak geçiştirdi ama en sonunda canı artık sıkıldı tamamen.Abiyane tabirle sürekli karşılıklı gider yapmak, çekişmek onun sevme kültüründe yok. O yüzden ruhuna aykırı bu duruma daha fazla eywallah edemedi ve sonlandırdı.Sevdi mi çok seven bir arkadaşımdır benim o. Kızında daha önce hayatında kimse olmamış. Neden olmadığı belli ama değil mi? Ben kızın büyük bir şansı kaçırdığını düşünüyorum.Güzel ve ciddi bir ilişki, farklı güzellikler ve belki de sonsuz mutluluk şansı...Ama hayatta herkes sevmeyi beceremez.Ve tabi ki sevilmeyi de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün böyle bir hikaye dinledim arkadaştan ve sıkıntılı zamanlarımın üstüne kondurdum.Kremşantinin üzerindeki çilek gibi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-9163315161906870483?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/9163315161906870483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/her-ask-bitermis-bazen-hic-baslamadan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9163315161906870483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9163315161906870483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/10/her-ask-bitermis-bazen-hic-baslamadan.html' title='Her aşk bitermiş bazen hiç başlamadan...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6328669954692490555</id><published>2010-09-30T11:38:00.000+03:00</published><updated>2010-09-30T11:38:21.583+03:00</updated><title type='text'>Rüya...</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;Güzel bir mektup...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Canım Sevdiğim,&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Seni çok özledim. Herşey geçti hayatımdan bir şekilde, mevsimler, yağmurlar, rüzgarlar geçti senden sonra ama bir senin içimdeki sıcaklığın geçmedi, soğumadı. Kalbime nasıl bir varlık, nasıl bir nefes işledin ki bir türlü söküp atamıyorum bilmiyorum. Seni unutmanın çarelerini arıyorum aylardır ama bulamadım. Yokluğundaki varlığını özleme halimdense varlığındaki yokluğunu özlemeyi yeğlemeye başladım. Bak sonunda ne haldeyim. Yıllara meydan okuyan aşkım mı bunu yaptıran bana yoksa sana karşı olan nefretim mi hala tükenmeyen bilmiyorum.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Geçengün seni rüyamda gördüm. Bir vapurun kenarındaydık, ayakta duruyorduk seninle yüzyüze. Senin denize sırtın dönüktü. Ben bir senin o güzel gözlerine bakarken bir taraftan arkandan akıp giden denize bakıyordum. Güzelliğin gözlerimde şenlik olurken aklımdan onunlayım yine ama bu aşk mümkün değil diyordum. Ruhumdaki yaşadığım o büyük heyecan ve sevincin aklımdaki aksi ne yazık ki tersiydi. Aklım kabul etmiyordu seni ama kalbimle aklımın içimdeki savaşı yeniden başlamıştı adeta. Ben seni o meydan muharebesinde kaybetmemiş miydim zaten. Kollarımda can veren aşkımızın ardından yolları gözlememiş miydim günlerce. Seni sevmenin çılgınlığı altında sosyal yaşamlarımızın aykırılığına mahkum olmamış mıydık. Ne yazık ki öyleydi. Ama görünen o ki bilinç altım bunu kabul edemiyordu ve seni rüyalarımda çıkarıyordu karşıma. Sana küçük bir sır vereyim mi bu durumu aslında sevmiştim. Seninle rüyalarda olmak bile güzel herşeye rağmen. Gönlümün yegane sahibi sensin...&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Hoşçakal... &lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6328669954692490555?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6328669954692490555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/ruya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6328669954692490555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6328669954692490555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/ruya.html' title='Rüya...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-5712659628749967841</id><published>2010-09-23T15:53:00.000+03:00</published><updated>2010-09-23T15:53:53.393+03:00</updated><title type='text'>İstanbul...</title><content type='html'>Yazısını okuduktan sonra gitmeye karar verdiğim bir sergide sizleride haberdar etmezsem içimde kalır dostlar...Ya da durun direk linkini atayım. Kralın soytarısını takip edin...etmeyeni uyarın:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kralinsoytarisi.com/istanbul%E2%80%99u-okumak-duvardan-duvara-1910-2010-istanbul-kent-yapili-cevre-ve-mimarlik-kulturu-sergisi/comment-page-1/#comment-346"&gt;http://www.kralinsoytarisi.com/istanbul%E2%80%99u-okumak-duvardan-duvara-1910-2010-istanbul-kent-yapili-cevre-ve-mimarlik-kulturu-sergisi/comment-page-1/#comment-346&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-5712659628749967841?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/5712659628749967841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/istanbul.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5712659628749967841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5712659628749967841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/istanbul.html' title='İstanbul...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7229852902695019972</id><published>2010-09-22T10:10:00.000+03:00</published><updated>2010-09-22T10:10:28.555+03:00</updated><title type='text'>Kirlenenlere ve Yorulanlara...</title><content type='html'>Hayat...&lt;br /&gt;Tüm hızıyla akarken bilinmez tabii aşağıdan yukarı mı ; yukarıdan aşağıya mı? ama bilinen sona doğru giderken bu yolda giderek bir karanlık dehlize doğru ilerlediğimiz...&lt;br /&gt;En büyük aşkları, acıları, sevinçleri, hüzünleri sanarak geçirdiğimiz yıllar...&lt;br /&gt;Sonunda noldu?&lt;br /&gt;Kirlendik...&lt;br /&gt;Kimi görsen kiminle konuşsan pişman...Ne sandık? ne sanmıştık peki? Yaşadığımız aşkın sonunda hep "mutlu sonlar" hayal ettik... Bu uğurda ne ödünler verdik. Değdi mi? Değmedi ama ne var biliyor musunuz? Çoğumuz yine aynı durumda kalsa yine aynısını yapar!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirlendik yetmedi yorulduk...Yorgun dudaklarımızda zoraki gülümsemeler dolaşıyoruz sokaklarda. Neye ve kime aidiz? Nereye gidiyoruz? Sorular sorular...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu birkaç cümlem kirlenenlere ve yorulanlara gelsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7229852902695019972?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7229852902695019972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/kirlenenlere-ve-yorulanlara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7229852902695019972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7229852902695019972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/kirlenenlere-ve-yorulanlara.html' title='Kirlenenlere ve Yorulanlara...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7325662619037317365</id><published>2010-09-20T10:22:00.000+03:00</published><updated>2010-09-20T10:22:40.982+03:00</updated><title type='text'>Gabriel Garcia Marquez</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TJcLr1zUhXI/AAAAAAAAAEw/DFKzkrielXY/s1600/ec54e2b024238d95b047da26c72b05c1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TJcLr1zUhXI/AAAAAAAAAEw/DFKzkrielXY/s320/ec54e2b024238d95b047da26c72b05c1.jpg" width="203" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kimdir bu adam? Ne iş yapar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ismini ilk olarak nerede duydum biliyor musunuz bu adamın?&lt;br /&gt;Tabu'da:)&lt;br /&gt;Hatta Tabuda bu adamı kimse anlatamaz ama bir müddet sonra işte o adam var ya falan dediklerinde&lt;br /&gt;bilinir.&lt;br /&gt;Marquez ismindende anlaşıldığı üzere Kolombiyalıdır. 1992 yılında Nobel almıştır.&lt;br /&gt;"Yüzyıllık yalnızlık- Kırmızı pazartesi ilk aklıma gelen birkaç kitabındandır. Amaaa benim bu adamla ilgili size önereceğim kitap hayatını yazdığı ve diğer kitaplarını da nasıl yazdığını anlattığı "Anlatmak için Yaşamak" adlı eseridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marquez, kitabında çok sağlam betimlemeler kullanır. Ortamı size aktarır adeta. Bu çoğu kişinin hoşlandığı dahası günümüzde pek az rastlanan bir özelliktir.&lt;br /&gt;Yüzyıllık yalnızlık kitabını yazarken aylarca odasından hiç çıkmadığı söylenir. Castroyla yakın dost olduğu ve dolasıyla da devrimci bir karakterdir. Anlatmak için Yaşamak kitabının kapağında çok hoş bir resmi var yazarın. Zaten anı kitabıdır. Kansere yakalandıktan sonra dostlarına yazdığı enteresan ama ona yakışan bir mektubu vardır. Buraya koymama gerek yok. Türkçesi var nette.&lt;br /&gt;Hasılı kelam Marquezin bu kitabı güzel gidiyor ki daha bitirmeden buraya yazmak istedim. Birde ne düşündüm biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Marquezin kitabının arka kapağına birkaç cümle ile yorum yazacak olsam şöyle derdim.&lt;br /&gt;"Bu kitap yazarın okuduğunuz ilk kitabıysa onun diğer kitaplarını çok daha iyi anlayacaksınız; eğer okuduğunuz son kitabıysa tüm eksikleriniz tamam olacak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ukalayım yaa!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7325662619037317365?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7325662619037317365/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/gabriel-garcia-marquez.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7325662619037317365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7325662619037317365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/gabriel-garcia-marquez.html' title='Gabriel Garcia Marquez'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TJcLr1zUhXI/AAAAAAAAAEw/DFKzkrielXY/s72-c/ec54e2b024238d95b047da26c72b05c1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7619314619244470612</id><published>2010-09-17T11:53:00.000+03:00</published><updated>2010-09-17T11:53:13.883+03:00</updated><title type='text'>Gazeteden .... Yapmak</title><content type='html'>Gazetelerin gün geçtikçe düşen tirajlarına rağmen hala canlılığını koruyor olmasının bambaşka nedenleri olduğunu yadsıyamayız. Bu konu benimde kendi hayatımda yapmaya çalıştığım bir mevzuydu ama Seyhan Hn. son yazısında ayyuka çıktı. İstedim ki ona destek vereyim zira konu güzel, gerekli, hassas...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete kağıtları başta olmak üzere "atık" diye tabir edilen şişeler,kağıtlar,poşetler vs. "geri dönüşüm" adı altında yeniden kazandırılması hem toplumsal bilinç anlamında hem de ekonomik kalkınma anlamında çok faydası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumuzun depozitolu şişelerine geri dönmek istiyoruz diyor Seyhan Hn. Ben ve benim gibi çoğu aynı istekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteleri, şişelerin belki bir kısmını farklı amaçlar için kullanıyoruz.Belki naylon poşetleri de ama bitmiş pillerin artık buzdolabına konup tekrar şarj olmadığını hepimiz biliyoruz di mi? Dahası doğal ortama olan zararlarını...&lt;br /&gt;Belediyelerin geri dönüşüm konusunda uygulamaları var ama bu uygulamaları ayakta tutacak olan bizleriz...Arayın kendi belediyenizi kağıt kutusu isteyin, Pil çöpl kutuları isteyin.Getirmek zorundalar. Çevrenizi bilinçlendirin. Eski kitapları eskiden bir alt sınıftaki kardeşimize ya da komşumuza verirdik ama şimdi bolluk var ya herkese yeni kitaplar, defterler...Ama ya eskileri?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski kitaplarınızı,defterlerinizi bu kağıt toplama kutularına atın, çevrenize attırın. Oturduğunuz sitenin yönetimine başvurun, apartmanda iseniz apartmanınıza özel kağıt kutusu talep edin. Size küçük bir tüyo önümüzdeki sene seçimler olacağı için belediyeler kendi partilerini öne çıkartma adına bu tip küçük şeyleri bile kaçırmayacaklardır.Bunu değerlendirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz ulus olarak aslında kağıda hep hürmet göstermişiz biliyor musunuz? Bir gayri müslimin hatıra defterinde müslümanlar için "onlar kağıda bile hürmet gösteriyorlar, Kuran-ı Kerim kağıt üzerine yazılı olduğu için" diye yazmıştı. Ne kadar güzel değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete kağıtlarından başlayarak birçok atığımızı geri döndürebiliriz. Kim bilir belki bu sayede geçmişte yitirdiğimiz insani duygularımızı da yeniden kazanabiliriz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7619314619244470612?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7619314619244470612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/gazeteden-yapmak.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7619314619244470612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7619314619244470612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/gazeteden-yapmak.html' title='Gazeteden .... Yapmak'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-5734118543693642878</id><published>2010-09-13T11:12:00.000+03:00</published><updated>2010-09-13T11:12:40.418+03:00</updated><title type='text'>Ramazan Biterken...</title><content type='html'>Ve bitti Şehr-i Ramazan...&lt;br /&gt;Bu ramazanda da azalan aile bağlarına, dostluklara şahit oldum.Ve dahası azalan yitirilen geleneklerimize. Hani kıyamet alametlerinde şöyle tabirler vardır.&lt;br /&gt;-Kuran-ı Kerim ortadan kalkacak, Kabe ortadan kalkacak vs. gibi fiziksel şeylerin yok olacağı ifadeler yer alır. Ben bunun gerçek manada olacağına inanmıyorum. Yani günün birinde Kabe-i Muazzamanın yok olacağına.&lt;br /&gt;Ama nolacak hatta noluyor biliyor musunuz? Tüm bu değerlere karşı ilgisizlik başlıyor.Örneğin oruç tutmamaya başladı kimse. Tutmadığı gibi saygıda göstermiyor. Sonra Kuran-ı Kerim'e yapılan saygısızlıklar...Adam Kuran-ı Kerim'i yakmak istiyor ya...İster müslüman olsun ister olmasın beklediğim sadece saygı. Yanlış olmasın dinlerarası diyalog tuzağından bahsetmiyorum.Onun altında çok farklı bir amaç var zira.&lt;br /&gt;Bunun gibi işte kıyamet alametlerinden birinin daha gerçekleştiğini gördüm bu ayda ve bayramda. Değer verilmiyor artık bayramlara...Nerede o eski bayramlar klişesinde değilim ama bayramlarımızda rutinleşti.&lt;br /&gt;Ramazan-ı Şerifin içinde yaşadığım iki enteresan durumda buna örnektir.&lt;br /&gt;İlki eskidende başımıza gelen "jet imamlar" yine hortladı ya da bana rastladı. Teravih namazını 15 dk. kıldım biliyor musunuz? 20 rekat olan namazı 10 'ar olarak iki selamda kıldım.Daha doğrusu yattım kalktım yattım kalktım namaza bitti:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğeride Kadir gecesinde oldu.Hani bin aydan hayırlı diye geçiyor ya Kuran-ı Kerim'de...İşte o gece.Teravihten sonra imam tesbih namazı kılalım dedi ve başladık kılmaya.Ama malum okunması gereken tesbih duasının yarısını okuyarak kıldırdı.Ne garip di mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu iki şeyde ne için biliyor musunuz? Namaz 10 dk. daha erken bitsin diye!!!&lt;br /&gt;Cemaat büyük bir harple karşı karşıya olduklarından namaza vakit yok çünkü!! Hatta bazılarının Nasa'da uzay araştırmaları işleri var.10 dk değerli. Yoksa sanmayın ki camiden çıkar çıkmaz kahveye okey oynamaya, dizi izlemeye eve yetişiyorlar.&lt;br /&gt;Son zamanlarda herşey o kadar hızlandı ki bu duruma ibadetlerimizde girdi işte sonunda...Bu yazıyı yazarken bir taraftan acaba ileri de blog yazılarını sesli harfler olmadan yazsak nasıl olur diye düşündüm.Hızlı olur:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hşçkln:P &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-5734118543693642878?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/5734118543693642878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/ramazan-biterken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5734118543693642878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5734118543693642878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/ramazan-biterken.html' title='Ramazan Biterken...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-3873872032656337439</id><published>2010-09-02T10:41:00.000+03:00</published><updated>2010-09-02T10:41:57.952+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tembellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='don kişot'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yky'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramazanı şerif'/><title type='text'>Ramazan Dolasıyla Kapalıyım:)</title><content type='html'>Ramazan-ı Şerif geldi geçer...Evet gerçek adı budur Ramazan-ı Şerif...Hürmeti saygıyı kaybetmeyelim bu aya. Nitekim oruç ayı temizlenme ayı...hem ruhun hem bedenin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan biraz gevşiyor bu ayda. Meğerse yemek ne önemliymiş diyor. Benim gibi karnınız açken huysuzlaşan koca bebeklerdenseniz hele ki sizin için tam bir empati ayı oluveriyor mübarek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazan-ı Şerifin başından bu yana her zaman yaptığım kitap okuma,yazı yazma bazen resim çekme işlerinin hepten aksadığını yerini bol uykunun aldığını gördüm.Ve birde çok tv izlemeye başladım.Blogada bakamıyorum.Hepsinin sebebini nasıl da bağladım dimi oruca:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani bağlamak istemiyorum tabiki aslında kendi tembelliğim ama bu tembelliğime bu ay içerisinde "zaten orucum ya" diye geçerli bir mazeret bulur oldum. Olmaz ki ya!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okumayı bekleyen birkaç kitabım var mesela...Örneğin Don Kişot...&lt;br /&gt;Şimdi bu ne ya demeyin hemen. Normalde o okuduğunuz yabancı romanların %90 ı ingilizceden çeviridir. Ben hep dünya klasikleriyle ilgili bunu düşünmüşümdür. Rus edebiyatından onlarca kitap okumuşsunuzdur ama çevirileri İngilizcedendir. Yani bizim direk Rusçasından, İspanyolcasından çeviri yapmamız söz konusu değildir. Bunun önemini anlayabiliyorsunuz değil mi? Adam orijinal dilinden kendi diline çeviriyor sende çevirilmiş dilinden kendi diline çeviriyorsun. Yahu kardeşim o ilk çeviren zaten bu operasyonda birçok şeyi aldı götürdü eserden.Sende götürüyorsun haliyle. Zira diller arası, kültür farklılıklarından, coğrafi, sosyal durumlardan farklılıklar oluyor. Bende dedim ki bu duruma bir son vereyim.Kitapçıları dolaşırken YKY yayınevinden çıkmış Don Kişotu buldum.İspanyolcadan direk çeviri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TH9Un2CynAI/AAAAAAAAAEg/nZYPjV4Cm18/s1600/27326_2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TH9Un2CynAI/AAAAAAAAAEg/nZYPjV4Cm18/s320/27326_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Ama tabi noldu araya önce elimdeki kitapların bitmesini bekledim ve sonra Ramazan-ı Şerif girince kaldı bu kitap..Yahu resmini bile çekmemişim:(&lt;br /&gt;Ya zaten orucum!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-3873872032656337439?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/3873872032656337439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/ramazan-dolasyla-kapalym.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3873872032656337439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3873872032656337439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/09/ramazan-dolasyla-kapalym.html' title='Ramazan Dolasıyla Kapalıyım:)'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TH9Un2CynAI/AAAAAAAAAEg/nZYPjV4Cm18/s72-c/27326_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-9136878039590162234</id><published>2010-08-28T10:53:00.000+03:00</published><updated>2010-08-28T10:53:57.221+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Radyo dinlemeyi severim.Sürekli dinlediğim bazı radyocularda vardır. Mesela cuma akşamları gece saat 00.06 ta Best fm de başlayan ceyhun yılmaz ile kupacı sevilin "konçerto" programları var.Genelde dinlerim.Onların güldüğü kadar gülmem ama dinlemeyi severim. Bilmiyorum size de oluyor mu ama ben nedense herşeye gülmüyorum genelde gülünen şeyler içinde.Ceyhun yılmazı pek sevmem ama dinliyorum işte.Tv de görsem kanal değiştirirm mesela o adamı.Ama radyoda hoş geliyor.Demek ki sevmediğim tarafı tipiymiş.Affetsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radyocularla ilgili böyle bir handikapı hepimiz yaşıyoruz galiba.Mesela ben yıllar önce Bedirhan Gökçenin sıkı bir dinleyicisimdim.Lise zamanımda 3 sene akşamları o adamın sesiyle yattım.Israrla adamı merak etmedim.Çünkü adamın sesi bana yetiyordu.Birazda benim öyle kahramanlarım/ hayranlıklarım yoktur kimseye.Ama işin özü adamın sesi bana yetiyordu ve ben bu durumu seviyordum.Lise bitti üni.ye başladık. Bedirhan Gökçenin bir programı olduğunu duydum.Gitmek istedim.&lt;br /&gt;Karşımdaki adam hem tanıdık hem yabancı gibiydi. Oturduğum yerde sanki gözlerimi kapayarak izlemek istedim.Sonra ne oldu biliyor musunuz?&lt;br /&gt;Bir daha o adamı dinlemedim.Dinleyemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde ise Best fm de Serdar Gökalpı ve Rıza Esendemiri dinliyorum.Onların resımlerını gördum ınternette.Ama onları da dinlerken hep birşeyler eksik kalıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-9136878039590162234?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/9136878039590162234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/radyo-dinlemeyi-severim.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9136878039590162234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9136878039590162234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/radyo-dinlemeyi-severim.html' title=''/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6391606606688306187</id><published>2010-08-25T16:55:00.000+03:00</published><updated>2010-08-25T16:55:46.050+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ramazan geldi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6391606606688306187?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6391606606688306187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/ramazan-geldi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6391606606688306187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6391606606688306187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/ramazan-geldi.html' title=''/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1213794108402647955</id><published>2010-08-23T12:03:00.000+03:00</published><updated>2010-08-23T12:03:29.383+03:00</updated><title type='text'>Dizilerden diziler</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;Farkındayım dizimania gibi gözüküyor olabilirim.Belki de öyleyim. Ama napıyım bende seviyorum izlmeyi... Yanlış anlaşılmasın yerli dizileri değil onlar zaten başlıyor ufak ufak ama son iki senedir özellikle yerli dizilerden iyyiicee soğudum. Yabancı dizilerin en dandiğinde bile özgün bir senaryo var ya.Bu nedir ya diyorsun.&lt;br /&gt;Kayıtlar geçsin diye takip ettiğim yabancı dizileri bir yazayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lost...Bitti zaten iğrenç bitti.6 yılımı boşa harcadığım bir aşk hikayesiydi.&lt;br /&gt;How I Met your mother...Ted'in çocuklarına analarıyla nasıl tanıştığını anlattığı dizi galiba grçekten 2030 a kadar devam edecek...Şahsi olarak hayata dair zaman zaman düşündüğüm karşılaştığım analiz ettiğim şeylerin çoğunu gördüğüm bir dizi olduğu için bunun yanısıra Barney Stinsondan çapkınlık dersleri aldığım için güldüğüm için bol bol çok sevdiğim ve artık yeni sezon başlasın diye bekleştiğim dizilerden biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dizideki elemanlardan görmek istediğim tek kişi Robin...&lt;br /&gt;Ben: Robinnn!!!&lt;br /&gt;Robin: Yeap!&lt;br /&gt;Ben: I love youuuuu&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/THIm90RLMlI/AAAAAAAAAEY/AWp2eogocpI/s1600/how_i_met_your_mother5.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/THIm90RLMlI/AAAAAAAAAEY/AWp2eogocpI/s320/how_i_met_your_mother5.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1213794108402647955?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1213794108402647955/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/dizilerden-diziler.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1213794108402647955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1213794108402647955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/dizilerden-diziler.html' title='Dizilerden diziler'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/THIm90RLMlI/AAAAAAAAAEY/AWp2eogocpI/s72-c/how_i_met_your_mother5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-2081036749398252975</id><published>2010-08-23T09:08:00.001+03:00</published><updated>2010-08-23T09:11:12.025+03:00</updated><title type='text'>Bir Gözyaşı Tanesi...</title><content type='html'>Bu bloga başlayalı ne kadar olmuş bakmaya üşendim şimdi ama bir yıl olmadı daha.Yani ben bazı blogdaşlarım gibi sene-i devriyemi kutlayamasam da hayatımda yer ettiğinin farkındayım artık buranın. Zaman zaman uğramasamda uzun süre.İlişkimizi kabul ediyorum...Sadece arkadaş değiliz yani burayla:)Hayatıma etki etmeye başladı diyorum zira bende ve çevremde önemsediğim insanlarda buraya baktıklarında geçmişimle ilgili şuana etki eden tavır ve üzüntüler yaşayabiliyorlar malesef. Geçen gün geçmişte anlattığım birgünle ilgili sevdiğim bir insanın boşuna ağlamasına ve üzülmesine sebep oldum.Ve hatta ona yalan söylemişim gibi bir izlenimimde oldu. Halbuki beni tanımaya devam ettikçe hem o gözyaşlarının boşuna olduğunu anlayacak hem de benim içimde yaşattıklarımdan zaman zaman dışımdan çok farklı olduğunu görecek.Zaman büyük,kocaman bir oyun sahnesi aslında.Biz oyuncu olduğumuzu sansakta kendi kararlarımızdan tercihlerimizden dem vursakta aslında o bize ne derse oyun öyle devam ediyor.Anladığım değmiyor gözyaşlarına asla...Benli bensiz değmez...Bundan sonra sakın ağlama...İnciler dökülür gözlerinden,toplayamam...üzülürüm...Günün birinde olmam yanında belki de hayatında hiç olmam...yinede kıyamam yinede üzülürüm...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-2081036749398252975?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/2081036749398252975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/bir-gozyas-tanesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2081036749398252975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2081036749398252975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/bir-gozyas-tanesi.html' title='Bir Gözyaşı Tanesi...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1244214995005222254</id><published>2010-08-21T02:14:00.000+03:00</published><updated>2010-08-21T02:14:05.552+03:00</updated><title type='text'>Gecenın bır yarısı...</title><content type='html'>Gecenin bir yarısı yazasım var gelmişten gelecekten yine.Ama yorgunum ama halsiz ve mutsuzum birde malum sıkıcı iş güç...Hep diyordum da yediremiyordum kendime yapamam diyorum kardeşim ben formel bir iş.Birde Kpss ye girdim ya bravo bana.Sanki memur olabilecem.Kimi kandırıyorum aslında.Masa başı bir iş bile istemiyorum.Masam dahi olmasın ya.Ne olamayacağını bilmek önemli. Birde gecenin bir vakti bunu kendini komik sana Aziz Kedi den duymuş olmamdır.Evet Aziz bu cidden komikti...Bu da şuan ilk aklıma gelen kelimenin karşılığındaki resim...&lt;a href="http://http://3.bp.blogspot.com/_gAWD9e4Dss0/R8VexJT7OtI/AAAAAAAAC10/322c3tI1lrw/s400/ErdilYasaroglu02.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1244214995005222254?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1244214995005222254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/gecenn-br-yars.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1244214995005222254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1244214995005222254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/gecenn-br-yars.html' title='Gecenın bır yarısı...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-2637811202558377034</id><published>2010-08-19T09:53:00.001+03:00</published><updated>2010-08-19T09:55:25.091+03:00</updated><title type='text'>Sevdiğim Hikaye</title><content type='html'>&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kebkebi mismâra tebdîl eyleyen Perverdigâr            Lâne-i mürg-i garîbi kul yıkar Allah yapar                                                      &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;Eski zamanların birinde çivi imal eden bir usta ile zavallı ustanın karısına göz koyan bir zalim vali varmış. Kadını elde etmek için ustayı ortadan kaldırmayı planlamış zalim vali ve olmayacak bir iş istemiş ondan. Demiş ki:- Yarına kadar 300 askerim için kebkeb imâl edemezsen yarın kelleni uçururum.(Kebkeb, ‘70 li yıllarda pek moda olan ve kabara dediğimiz, ayakkabının altına çakılan demir parça gibi bir şey; pabuç çivisi yani. Demek o zamanlar askerin giydiği ayakkabılara böyle çivi benzeri bir şey çakılıyormuş ki, uzun yol şartlarında mukavemet artsın.)Halbuki bir günde en fazla 15 – 20 kebkeb yapılabilirmiş.Zavallı usta çaresiz, valinin kendisini öldürmek için bu emri verdiğini de anladığından, sabaha kadar ağlayıp dua etmiş.Sabah olunca evinin kapısında valinin adamlarını görünce hepten ümidi kesilmiş vaziyette hanımı ile helalaşıp kapıyı açmış.Valinin adamları demişler ki:-Bu gece valimiz öldü; mismâr almaya geldik.(Mismâr: Tabut çivisi)!!!Ve bir söz erbâbı vezne koymuş hadisedeki hikmeti:Kebkebi mismâra tebdîl eyleyen PerverdigârLâne-i mürg-i garîbi kul yıkar Allah yaparPerverdigâr : Farsça rızıklandıran kelime manasıyla Allah demek olur.Lâne : YuvaMürg : Kuş[Kebkebi mismara dönüştüren Allah.Garip kuşun yuvasını Allah yapar, kul yıksa da.]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-2637811202558377034?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/2637811202558377034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/sevdigim-hikaye.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2637811202558377034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2637811202558377034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/08/sevdigim-hikaye.html' title='Sevdiğim Hikaye'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-3040019058868235507</id><published>2010-07-30T11:06:00.001+03:00</published><updated>2010-07-30T11:09:45.219+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='everest kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet ümit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap okumak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yayım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yayıncılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='semra özal'/><title type='text'>Bir Kaset Tak Semra...</title><content type='html'>İdefix.com bir istatistik tutmuş ve 2010 unun şuana kadar en çok okunan yazarını Ahmet Ümit olarak belirlemiş. Bence de Ahmet Ümit hak ediyordu bunu. Hatta geç kalınmıştı bile. Şöyle ki Ahmet Ümit'in patlama yapan İstanbul Hatırası kitabının tanıtımına önceki yayınevi Doğan Kitap 2009 un Tüyap kitap fuarında başlamıştı.Ama kitap daha çıkmamıştı ortaya. Ahmet Ümit'inde belki son 4-5 yıldır her İstanbul Tüyap a yeni bir kitabıyla çıkardı. Bu sene olmayınca ben bir şüphe etmiştim. Amma inanmışım adama.Yapmaz ya Ahmet Ümit diyorum:) Sonradan öğrendim ki Doğan Kitapla anlaşamamışlar ondan uzamış işler böyle.Tamam her ne kadar her kitapsever gibi gönlüm kitabın olduğu yerde ticari bakış açısına el vermese de işin realitesi de bu kardeşim.Velhasıl bu sene geç kaldı Ahmet Ümit'in kitabı. Everest yayınlarından çıktı sonunda. Hatta önceki birkaç kitabı da tekrar basıldı galiba Everestte.Yasal bir kitapçıda görmedim ama korsan satan bir adam vardı. Yere sermiş Aşk köpekliktir kitabını.A bir baktım Everestten çıkmış. Hatta adama sordum bunu siz mi yaptınız yoksa gerçekten Everest mi basıyor diye. Adam tabii yayım hayatının duayenlerinden bir korsan büyüğümüz olduğu için&lt;br /&gt;"Olur mu ya birebir orijinal, son kitabı " ( Aşk köpekliktir kitabı 2005 basımı.) dedi.&lt;br /&gt;Bende "Enteresannn!! Ben bu kitabı daha basılmadan okumuştum." dedim. Neyse ki uzatmadım. Ne de olsa duayen karşımdaki, terbiyemi bozmayayım da sonra babıalide ukala diye adım çıkmasın dedim.&lt;br /&gt;Birde İstanbul Hatırası kitabı malumdur ki bir polisiye aslında.Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim içeriğinden. Sonunda katilin kim olduğunu öğrendiğiniz bir roman.Çok heyecanlı gerçekten. Geçenlerde metrobüste adamın birinin elinde gördüm kitabı. Bende önceden okumuş olmanın verdiği artistlikle adamın yayına yaklaştım nereyi okuyor bakıyım diye. Az kalsın adama katili söyleyecektim, dilimin ucuna kadar geldi. Hatta birara durakta iniyim ve dışarıdan cama vurup boşuna okuma katil Yektaa... diyim dedim. Ama demedim, diyemedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hulasa Everestte devam ediyor Ahmet Ümit bundan kelli. Hazar bir sorun neyim yaşadılar ki, akıbetleri böyle oldu. Hayrolsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak başlıkta "Bir kaset tak Semra" sözcüğü de Özal döneminin o ıslahat kokan, liberallik dağıtan günlerinden kalma bir sözdür. Detaylı bilgi için tıklayınız.:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-3040019058868235507?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/3040019058868235507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/bir-kaset-tak-semra.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3040019058868235507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3040019058868235507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/bir-kaset-tak-semra.html' title='Bir Kaset Tak Semra...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-5495802810577011009</id><published>2010-07-29T17:55:00.000+03:00</published><updated>2010-07-29T17:55:51.739+03:00</updated><title type='text'>Bas Gaza Yavrum Bas Gaza!!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TFGWawHP24I/AAAAAAAAAEA/Y1_Gcoxl7vs/s1600/a0a0a0a0a0a000000005.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TFGWawHP24I/AAAAAAAAAEA/Y1_Gcoxl7vs/s320/a0a0a0a0a0a000000005.png" width="306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şarkının devamınında da kim tutar seni bas gaza diyordu büyük şair... Gerisini bilmediği şarkıyı şunu kendime yapılırken ya da başkasına yapılırken getiriyorum aklıma. Şöyle ki,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisinin canı sıkkın onu teselli etmeniz gerekiyor. Hemen sen çok güçlü bir insansın. Sen istesen yaparsın, edersin.Sen var ya iki tane öküzü tek elinle kaldırırsın (birde değil iki yani:) ) ya da oğlum sen ne takılıyorsun böyle şeylere o düşünsün. Sen var ya süpersin aslında, çok iyisin gibi içi gaz dolu cümleler söyleriz. Karşı taraf için bazen hemen bazende konuşmadan sonraki ilk yalnız kalışında işe de yarar bu biliyor musunuz. Başınıza kesin gelmiştir. Ya teselli eden ya edilen ya da teselli edenin yanındaki şakşakçısı olmuşsuınuzdur. Şakşakçı derken şöyle yani, teselli eden yaparsın edersin derken sizde evet olum ya benimde aynısını başıma geldi, döndüm gittim ya da aynısı kaynımın başına geldi gibi destekleyici cümleler kurarsınız. Evet işte o zaman sizde bir şakşakçısınız.(Ben buna aslında ingiliz aksanımla "şakır" diyorum.)&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Neyse işte tüm bu absürdlüklere rağmen işe yarayan bu sistem aslında tamamen yanlış. Yani kısa vadede işe yarar ama orta ve uzun dönemde söner. Muhtemelen teselli ettiğiniz insanın uğraşlarıyla, işiyle gücüyle ilgili olum senin işin gücün var onlara kendini ver falan dediğinizde karşı tarafta hemen gaza gelir, işte ben şöyle yapıcam, böyle yapıcam, dünyayı gezicem, kitap yazıcam falan der. Sanki başına birşey gelmesini beklermiş gibi olur ama bunların %30 unu falan yapabilir. Bir yıl sonra aynı gün çıktıysa bir tatile falan çıkmış olur anca o. yazdıysa da birkaç sayfa yazı. Hani len kitap !!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bence o kişiye söylenecek şey, hatalarından ders alması gerektiği, kendi yanlışlarını görmesi gerektiği olmalıdır. Biz sürekli o zaten değmezdi, o zaten maldı, o zaten lavuktu, hak etmeyenlere değer verilmez falan diyoruz ki buarada aslında teselli değil de belli bir sürecte ona o degerı veren karşımızdaki insana sende az salak değilmişsin falan diyoruz.&lt;br /&gt;Onun yerine bu kızım bu yaşadıklarını unutma hatalarınla yüzleş ve hayatına devam et falan diyebiliriz. Bu aynı şeye benziyor. Okul ve hatta sınav dönemlerinde şöyle bir laf vardır. "istese yapar." Bu nedir ya!! İstese yaparsa herkes yapar. Zaten önemli olan o. Kız sınavlardan zayıfları alıyor sonrada şöyle birşey diyor. Çalışsam yapardım. E yapsaydın o zaman. Önemli olan o zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl, akıllı olun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-5495802810577011009?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/5495802810577011009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/bas-gaza-yavrum-bas-gaza.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5495802810577011009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5495802810577011009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/bas-gaza-yavrum-bas-gaza.html' title='Bas Gaza Yavrum Bas Gaza!!'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TFGWawHP24I/AAAAAAAAAEA/Y1_Gcoxl7vs/s72-c/a0a0a0a0a0a000000005.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6441771850667660361</id><published>2010-07-28T18:39:00.000+03:00</published><updated>2010-07-28T18:39:15.381+03:00</updated><title type='text'>Başlıklar Üzerine Genel Açıklama</title><content type='html'>Zeynep gibi bazı arkadaşlar yazı başlıklarımız hakkında "bu ne ya!!" gibi düşüncelere kapılıyorlarmış. Bende istedim ki neden böyle ilk bakışta saçma gelen başlıklar attığımı açıklayayım.&lt;br /&gt;Başlık kavramı bana okullarda öğrendiğimiz gibi konuyla ille de ilgisi olması gereken birşey gibi gelmez hiç bir zaman.Birşeyler yazdığım sandığımdan beri başlıklarımı hep konudan alakasız ama kendi içinde aslında birşeylerle ilgili atmaya çalışırım. Bu zaman zaman çok anlaşılırken zaman zaman kimse anlamaz benden başka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela "Ayşe tatile çıksın da Ayşe kim len" başlığını yakın tarihle ilgilenen herkes hemen anlamıştır. Kıbrıs harekatının sloganı olan bu cümleye dikkat çekmemin sebebi de yıldönümü olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6441771850667660361?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6441771850667660361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/baslklar-uzerine-genel-acklama.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6441771850667660361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6441771850667660361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/baslklar-uzerine-genel-acklama.html' title='Başlıklar Üzerine Genel Açıklama'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-2994963133219113139</id><published>2010-07-28T17:45:00.000+03:00</published><updated>2010-07-28T17:45:05.623+03:00</updated><title type='text'>Profesörr Maaşı az efenimm:))</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TFA-44HrU6I/AAAAAAAAADw/n3MGKxngO9g/s1600/38202_414182330854_704990854_5201638_1719706_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="257" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TFA-44HrU6I/AAAAAAAAADw/n3MGKxngO9g/s400/38202_414182330854_704990854_5201638_1719706_n.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yaşam dediğimiz süreçte öğrendiğim üç beş şeyden biri de güneşin doğuşuna şahit olduğun müddetçe umut hep vardır ve insan zora düştüğü zaman bunu kendi kendisine yapabilmelidir. Okuduğumuz yazdığımız sevdiğimiz nefes aldığımız herşeyde kendimize ait birşeyler var elbette...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu görüntüye bakarken bu fotoğrafı çekerken bunları düşünüyordum kabaca. Ve Seval'in geçen sene bir yazısında İstanbul boğazından geçerken "o müthiş manzarayı aklıma kazıyorum, daha dikkatli bakıyorum boğaza" tadındaki cümleleri geliverdi. Yaradan'nın nurunun güneşin sabah doğarken ve akşam batarken aldığı o kızıllığa benzediğini söylerler ve işte o kızıllıktan sonra doğar güneş ve ondan sonra batar.&lt;br /&gt;Bu resmi çekerken artık dönüş yolundaydık. Bir hafta süren o unutulmaz tatil bitmişti. Cafer o sevmediği kıyafetleri giymek zorunda, top sakalını kesmek zorundaydı.Süleyman o dükkana gitmek zorunda babasıyla ve dahası hayatla kavgasına kaldığı yerden devam etmek zorundaydı.Benimse hayata karşı yeniden doğan umudum devam ediyordu. Belki de içimizde umudunu kaybetmeyen tek kişi bendim.Hayatta en çok korktuğum şeylerden biride umudumu kaybetmekti zira. Yeni yerler, yeni insanlar görmüş; zamanı unutarak gülmüş eğlenmiştik ama bitmişti. Her güzel şey gibi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-2994963133219113139?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/2994963133219113139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/profesorr-maas-az-efenimm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2994963133219113139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2994963133219113139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/profesorr-maas-az-efenimm.html' title='Profesörr Maaşı az efenimm:))'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TFA-44HrU6I/AAAAAAAAADw/n3MGKxngO9g/s72-c/38202_414182330854_704990854_5201638_1719706_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-8219238833590146516</id><published>2010-07-27T16:47:00.001+03:00</published><updated>2010-07-28T18:14:59.460+03:00</updated><title type='text'>"Müslüman mı len şu?"</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TFBJap0saGI/AAAAAAAAAD4/C16LmZtEu9s/s1600/ssn.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TFBJap0saGI/AAAAAAAAAD4/C16LmZtEu9s/s400/ssn.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşadasına geldiğimizde bizi masmavi bir deniz ve tüm güzelliğiyle bezenmiş orman karşıladı.Sonra baktık ki meğersem Kuşadası değil de burası bağlı olduğu Davutlar beldesiymiş. Kuşadasının merkezi bildiğimiz Bakırköymüş.Yani bir Bakırköyün kalesi yok.Onun yerine de işte Bakırköy İDO var. Davutlar beldesindeki evimize gittiğimizde artık baya yorulmuştuk.Zira evi tutmak için bir önceki yazımda bahsettiğim Feridun arkadaşına; o da kendi arkadaşına, o kişi de o sitede oturan bir adama; o adamda kiralayacağımız evin sahibinin oğluna ulaştı. Oğluda annesine sordu ve biz evi kiraladık. 3 bekara ev verilmediğini öğrencilikten biliyordum da tatil evi de verilmezmiş burda öğrendim. Ama kadın bizim polis memuru olduğumuzu öğrenince ve de görev için buraya geldiğimizi duyunca gururla verdi evini. Ama biz ne polistik ne de görevli. Ama hemen havaya girdik.Veranda da otururken birbirimize polislik anılarımızdan bahsediyoruz falan...&lt;br /&gt;Artık tatil bizim için başlamıştı...Evimiz...arabamız...arkamızda alabildiğine orman ve önümüzde masmavi deniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-8219238833590146516?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/8219238833590146516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/musluman-m-len-su.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8219238833590146516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8219238833590146516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/musluman-m-len-su.html' title='&quot;Müslüman mı len şu?&quot;'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TFBJap0saGI/AAAAAAAAAD4/C16LmZtEu9s/s72-c/ssn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6106355432169968362</id><published>2010-07-26T17:19:00.000+03:00</published><updated>2010-07-26T17:19:15.779+03:00</updated><title type='text'>Ayşe Tatile Çıksın da Ayşe kim len?</title><content type='html'>Kuşadası- 12 Temmuz 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 saate yakın yolculuktan sonra ilkkez iniyorum Aydın'a...Sıcaklık var ama İstanbul gibi değil tabiki...Nem oranı düşük olduğu için sadece sıcak.Aydın, Ege'nin küçük bir ili. Aydın denince aklıma ilk gelen Adnan Menderes olur benim. Ne alaka di mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın bir köründe indiğimiz Aydın otogarında bizi karşılayacak olan Feridun'u erken uyandırmamak için çay ocağında oturalım diyoruz. Zaten uykusuzluktan hafif sarhoşluk var üçümüzde de çay söylüyoruz. Gelen çay değil daha ziyade zift. Tabi ikinci yudumlarda uyanıyoruz. He buarada üç kişi diyoruz ama ekipten bahsetmedim size. Liseden arkadaşlarım desem onlara az olur, yurttan desem anlaşılmaz.En iyisi ben bu adamlar için son 11 yıldır anamdan babamdan fazla gördüğüm adamlar diye bahsedeyim ki bunlar fazla gördükleriimin sadece ikisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feridun yani bizi otogar karşılayacak olan arkadaş Süleyman'ın asker arkadaşı. Uzun boylu, kavruk, zayıf ama cılız değil, sırım bir Anadolu delikanlısı. Saçları Brezilyalılar gibi dibinden kıvırcık olduğu için denize girdiğinde falan asla ıslanmıyor ya da biz anlamıyoruz ıslandığını. Bizi alıp evine götürdü. Sabah kahvaltısında bahçeden elde yapılmış zeytin yiyoruz ama ben önce erik sandım.Sahanda yumurta sevmeyen ben Aydın deplasmanında bunuda sevdim.Domatesi salatalığı saymıyorum bile. Annesinin ellerine sağlık Feridunun...&lt;br /&gt;Kiraladığımız aracla Kuşadasına dogru ilerlerken Caferle Sülo neler hayal ediyorlardı bilmiyorum ama ben heyecanlıydım.Yeni yerler, yeni yüzler görme heyecanıyla yola koyulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşadası biz geliyorduk...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6106355432169968362?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6106355432169968362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/ayse-tatile-cksn-da-ayse-kim-len.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6106355432169968362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6106355432169968362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/ayse-tatile-cksn-da-ayse-kim-len.html' title='Ayşe Tatile Çıksın da Ayşe kim len?'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-9169783881721859017</id><published>2010-07-26T14:48:00.000+03:00</published><updated>2010-07-26T14:48:07.515+03:00</updated><title type='text'>Anlamsız Cümleler</title><content type='html'>Tatillerin en güzel tarafı neleridir diye düşündüm tatilimin son zamanlarında...Bence tatillerin hayalleri güzel. Aylar önceden yapılmaya başlanan programlar, alınan biletler, rezervasyonlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılırken tatil ya da bittikten sonra aslında yorgunluktan başka birşey değilmiş ya. Baktığın gördüğün gezdiğin yerler hepsi zihnindeki yerini alırken geriye kalan hava değişikliği ağrıları, sırt yanıkları, yürümekten mütevellit kas ağrıları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne hale getirdim bakın aylar önceden kurduğum hayalleri sanki zorla çıkmışım tatile...Zorla gittim ölüdenize Marmarise...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan neyi nasıl görürse onu yaşar. İnsan neyi nasıl hissederse öyle mutlu olur ve aslında insan neyi kiminle nerede niçin yaparsa orada sevinir, sevilir ve sever...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-miş anladım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-9169783881721859017?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/9169783881721859017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/anlamsz-cumleler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9169783881721859017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9169783881721859017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/anlamsz-cumleler.html' title='Anlamsız Cümleler'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-5229377439367321267</id><published>2010-07-05T14:26:00.000+03:00</published><updated>2010-07-05T14:26:55.409+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap okumak'/><title type='text'>Kitap Okuma Sanatı</title><content type='html'>Ben nedense bazı şeylerin sanatını hep merak ederim. Mesela Savaş Sanatı kitabını , filmini, sanatla biten şeyler beni cezbeder. kendimce önce kendimde keşfettiğim kitap okuma sanatı da böyle birşey aslında...&lt;br /&gt;Bir kitap okumaya başlarsınız...Önce neden o kitabı alırsınır ona bakalım. Bir kitabı neden okursunuz?&lt;br /&gt;- Yazarı için&lt;br /&gt;-konusunun ilginç olduğunu duyarsınız&lt;br /&gt;-arka yazısı güzeldir.&lt;br /&gt;-kapağı güzeldir.(saçma demeyin, kıyafetine uygun renkte kitap okuyan insanlar var.)&lt;br /&gt;-herkes okuyordur,aman eksik kalmayayım diye&lt;br /&gt;-çok reklamı yapılmıştır.&lt;br /&gt;-100 temel eser arasında vardır:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar çoğaltıladabilir tabiki...&lt;br /&gt;Bundan sonra kitabı aldınız ve okumaya başladınız, genelde kitaptaki karakterleri ya kendinize, sevgilinize ya da bakkal amcaya, manav hayriye benzetirsiniz. Hayalgücünüze, çevrenizin genişliğine göre yazarın kitapta çizdiği karakteri kafanızda biryere oturtursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte can alıcı noktaya geldik şimdi. Her yazarın bir yazım şekli vardır malum. En başında mesela dikkat çeken tasvirlerle mi başlamış yoksa hikayeden mi girmiş.Bazı yazarlar ki genellikle eskiler, önce bol tasvirlerle başlardı, şimdilerde ise filmlerde olduğu gibi direk konuya giriyor ve hikayenin devamın da betımlemeler yapıyor. Mesela şu ara final yapan Aşk-ı Memnu nn kitabında Bihter karakterinin kurduğu hayaller sayfalarca devam ediyor. Bazı yazar bu durumu seviyor ama bazısı kurgu üzerinde duruyor. Betimlemeyi de tadınca veriyor. Betimlemeleri çok uzatan yazarlarında ayrı bir okur kitlesi olduğunu söylemem gerek.Zira betimleme sanatıda apayrı bir yetenek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte yazar hikayesini bazen karakterlerinin birinin ağzından anlatıyor.Başrolün ağzından oluyor genelde. Ama bazende üçüncü bir kişi gibi anlatıyor.Bu duruma yazarın ağzındanda diyebiliriz. Bu durumun farkı şu, mesela eğer başrol anlatıyorsa hikayeyi, diğer karakterlerin dile getirilmeyen duygularıyla ilgili kesin yargıya varılamıyor. Örneğin;&lt;br /&gt;Başrolün isminin Ahmet olduğu ve hikayeyi de Ahmet'in anlattığı bir romanda şöyle bir durum oluyor.&lt;br /&gt;Ahmet, kapıyı hızlıca açtı ve birden Ayşe'nin karşısına çıktı. Ayşe, şaşırmış gibiydi. Yahu Ahmet, nerden bilecek şaşırdığını ben belki Ahmet'e zerre kadar güvenmiyorum.Belki Ayşe, şaşırmadı da korktu, ürktü ya da o sırada aklından çok başka birşey geçiyordu aslında.Ama yazarın ağzından anlatıldığında öyle olmuyor.&lt;br /&gt;Ahmet, kapıyı hızlıca açtı ve birden Ayşe'nin karşısına çıktı.Ayşe şaşırmıştı. Aksini söyleyebilir miyiz?&lt;br /&gt;Sırf bu yüzden çok sevdiğim romanların yazarlarına başrolün ağzından yazdıklarında birde diğerlerinin ağızlarından yazın diye mektup yazasım geliyor.&lt;br /&gt;Bu durumu da bir şekilde ayırtettikten sonra bir diğer husus ise, cümle kurulumları...&lt;br /&gt;Bu noktada da bazı yazarların cümle yapıları konuşma diline çok yakın, akışkan olurken bazıları da uzun cümleleri ve okurun üzerinde biraz düşünmesi gereken kelimeleri seviyor. Hangisini beğeniyorsun derseniz, ikisinin karışımı. Bazı yerlerde hızlıca akabilmeli roman; bazı yerlerde ise beni derinlerde daldırmalı ama boğmadan çıkarmalı yazar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitabı okudunuz...Ortalama üçyüz sayfa deseniz, belki iki belki de üç haftada bitirdiniz güzel bir hikayeyi... Sakın gaza gelip hemen bir sonraki gün başka bir kitaba başlamayın. He seri şeklinde ise sorun yok ama farklı tarzlarda farklı yazarların kitaplarını okuyacaksınız en az 3-4 gün zaman verin kendinize...&lt;br /&gt;Kitap okumak bir aşka tutulmak gibidir.Bir kitaba başlarsın, duygularınla, hayallerinle o aşkı yaşarsın,sayfa sayfa satır satır haz alırsın.Cümle kurumlumları, diyaloglarını seversin,başrolünü rüyanda görürsün.Ama her aşk gibi sonu gelir o sayfalar biter,tüm yaşanmışlıklar diğerleri gibi kitaplığına kalkar.Sen hemen unutamazsın ama o kitabı.Kahramının adını, gözlerini silemezsin öyle hemence...Hemen başlarsan başka bir aşka, önceki kahramınını ararsın, önceki kelimeleri ama bulamazsın o satırlarda.Çünkü yoktur artık, bitmiştir o aşk, gitmiştir.Tozlu raflarda yerini almıştır hayatın...&lt;br /&gt;O yüzden beklemek gerekir diğer kitap için.Sonra başlarsın.Yeni heyecanlarla, yeni duygularla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi okumalar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-5229377439367321267?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/5229377439367321267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/kitap-okuma-sanat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5229377439367321267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5229377439367321267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/kitap-okuma-sanat.html' title='Kitap Okuma Sanatı'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6274694951357016904</id><published>2010-07-05T13:40:00.002+03:00</published><updated>2010-07-05T13:40:16.335+03:00</updated><title type='text'>Uzun zaman oldu..Sormuyorsunuz bir bu adam napar diye?</title><content type='html'>Uzun zamandır yazamıyorum buraya da Krala da...&lt;br /&gt;Sizde sormuyorsunuz noldu diye ya... Eskiden bazı arkadaşlar vardı okurlardı sorarlardı yazmasak ama galiba onları da küstürdük kendimize...Nolcak ya 3-5 tane okurumuz vardı kaybettik tembellikten ya da duygularına karşılık veremediğimizden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6274694951357016904?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6274694951357016904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/uzun-zaman-oldusormuyorsunuz-bir-bu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6274694951357016904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6274694951357016904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/07/uzun-zaman-oldusormuyorsunuz-bir-bu.html' title='Uzun zaman oldu..Sormuyorsunuz bir bu adam napar diye?'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-479668348611042105</id><published>2010-06-30T15:31:00.001+03:00</published><updated>2010-06-30T16:07:31.019+03:00</updated><title type='text'>Mim to me:)</title><content type='html'>&lt;b&gt;Zeynep Hanım hadı buyrun..:))&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1. Hangi işleri yarım bırakırsın yada bıraktığın neler var?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecanla alıpta okumadığım kitaplar var. Yarım bırakmadım ama iki tane hikayeme yazmaya ara verdim.Bi de Sırac bana sürekli gaza geliyim diye sanalkurs.net le ilgili çalışmalar yap diyor.Onları yarıda bıraktım. Aslında başlamadım ya. neyse..&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2. Yakın zamanda kaybettiğin biri var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&amp;nbsp;Allah' a şükür yok ... &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3. En ağır bulduğun, sana dokunan bir yemek var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;İskender bana da dokunur. Ama ben zaten öyle bol yağlı, bilmemneli yemekleri yemem.Hafif yemekler severım. Bamya sevıyorum ya daha ne dıyım:)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strike&gt;&lt;b&gt;4. bu soruyu tamamen sıldım.Ayıp kardesım yaaa&lt;/b&gt;&lt;/strike&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;5.  Çocukken sevdiğin çizgi filmler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Buldum mu hala affetmediğim çizgi filmler var.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Red Kit, Jetgiller, He Man,&amp;nbsp; Taş Devri, Voltran, Richie Rich, Casper, Temel Reis........&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Ten teni de severim. Bi de adını bılmıyorum ama yaşlı bır dedenın cocuklara tarıhı anlattıgı bır çizgi film vardı. Onu hala izliyorum. Bir de cedrici hala ızlerım. Napıyım 26 yasındaysanız hayat hala zor:))&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;6. Blogger'a ne zaman kayıt oldun? Kim vesile oldu? Nereden  duydun?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Blog olayına gırmeyı bır yıl kadar düşündüm. Nıye düşündüm bılmıyorum.sanırım üşendım.ama keske cok önce baslasaydım.Özel hayatımdaki salaklara baglıyorum bunu.Neyse sonra açtım burayı.Elimden tutan olmadı önce.Sonra Zeynep diye bir tanıdıgım var.Şuan bana bu sorulara cevap verdıren şahıs:))&lt;br /&gt;Yav dedı bu ne bıcım blog.dur ben bır düzeltıyım dedı.Adam ettı saolsun.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;7. Çok paran oldu neler yaparsın?&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;Su halımden farksız olmazdım. Arabam olurdu evım olurdu belkı fazladan.Ne yapardın dersenız, çok buyuk bır eğitim kampı acardım.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;THE END &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-479668348611042105?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/479668348611042105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/mim-to-me.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/479668348611042105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/479668348611042105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/mim-to-me.html' title='Mim to me:)'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-2010322297576022146</id><published>2010-06-17T17:56:00.000+03:00</published><updated>2010-06-17T17:56:56.872+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ödünç zamanlar yaşıyorum.&lt;br /&gt;Yüreğime takılan aşklara meydan okuyarak&lt;br /&gt;Bir sevaptan kaçıp bin günaha koşuyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşktan kaçıp mutlu olacağımı sanıyor&lt;br /&gt;Yalnızlığa dilenci; sevgiye aç kalıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üşüyorum&lt;br /&gt;En gölge zamanlarda sokaklardayım&lt;br /&gt;Yanıyorum&lt;br /&gt;Yok ki sevda şemsiyesi olan korusun&lt;br /&gt;Bitiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-2010322297576022146?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/2010322297576022146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/odunc-zamanlar-yasyorum.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2010322297576022146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2010322297576022146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/odunc-zamanlar-yasyorum.html' title=''/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7833789641766241615</id><published>2010-06-17T14:55:00.004+03:00</published><updated>2010-06-21T12:40:21.144+03:00</updated><title type='text'>Aşk mı ? Köpeklik mi?</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TBoOBD1CCeI/AAAAAAAAADg/u5Cm0jkYHG8/s1600/avatar_4721.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TBoOBD1CCeI/AAAAAAAAADg/u5Cm0jkYHG8/s320/avatar_4721.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Sarhoş bir adam uyanmaya çalışıyor.Camdan sızan sokak lambasının ışığı yakıyor gözlerini.Başını doğrultmaya çalışırken farkediyor, yanında bir et yığının yattığını...&lt;br /&gt;Nasıl gelmişti buraya? Ne arıyordu burada? Hiç birşey hatırlamıyordu. Yanında yatan et yığının yüzüne baktı kim oduğunu hatırlamak için. Evet, onu tanıyordu.&lt;br /&gt;O sevdiğini sandığı kadındı...&lt;br /&gt;Adam, zorla doğrulduğu yataktan kalkarken bir taraftanda ayılmaya çalışıyordu. Odanın geniş pencerelerine doğru gitti.Ucuz deterjan kokan perdeyi hafifçe araladı.Dışarıda herşeye rağmen akan trafiğe baktı.Gecenin bir yarısı olmalıydı ama hala trafikte arabalar vardı.Yanan gözlerini hızlıca kırpıyordu. Tüm bunların kötü bir rüya olmasını umdu. Dönüp bir daha arkasındaki kadına baktı.Hiçbirşeyden habersizcesine uyuyordu. Artık ona güzel gelmiyordu. Önceden yanından ayrılmak istemediği kadından şimdi iğreniyordu.Gözlerinden acı acı dökülen yaşlara aldırmadı.Daha fazlasını hak ettiğini düşündü. O yataktan kalkarken her ikisi de günahkardı.Üstüne üstlük bir de sarhoştu. Ağladıkça kendine gelmeye başlıyor ve bu durumun gerçekliğinin biraz daha farkına varıyordu.Dün gece planladığı hiçbirşeyin istediği gibi gitmediğini hatırladı. Uzun zamandır yokuş aşağı adeta freni patlayan kamyon gibi dengesiz ilerleyen bu ilişkide artık son raunda gelinmişti ve adam yenildiklerini hissediyordu.&lt;br /&gt;Herşeyin başladığı zamana geri dönmek istedi.Herşeyi baştan yaşamak o zaman ne o yapar da bunca köpekliği bir aşk uğruna ne de karşısında umarsızca yatan kadına yaptırırdı "aşk" için sandığı onca şeyi. Ama olmazdı artık.Artık çok geçti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey çok güzel gidiyordu birgün önce. Bir yılı aşkın zamandır adeta freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağıya giden ilişkilerini düzeltebilme şansını bulmanın heyecanını yaşıyordu. Kadın, aynı şekilde düşünmüyordu ama karşısında onu sevdiğine inanmadığı bir insan vardı ve tüm bu mücadeleninde boş olduğunu çoktan beri biliyordu. Çünkü onun içinde herşey çok önceden bitmişti.Son zamanlarda karşısındaki insana sadece acıdığını hissediyordu. Onca yaşanan şeyi bir anda nasıl silebildiğine kendiside şaşıyor ve değiştiğini kabul ediyordu. Adamın davetini kabul etmişti ama onun aklından geçen sadece güzel bir akşam yemeği yiyebilmek, eğlenebilmekti. Ne can çekişen ilişkilerini kurtarmak umrundaydı ne de başka birşey. Adam, davetini kabul edildiğini öğrendiği andan itibaren heyecanından yerinde duramıyordu. Bir rezervasyon yaptırdı kadının sevdiği restaurantta ve güzel bir otelde.Elinde çiçekler, kalbinde solan hayaller yeniden can bulmuştu adamın. Ama kadının aklında hiçte düşündüğü gibi şeyler yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TBoOIoNOfLI/AAAAAAAAADo/hHFXanFw6nc/s1600/arzuveask+i%C3%A7in.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TBoOIoNOfLI/AAAAAAAAADo/hHFXanFw6nc/s320/arzuveask+i%C3%A7in.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7833789641766241615?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7833789641766241615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/ask-m-kopeklik-mi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7833789641766241615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7833789641766241615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/ask-m-kopeklik-mi.html' title='Aşk mı ? Köpeklik mi?'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TBoOBD1CCeI/AAAAAAAAADg/u5Cm0jkYHG8/s72-c/avatar_4721.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-5644358783200365276</id><published>2010-06-14T17:38:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T17:38:20.757+03:00</updated><title type='text'>diliminden dökülüverdi</title><content type='html'>Yüreğinin açtığı yerler yalan olur&lt;br /&gt;Aklının götürdüğü yerler duman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sokak lambası yalnızlığında yaşam&lt;br /&gt;Çekilmez, durmadan gidilir buralardan&lt;br /&gt;İlaç olmazsa dert olur&lt;br /&gt;Nefes almak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat bu, oynuyoruz neyse rolümüz&lt;br /&gt;Sıkıntılar,engeller&lt;br /&gt;aşklar,acılar&lt;br /&gt;ölümler, doğumlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anne oluyoruz eger&lt;br /&gt;erkeksek baba&lt;br /&gt;çocuuk oluyoruz&lt;br /&gt;ya kız ya erkek&lt;br /&gt;dost oluyoruz varsa o kalp&lt;br /&gt;bir oluyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan oluyoruz her zaman&lt;br /&gt;ama ne kadar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat diyoruz bu sahneye&lt;br /&gt;perde! diyoruz başlıyoruz&lt;br /&gt;sevmeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;para diyoruz satıyoruz ne varsa uğrunda&lt;br /&gt;ne sevgimiz kalıyor ne de inancımız onun yolunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-5644358783200365276?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/5644358783200365276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/diliminden-dokuluverdi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5644358783200365276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5644358783200365276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/diliminden-dokuluverdi.html' title='diliminden dökülüverdi'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-8045986808935641652</id><published>2010-06-11T18:29:00.000+03:00</published><updated>2010-06-11T18:29:42.583+03:00</updated><title type='text'>...Beyaz bir sayfa açtım...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TBJWW0haoII/AAAAAAAAADY/GqjqX33c3Ns/s1600/20000912nb8.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TBJWW0haoII/AAAAAAAAADY/GqjqX33c3Ns/s320/20000912nb8.gif" width="263" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani hayatımızda bazen yeni bir sayfa açarız ya.İşte blogumu değiştirince o geldi aklıma. Bu adreste birşey paylaşıyorum bir zamandır. Keşke beyaz bir sayfa açmak bu kadar kolay olsa idi hayatta.Birşeyleri temize geçmek bu kadar basit...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama mümkün değil olmasını bırakın bir hayaldir bu ve belki de hayal olarak kalması gerekendir de aynı zamanda. Hayatın bize getirdiği birçok zorluğa rağmen devam etmesi bize sunulan bir şans daha olduğunu gösteriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse böyle biraz içli biraz ironik bir yazı oldu ama ben burada olmaktan mutluyum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-8045986808935641652?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/8045986808935641652/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/beyaz-bir-sayfa-actm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8045986808935641652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8045986808935641652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/beyaz-bir-sayfa-actm.html' title='...Beyaz bir sayfa açtım...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TBJWW0haoII/AAAAAAAAADY/GqjqX33c3Ns/s72-c/20000912nb8.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6479371370477365868</id><published>2010-06-09T01:23:00.000+03:00</published><updated>2010-06-11T17:22:46.659+03:00</updated><title type='text'>Aşk-ı Devrim</title><content type='html'>-ben orada nasıl yaşarım? Ne dilini biliyorum ne de bir yerini.&lt;br /&gt;-ben sana yardım edeceğim. Hep yanında olacağım. Burası artık kalınacak bir yer değil bizim için. Heryerde aranıyoruz. Fransa'da arkadaşlarımız var. Orada olaylar yatışıncaya kadar kalırız.Sonra tekrar geri döneriz. Bu davadan vazgeçmek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde anlam veremediği bir sıkıntı vardı Mehmet'in. O nolursa olsun ülkesinden ayrılmak istemiyordu. Uğruna mücadele ettiği vatanından kopamıyordu. Ama şartlarda çok ağırlaşmıştı. Onlarca arkadaşı hapishanelerde işkenceden ölmüş ve birçoğununda sonu muhtemelen öyle olacaktı. Fransa bir kurtuluştu belki bunu kabul ediyordu ama içine bir türlü sindiremiyordu bu durumu. Yıllar önce Anadolu'dan üniversite için gelirken de böyle düşünüyordu. Köyün en akıllı çocuğuydu. Muhtar Münir'in oğlu okumaya gidiyor, başvekil olacak, köyümüzü nahiye yapacak diye seviniyorlardı köylüler. Ceplerine sıkıştırılan harçlıklarla, hayır dualarla yolcu edilmişti köyünden.Otobüsün arkasından tez dönsün diye su döken kardeşi Nazlı'nın gözyaşlarını hala unutamıyordu. Sonra sol harekete girince, Muhtar Münir'in oğlu anarşist olmuş deyivermişlerdi. Babası, utancından muhtarlığı bırakmıştı. Kız kardeşinin düğününü bile İstanbul'a mal almaya gelenlerden öğrenmişti. Onlar için çok üzülmesine rağmen geride dönemiyordu. Bu yola baş koymuştu zira. Hep birgün dönecek olmanın hayalini kurardı Mehmet, elinde kırmızı bavuluyla köye girdiğini hayal eder ve tüm köylülerin Mehmet haklıymış, dediğini duyar gibi olurdu. Bir taraftan köyüne, anasının sıcak tarhanasına, babasının nasırlı ellerine dönme sevdasında iken bu yurtdışı ona hepten sürgün geliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selim'in sabrı iyice taşmıştı artık. Sinirlendi mi gözü hiçbirşeyi görmezdi. Hele ki haklı olduğu konularda iyiden iyiye baskın olurdu. Yıllardır tanırdı Selim'i, ev arkadaşlığı da yapmıştı bir dönem ama daha çok fakülteden tanıyordu.Fakültede Selim'in devrim hakkındaki konuşmaları çoğu kişide etkili olmuştu. Onun sayesinde çok başarılı işler yapmışlardı. Selim onun bir sınıf üstüydü ama kaldıkları dersleri yanyana getirsen buradan köye yol olurdu. Yani artık onların varları yokları davaları olmuştu.&lt;br /&gt;- hadi hazırlan, düşünecek birşey yok artık. Burada kalıp, yakalanmaktansa orada beklemek çok daha iyidir. Ben sana yardım edeceğim diyorum ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selim'in derslerle bir ilgisi olmasada&amp;nbsp; iyi derecede Fransızca biliyor olması onu hep farklı yapıyordu. Selim, İstanbul'da yetişmiş bir çocuktu. Lisede aldığı Fransızca eğitiminin üstünde üniversitede aldığı Fransızcada eklenince Mehmet için eğer yurtdışı son seçenekse ondan iyisi yoktu. Bunu ikiside çok iyi biliyorlardı. Mehmet'in boynunu büküp kaderine razı olmaktan başka çaresi kalmamıştı. O an kulaklarında&lt;br /&gt;"Muhtar Münir'in oğlan, ecnebi memleketlerine kaçmak zorunda kalmış, diyen köylülerin sesi yankılanıyordu.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; * * *&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; * * *&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; * * *&lt;br /&gt;Paris, güzel bir yerdi.İki haftadır buradalardı ve daha hiç dışarı çıkmamıştı. Sadece kaldığı ucuz pansiyonun penceresinden gördüğü kadarıyla bilmesine rağmen beğenmişti bu şehri. Penceresinden tepesi gözüken Eyfel kulesine hayranlıkla bakıyordu. Belkide beğenmesinin tek sebebi buydu. Çünkü kaldığı pansiyon, metruk bir ev gibiydi. Kırık dökük banyosunda sadece sabahın erken saatlerinde sıcak su olabiliyordu.Şamandırası çalışmadığı için su üst katlara kadar çıkmıyordu. Duvarların kimi yerleri solmuş, kimi yerleri küflenmişti ve tabik ki hiç tükenmeyen rutubet kokusu insanın genzini yakarcasına işliyordu. Hafif hafif öksürmeye bile başlamıştı Mehmet. Bazen kalmadığına pişman olsa da ülkesinden gelen haberlerle bu düşüncesinden sıyrılıyordu. Ard arda gelen ölüm haberleri ile bir taraftan arkadaşlarına, bu yola beraber çıktıkları kardeşlerine üzülürken diğer taraftan kalanlar için neler yapılabiliri tartışıyorlardı. Gittiği günden beri memleketlerindeki durumları anlatmakla geçen toplantılar yapmışlardı. Dünya basınını ayaklandırmak için ellerine geçen en küçük belgeyi bile değerlendiriyorlardı. Hatta Selimle bir Fransız radyosunda programa katılmışlardı. Tabi hep Selim konuşmuştu. Mehmet'in söylediği bir kaç cümleyi de Selim, tercüme etmişti. Bunca hengamenin arasında bile aklı hep köyündeydi. Buraya gelirken Selim'den geri döneceklerinin sözünü almıştı. Bir mektup yazmak istedi annesine. Ama annesinin okuması yoktu.Başkasına okutmak zorunda kalacaktı ve yine bütün köye onların tabiriyle reklam olacaklardı. Babasıda annesi de iyice yaşlanmış olmalıydılar. Annesinin şekeri vardı zaten. Birde üstüne onun yokluğuyla iyiden iyiye çökmüştür diye düşünüyordu Mehmet.&lt;br /&gt;Tek dayanağı geri dönme umudu idi ve bundan vazgeçmeye hiç niyeti yoktu. Ne olursa olsun köyüne geri dönecekti. O an yan odadan gelen sesle sıyrıldı tüm bu düşüncelerinden. Ne dediklerini anlamadığı bir ses çılgınca bağırıyordu. Fransızca olduğunu biliyordu ve bir de hangi dilde olursa olsun tartıştıklarının farkındaydı yan odadaki çiftin. Dün gece yarısı da Selimle toplantıdan dönerken yine böyle bir tartışma duymuşlardı. Selim, kızın adamdan kurtulmak istediğini, daha fazla bu şekilde yaşayamacağını söylediğini tercüme etmişti Mehmet'e. Selim, böyle şeylerle çok ilgilenmezdi. Onun için herşeyi uğruna ailesinden koptuğu bu dava olmuştu. Ailesinin zengin olduğunu da biliyordu Mehmet. buna rağmen Selim babası hakkında emperyalizmin uşağı oldu diyordu. Ailesinin tek çocuğu olması bile onu durduramamıştı. Annesinin yalvarmasına rağmen bu sevdadan vazgeçmemişti.Bazen onu uzaklara dalarken görürdü, kimseye birşey söylemezdi ama bilirdi ki evini özlerdi.&lt;br /&gt;Yandaki tartışma sona ermiş gibi gözüküyordu, sesleri kesilmişti. Bu adeta kağıttan yapılmış duvarlar arasında herkesin birbirini duyması çok doğaldı. Mehmet bile Selimle yapılacak icraatlar hakkında konuşacağında radyonun sesini açardı. Bu köhne yerde onları kimsenin dinleme ihtimali olmasa da bazı alışkanlıklarından vazgeçmemişlerdi. Hatta Mehmet buraya yerleşmemişti bile. Hala bavulundan çıkartıyordu kıyafetlerini. Babasının ona yıllar önce aldığı kırmızısı kirlenmiş bavuldan. Buraya yerleşirse kalır diye korkuyordu. Dolaba koyarsa sanki kıyafetlerini artık buralı olurum gibi geliyordu Mehmet'e. Eskiden köylerinden bir grup insan Almanya'ya çalışmaya gitmişlerdi. Yazları tatile yine köylerine döndüklerinde onların Almanca öğrenmediklerini gördüğünde çok şaşırırdı. Onlara sorduğunda ise biz oraya çalışmaya, para biriktirmeye gittik, dillerini öğrenip ne yapalım, oralı olmayacaz ki demişlerdi. Mehmet, liseye gidiyordu o zamanlar ve bu duruma çok şaşırmıştı. Büyük cahillik olduğunu düşündüğünü anımsıyordu şimdi. Ama şuanda kendi durumu da ondan farksızdı. Selim'in tüm zorlamalarına rağmen en basit kelimeleri bile öğrenmekten kaçınıyordu. Çünkü buralı olmaktan korkuyordu. Şimdi o insanları çok daha iyi anladığını farkediyordu Mehmet.&lt;br /&gt;Kapı sesiyle birden irkildi. Selim olamazdı bu. Onun kendi anahtarı vardı. Kapıya doğru temkinli bir şekilde ilerledi ve kim o diye seslendi.Dışarıdan anlamadığı bir dilde yanıt gelince kendi kendine gülümsedi. Hala alışamadığına sevinirken böyle komik bir durumda olduğu içinde gülüyordu. Kapıyı açtı ve karşısında bir anda onu gördü. Gözlerinde bir telaş vardı. ayakta durmakta zorlanıyordu. Sol elini kapının kenarına dayamış, diğer eli ilede sanki nefes almasına yardım etsin diye boğazında tutuyordu. Öylece bakakalan Mehmet'i kızın konuşmaları kendine getirdi. Kız Fransızca birşeyler söylenmeye başladı. Mehmet'in onu anlamadığını görünce hareketleriyle yan odada kaldığını ve peşinde birilerinin olduğunu anlatmaya çalıştı. Mehmet onun dediklerinden hiç birşey anlamasa da başının dertte olduğunu anladığından içeri girmesini işaret etti. Kız, kendisini hemen içeri attı ve kapının iyice kapandığına emin oluncaya kadar bastırdı.Mehmet, kızın güzelliği karşısında afallamıştı. Yan odalarında kalmasına rağmen onunla hiç karşılaşmamıştı.Uzun saçlarının uçları hafif kıvırcıktı.Gözleri bal rengiydi sanki.Elmacık kemikleri çıkık yüzüne burnundaki kemer daha da bir anlam katıyordu ve tabiki güzelliğine güzellik.&lt;br /&gt;Adını bile bilmediği bir kıza vurulmuştu sanki Mehmet. Daha önce hiç kimseyle bir gönül ilişkisi olmamıştı.Devrim hareketi zaten bunu uygun bulmuyordu. Davaya zarar getirecek her türlü ilişki gibi buda uygun görülmüyordu.Zaten Mehmet'inde daha önce kimseye karşı kendini böyle hissettiği görülmemişti.Karşısındaki kız el kol hareketleriyle birşeyler anlatmaya devam ediyordu ama anlaşabildikleri söylenemezdi.Mehmet, Selim'in ona öğrensin diye verdiği Fransızca sözlüğü açtı ve ona adını sordu.&lt;br /&gt;-Quel est le nom? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız, muhtemelen teleffuzunun komikliğine gülerek cevap verdi.&lt;br /&gt;-Evelyn..dedi.&lt;br /&gt;Mehmet yine komik telaffuzu ile&lt;br /&gt;-Mon nom de Mehmet.. dedi. Bunun ardından Evelyn, kahkahayı koyuverdi. Mehmet, utanmıştı bu durumdan. Ama Evelyn'in güzelliğinden kendisini alamıyordu.Saçlarının kokusu geliverdi burnuna.Derince içine çektiğini anladı o anda. Anlayacağını düşündü Evelyn'in ama o pencereden dışarıya bakıyordu, güveler yemiş perdenin arkasına saklanarak. Tam bu sırada bir anahtar sesi duyuldu, birisi kapıyı açmaya uğraşıyordu, biraz zorlandıktan sonra kapı açıldı. Bu Selimdi. Küfürler ede ede kapıyı açmıştı. Mehmet bu küfüleri Evelyn'in anlamadığı için kendini şanslı hissediyordu. Selim içeri girince Evelyn'i gördü birden bakakaldı. Evelyn'de çok korkmuştu bu durumdan. Dolabın arka tarafına doğru gizlenmeye çalışıyordu. Sanki olabilecek miş gibi.&lt;br /&gt;Selim, Mehmet'e bu kim dercesine bir bakış attı. Herzaman kaşları çatıktı Selim'in. Mehmet, hemen izah etmeye çalıştı. Yan odada kalanlardan biri olduğunu ve adının Evelyn olduğunu söyleyiverdi bir çırpıda zira o da daha başka birşey bilmiyordu. Selim kızın Fransız olduğunu öğrenince onunla konuşmaya başladı. Ona burada ne işi olduğunu sordu. Evelyn ondan yardım istercesine yalvarıyordu. Mehmette bir yabancı gibi onları izliyor, olanları anlamaya çalışıyordu.&lt;br /&gt;Evelyn, Paris'e oyuncu olmaya gelmişti.Yakındaki bir restaurantta garsonluk yapıyor,akşamları da oyunculuk dersleri alıyordu.İlk geldiği zamanlarda birkaç figüranlık işi yapmıştı ama sonra işler hiçte istediği gibi gitmedi. Bu neredeyse metruk pansiyonda kalmak zorunda kalmıştı. Cezayir'den gelip burada yaşayan Hassanla yakınlaşmışlardı ama onunla son zamanlarda çok kötü zamanlar geçiriyorlardı. Hassan'ının karanlık işler çevirdiğini anladığında ondan ayrılmak istemiş ama Hassan buna izin vermemişti. Ve şimdi de onun peşindeydi. Evelyn, ondan çok korkuyordu. Birkaç sefer onu çok kötü şekilde dövmüştü.Heryerde onu takip ettiriyordu.Evelyn, artık çaresiz kalmış ve kaçmaya karar vermişti ki, tam kaçacakken Hassan'nın adamları onu kovalamaya başlamışlardı. Evelyn, korkudan yan odaya saklandı. Ama buradada çok kalamazdı. Çünkü Hassanın adamları heryerde onu arıyorlardı ve bu odayada bakmaları an meselesi idi. Durumun anlaşılmasından sonra Mehmet, Selim'e bu kıza yardım edelim diye ısrar etti.Selim, aynı fikirde değildi, çünkü kendileri de bu ülkede kaçaklardı.Herhangi bir polise yakalanma durumunda sınır dışı edilebilir hatta direk ülkelerine iade edilebilirlerdi. Selim,kendisini de Mehmet'i de herşeyden önemlisi kendi haklı davalarını da riske atmak istemiyordu. Mehmet, ona kendi yardım etmek istediğini, bu halde onu bırakmayacağını söyledi.Tüm bunlar olurken Mehmet, neden bu kadar yardım etmek istediğini anlamıyor ama onu kendine benzetiyordu. Son günlerde memlekette haberler hiçte içaçıcı gelmiyordu ve dönme umutları iyice sönüyordu. O yüzden bu kıza yardım etmek istediğini söyledi Selim'e. Bu kararlı duruşa Selim'de fazla birşey söyleyemedi. Ona bir miktar para ve kaçarken yanlarına aldıkları bir silah verdi.&lt;br /&gt;- Umarım ne yaptığını biliyorsundur Mehmet&lt;br /&gt;- Kız zor durumda görüyorsun, aynısını bizim içinde yapmadılar mı?&lt;br /&gt;Yapmışlardı. Baskınların ilk günlerinde bir yaşlı teyze, polise direnmek ve tabancanın dipçiğini yemek uğruna bizim kaçmamıza yardım etmişti.&lt;br /&gt;Selim , Mehmet'in demek istediğini hemen anladı.&lt;br /&gt;-Peki, dikkatli olun. Kızı evine götürdükten sonra bu verdiğim kağıttaki adrese geleceksin. İstasyondan seni alacaklar.&lt;br /&gt;- Saol Selim.&lt;br /&gt;-Sende saol deli oğlan.&lt;br /&gt;Selim, Mehmet'e deli oğlan diye takılırdı.Bunu sevdiğinde de yapardı, kızdığında da. Oyüzden şuan ne durumda olduğunu anlamak zordu.&lt;br /&gt;Evelyn, önce onları sessizce bir kenarda bekledi. Kaderini onların eline bırakmıştı.Sonra Selim, ona herşeyi anlattı. Mehmet'in eline de bir Fransızca sözlük verdi ve&lt;br /&gt;- Ben sana en azından birkaç kelime öğren demiştim. dedi.&lt;br /&gt;Selimle kucaklaştılar ve ayrıldılar.&lt;br /&gt;***&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ***&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ***&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ***&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ***&lt;br /&gt;Gecenin bir yarısı pansiyonun kapısı hızla çalındı. Selim, derin uykusundan korkuyla uyandı ve hemen yastığının altındaki silahına attı elini.Kapıyı kilitlemişti.Yatağından doğruldu ve kapıya doğru yanaşarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Qui est-ce?&lt;br /&gt;Dışarıdaki sesle acıyla cevap verdi.&lt;br /&gt;-Selim Abi, Ben Mehmet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selim hemen kapıyı açtı ve Mehmet'i içeri aldı. Mehmet yaralıydı. Evelyn'in peşindeki adamlar tren istasyonunda onları kovalarken, Mehmet canı pahasına Evelyn'i trene bindirmeyi başarmıştı.Kendisi de kaçarken vurulmuştu. Çok ağır bir yarası yoktu ama çok kan kaybetmişti. Yaralı olduğu için dikkat çekmek istemiyordu. Sahte pasaportuna pek güvenmiyordu çünkü.Geceyi beklemişti geri dönmek için.Selim, onu yatağına yatırıp, temiz suyla yarasını temizlemek istedi.Olmayacağını anlayınca, malzeme almak için dışarı çıkmaya karar verdi.Gecenin karanlığında kendisini dışarı attı Selim. Paris'in arka sokaklarında açık eczane aramaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah olmuştu.Selim, Mehmet'in yarasını temizledikten sonra ağrıları için ağrı kesici de vermişti. Başında bütün gece bekledi Selim.Bir taraftan küfürler ediyordu Mehmet'e diğer taraftan iyileşsin diye dualar okuyordu bildiği kadarıyla.&lt;br /&gt;-Sen bir iyileş kalkta ben sana göstericem, yeni tanıdığın kızın peşinden gitmek neymiş, dava için ölür müsün desem bu kadar çabuk kabul etmezsiniz anasını satıyım.&lt;br /&gt;Öğlene doğru gözleri açtı Mehmet. Selim, uykusuzluktan kızarmış gözleriyle başındaydı yine.Üzülmüştü haline ama hiçte taviz vermedi.Uyandığını görünce,&lt;br /&gt;-İyi misin len? dedi.&lt;br /&gt;-İyiyim abi. Saat kaç?&lt;br /&gt;-Noldu? Kaldığın yerden devam mı edeceksin, kovalanmaya? Randevuleştiniz mi Eveleyn'la?&lt;br /&gt;Selim, kızmamak için kendini zor tutuyordu Mehmet'e.&lt;br /&gt;-Ben birşeyler hazırladım.Doğrulmaya çalışta çorba iç. Ağrı kesicilerin etkisi geçince yine inilemeye başlarsın sen.&lt;br /&gt;Tam yerinden kalkıyordu Selim, Mehmet sağlam olan koluyla onu tuttu ve&lt;br /&gt;-saol abi, sen olmasan ne yapardım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6479371370477365868?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6479371370477365868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/ben-orada-nasl-yasarm-ne-dilini.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6479371370477365868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6479371370477365868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/ben-orada-nasl-yasarm-ne-dilini.html' title='Aşk-ı Devrim'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-4737857915351315302</id><published>2010-06-07T18:32:00.001+03:00</published><updated>2010-06-17T09:11:50.926+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TARİH'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='polisiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet ümit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul hatırası'/><title type='text'>Ahmet Ümit ve İstanbul Hatırası</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TA0Q4DGB5zI/AAAAAAAAADQ/pvehiqIMvu0/s1600/Ahmet_Umit114_yasamgaleri.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="169" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TA0Q4DGB5zI/AAAAAAAAADQ/pvehiqIMvu0/s320/Ahmet_Umit114_yasamgaleri.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yeni kitabı....İstanbul hatırası....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okudukça gelecek....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı isterseniz istanbulun tarihini öğrenmek için okuyun, isterseniz bir polisiye roman diye isterseniz sadece okumak için okuyun.Her ne için açarsanız bu kitabın ilk sayfasını ve başlarsanız okumaya eminim sizde benim gibi bırakamayacaksınız bitirinceye kadar.&lt;br /&gt;Önceki kitaplarını okuyanlar bilirler Nevzat Başkomiseri, Ali'yi Zeynep'i...&lt;br /&gt;Yine bu üçlünün Sarayburnunda buldukları bir cesetle başlıyor herşey.Adamın elinde Bizanstan kalma bir sikke var. Siz şimdi İstanbulu kimin kurduğunu da bilmezsiniz. İstanbulun ilk sahipleri Yunanlılardır.Kral Byzas'tan gelir Bizans adı.Hatta orijinalini söyliyim Bzyntum...Romalılar değil yani:)&lt;br /&gt;Benim gibi seviyorsanız Kültür tarihçiliğini ya da yahu sevmiyorsanız bile üzerinde 1453 ten beri gururla yaşadığımız şu şehrin tarihini merak ediyorsanız okuyun bu kitabı derim. Şuan daha alalı birkaç gün olmasına rağmen ortaladığım kitaptan birçok şey öğrendim. Özellikle ramazanlarda Sultanahmete gider oradaki dikilitaşa, yılanlı direğe, sepetçiler kasrına, ayasofyaya bakardık. Yahu kaçımız o direğin üzerindeki yazının ne olduğunu merak etti de araştırıp baktı.Ama şimdi bak ben biliyorum demek işte en büyük haz...Peki, ya Çemberlitaştaki direği? Yahu Mimar Sinan yaptı deyip geçtiğimiz Sultanahmet'i bile Ahmet Bey,araştırmış. Küçük Ayasofyayı ve civarındaki daha onlarca tarihi eserin ne olduğunu bilmiyoruz.Biri laf etse hemen "since 1453" diye karşılık verdiğimiz İstanbulumuza sahip çıkmak adına okumalıyız bu kitabı. Tarihi yarımadayı geçenlerde gezdim.Kitabı bitirince bir daha gidicem. Kitapta anlatılan yerlere bir daha bakıcam. Eski hipodram yerini gezerken artık biliyorum oranın ne anlama geldiğini.Hem sadece Osmanlı öncesi değil; Osmanlıdaki İstanbul içinde okunacak kitaplar arasında. Ahmet Ümit'e Teşekkür ediyorum emekleri için...Elinize yüreğinize sağlık Ahmet Bey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte buda müthiş tanıtım filmi.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="225" width="400"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12089931&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12089931&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="350" height="225"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;ve sonunda bitti bu romanda.Neler mi kaldı aklımda? Koskoca bir İstanbul kaldı. Tarihiyle, kültürüyle sahip çıkmadığımız kendi haline bıraktığımız ve hatta rantçıların kucağına bıraktığımız İsyanbul kaldı.&lt;br /&gt;Bir aşkın neler yaptırabileceği kaldı aklımda. Bir aşk uğruna neler yapılabileceği.İnanmasam da bu kadarına aşkın, olmayacak şey değil herşeyini kaybetmiş bir insan için.&lt;br /&gt;Bu kitabı bazen metrobüste okudum, daldığım zaman hikayenin içine kafamı kaldırıp baktım bir daha ona; birazını Balat'ta okudum ki, hikayenin geçtiği yerlerden biri. Ve sultanahmette okudum, Çemberlitaşta, At meydanında, Sarayburnunda... Hikayenin can alıcı kısımlarını gördüm. Ayasofyaya birde yazar gibi baktım. Bir cinayetin başında bekledim bazen bende. Çözmeye çalıştım.Sonuna kadar kim olduğu bir türlü anlaşılmayan katili aradım.Ve katili söylüyorum size buradan. Katil, İstanbulun 2000 yılı aşkın tarihinde onu sahipsiz bırakan bizleriz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-4737857915351315302?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/4737857915351315302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/ahmet-umit-istanbul-hatras.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/4737857915351315302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/4737857915351315302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/ahmet-umit-istanbul-hatras.html' title='Ahmet Ümit ve İstanbul Hatırası'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TA0Q4DGB5zI/AAAAAAAAADQ/pvehiqIMvu0/s72-c/Ahmet_Umit114_yasamgaleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-5738563446728219455</id><published>2010-06-03T17:59:00.002+03:00</published><updated>2010-06-11T17:23:58.848+03:00</updated><title type='text'>Gerçek Kesitim</title><content type='html'>aöf derslerını verdım buyuk ıhtımalle..sonra kpds acıklandı ama hayal kırıklıgı ıdı oyuzden onu tarıhe not düşürmek ıstemıyorum:))&lt;br /&gt;aleste bugün açıklandı ve 60 küsür bir not almışım...Herşey netleşiyor...Hayat bana geri dönüyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-5738563446728219455?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/5738563446728219455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/aof-derslern-verdm-buyuk-htmalle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5738563446728219455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5738563446728219455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/06/aof-derslern-verdm-buyuk-htmalle.html' title='Gerçek Kesitim'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-2943634602361816245</id><published>2010-05-31T16:59:00.000+03:00</published><updated>2010-05-31T16:59:11.864+03:00</updated><title type='text'>Opps...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TAPApHS-UMI/AAAAAAAAADI/LHctPXh_gzU/s1600/bookshelf.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TAPApHS-UMI/AAAAAAAAADI/LHctPXh_gzU/s400/bookshelf.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Hayatımın belli bir bölümünü aldığı için burada yer vermesem ağlardı...Bitmiş olduğu anlamına gelmiyor tabiki bu.Ama en azından şuan öyle bir ihtimal var.Hava çok sıcak ve ben neyin hesaplarını yapıyorum biliyor musun? Yeni okuyacağım kitapların ve yazacağın yeni hikayelerin....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I like it....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dad's home...:)))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-2943634602361816245?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/2943634602361816245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/05/opps.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2943634602361816245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2943634602361816245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/05/opps.html' title='Opps...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/TAPApHS-UMI/AAAAAAAAADI/LHctPXh_gzU/s72-c/bookshelf.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-2240567157788562018</id><published>2010-05-28T11:33:00.000+03:00</published><updated>2010-05-28T11:52:47.027+03:00</updated><title type='text'>İçinden hayat otobüsü geçen bir yazı...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S_-EU5pg79I/AAAAAAAAADA/ptQEJxF2Tgk/s1600/hayat.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S_-EU5pg79I/AAAAAAAAADA/ptQEJxF2Tgk/s320/hayat.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Zaman dediğin şey akıp gidiyor ama göreceli...&lt;br /&gt;Bir kum saati işliyor bir yerlerde herkesten habersiz, herkesin farklı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamanlardan geçiyorum insanlarla tanıştıkça&lt;br /&gt;hayatlardan geçiyorum onları dinledikçe&lt;br /&gt;bir arkadaşımın ablasının eşi vefat etti genç yaşta. küçük, sevimli bir kız çocuğu ve genç yaşta dul kalmış bir kadın bıraktı arkasında. Kim bilebilirdi o adamın kum saatinin bittiğini?&lt;br /&gt;Kimse!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne kaldı biliyor musun geriye?&lt;br /&gt;Geride adamın kalan borçlarını ödemeye çalışan bir kadın, herşeyden habersiz herkese babasını soran 3 yaşında bir çocuk ve hepsinden beteri insanlıktan nasibini alamamış, ölen çocuğunun arkasından ona evlenırken verdiği evi satıp borçlarını ödemek isteyen ve torununu, gelinini sokakta bırakmak isteyen bir anne(!) kaldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aöf için gittiğim kurs bitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarca farklı insan tanıdım...Cemal, Gökhan, Celil, Ali, ve daha birçokları.Birçoğunun yaşı benden küçüktü ama kafalarımız uyuştu. Farklı hayatlara tanıklık ettik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir başkası...&lt;br /&gt;Bloglardan tanıştığımız Meryem, Beyhan ve Didem...&lt;br /&gt;Ortak paydalarda buluştuğumuz farklı dünyaların güzel insanları...Gençlikten, hayattan ve telaşlarımızdan konustuğumuz, tiyatrodan, kitaplardan ve mekanlardan bahsettiğim dostlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Süleyman...&lt;br /&gt;Bu yukarıdakilerin hepsinde yanımda olan 10 yıldır tanıdığım dostum...İçinden ayrılık ve dostluk geçen noktalarda buluştuğumuz yüreklerimizinde, akıllarımızında aynı çalıştığı, bazen birbirimizin abisi, bazen kardeşi bazen hocası olduğum arkadaşım, kardeşim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şarkı hepiniz için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" height="28" id="divplaylist" width="335"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11513991-695" /&gt;&lt;embed src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11513991-695" width="335" height="28" name="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;One Of Us                        &lt;/b&gt;                          &lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;If god had a name,  &lt;br /&gt;Tanrinin bir adi olsaydi  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What would it be and  &lt;br /&gt;Acaba ne olurdu ve  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Would you call it to his face  &lt;br /&gt;Bunu o'nun yuzune soyleyebilir miydin  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;If you were faced  &lt;br /&gt;Eger yuzlesseydin  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;With him in all his glory,  &lt;br /&gt;O'nunla ve tum ihtisamiyla  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What would you ask  &lt;br /&gt;Ki ne sorardin  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;If you had just one question...  &lt;br /&gt;Olsaydi tek bir soru sansin  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And yeah, yeah  &lt;br /&gt;Ve evet, evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;God is great  &lt;br /&gt;Tanri buyuktur  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeah, yeah  &lt;br /&gt;Evet, evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;God is good  &lt;br /&gt;Tanri iyidir  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeah, yeah  &lt;br /&gt;Evet, evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeah yeah yeah  &lt;br /&gt;Evet evet evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What if god was one of us?  &lt;br /&gt;Ya tanri icimizden biri olsaydi,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just a slob like one of us?  &lt;br /&gt;Icimizden biri gibi pasakli  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just a stranger on a bus, trying to make his way home...  &lt;br /&gt;Otobusteki bir yabanci, eve gitmeye calisan  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;If god had a face,  &lt;br /&gt;Eger tanrinin bir yuzu olsaydi  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What would it look like and  &lt;br /&gt;Acaba neye benzerdi ve  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Would you want to see  &lt;br /&gt;Gormek ister miydin  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;If seeing meant that  &lt;br /&gt;Sayet gormek demek,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You would have to believe  &lt;br /&gt;Inanmak zorunda olman demek olsaydi  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In things like  &lt;br /&gt;Mesela  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heaven and in jesus and the saints  &lt;br /&gt;Cennete ve isa'ya ve azizlere  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And allthe prophets and...  &lt;br /&gt;Ve tum peygamberlere ve...  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And yeah, yeah  &lt;br /&gt;Ve evet, evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;God is great  &lt;br /&gt;Tanri buyuktur  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeah, yeah  &lt;br /&gt;Evet, evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;God is good  &lt;br /&gt;Tanri iyidir  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeah, yeah  &lt;br /&gt;Evet, evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeah yeah yeah  &lt;br /&gt;Evet evet evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What if god was one of us?  &lt;br /&gt;Ya tanri icimizden biri olsaydi,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just a slob like one of us?  &lt;br /&gt;Icimizden biri gibi pasakli  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just a stranger on a bus,  &lt;br /&gt;Otobusteki bir yabanci,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trying to make his way home...  &lt;br /&gt;Eve gitmeye calisan  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tryin' to make his way home  &lt;br /&gt;Gitmeye calisan eve  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Back up to heaven all alone...  &lt;br /&gt;Yapayalniz cennetine  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nobody callin' on the phone  &lt;br /&gt;Kimse aramiyor o'nu  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'cept for the pope maybe in rome...  &lt;br /&gt;Belki yalniz papa, roma'da  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And yeah, yeah  &lt;br /&gt;Ve evet, evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;God is great  &lt;br /&gt;Tanri buyuktur  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeah, yeah  &lt;br /&gt;Evet, evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;God is good  &lt;br /&gt;Tanri iyidir  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeah, yeah  &lt;br /&gt;Evet, evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeah yeah yeah  &lt;br /&gt;Evet evet evet  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What if god was one of us?  &lt;br /&gt;Sayet tanri icimizde biri olsaydi,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just a slob like one of us?  &lt;br /&gt;Icimizden biri gibi pasakli  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just a stranger on a bus,  &lt;br /&gt;Otobusteki bir yabanci,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trying to make his way home...  &lt;br /&gt;Eve gitmeye calisan  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just tryin to make his way home...  &lt;br /&gt;Sadece evine gitmeye calisan  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Just like a holy rolling stone...  &lt;br /&gt;Tipki kutsal bir kaya, yuvarlanan                        &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-2240567157788562018?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/2240567157788562018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/05/icinden-hayat-otobusu-gecen-bir-yaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2240567157788562018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2240567157788562018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/05/icinden-hayat-otobusu-gecen-bir-yaz.html' title='İçinden hayat otobüsü geçen bir yazı...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S_-EU5pg79I/AAAAAAAAADA/ptQEJxF2Tgk/s72-c/hayat.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6932670385396118825</id><published>2010-05-15T12:45:00.000+03:00</published><updated>2010-05-15T12:45:35.179+03:00</updated><title type='text'>zamansız</title><content type='html'>Sokaktayım&lt;br /&gt;Gecenin bir yarısı&lt;br /&gt;İnsanların kimi ilk rem döneminde uykularının kimi çoktan 2 tur döndü bile...&lt;br /&gt;Zifiri bir karanlığın içerisindeyim.&lt;br /&gt;Yürümekten korkuyorum&lt;br /&gt;Korkumdan yürüyemiyorum&lt;br /&gt;Doyarcasına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde garip bir his&lt;br /&gt;Yüzümden belli korkum&lt;br /&gt;Birden bir kedi sesi&lt;br /&gt;Tüm tüylerim dikildi.&lt;br /&gt;Mart ayı olmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;............&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6932670385396118825?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6932670385396118825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/05/zamansz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6932670385396118825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6932670385396118825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/05/zamansz.html' title='zamansız'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7817392977440075084</id><published>2010-05-08T11:30:00.000+03:00</published><updated>2010-05-08T11:30:40.889+03:00</updated><title type='text'>Yazarken...</title><content type='html'>Yazarken&lt;br /&gt;Buluyorum kendimi&lt;br /&gt;Gece demini aldığında, aklımdan geçen, kalbimden kayan onca yıldızı gördükçe&lt;br /&gt;Bir akşam ya da bir sabah&lt;br /&gt;Günün belli belirsiz bir saatinde &lt;br /&gt;Yazarken buluyorum&lt;br /&gt;Kendimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmakla tutunuyorum hayata son zamanlarda.Allah almasın elimden bu güzelliği.Üç gulfü, bir elham...&lt;br /&gt;Sıcaklığı buluyorum kendime doğru gelen, kimi zaman kalemimden bana doğru gelen kimi zaman klavyemin her bir tuşundan akıp gelen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulağımda bir tını var...&lt;br /&gt;Görüyorum, duyuyorum ve hatta kokluyorum yazıyı...&lt;br /&gt;İyi bir okuyucu olmakla başlıyorum yola.&lt;br /&gt;Sonra iyi bir gözlemci.&lt;br /&gt;Güzellikler detaylarda saklı...&lt;br /&gt;Yakaladığım ayrıntılar kadar büyüyorum, kaçırdıklarım kadar küçülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamda böyle değil mi?&lt;br /&gt;Ayrıntılarda saklı değil mi onlarca yaşam sevinci?&lt;br /&gt;Bazen bir yabancının verdiği minik bir tebessümde bazen bir baş sallayışta...&lt;br /&gt;Yazıda böyledir bence&lt;br /&gt;Virgülü nerede kullandığınızdan nerede soru sorduğunuza kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde kelimelerim olan bir hediyeler aldım geçen doğum günümde&lt;br /&gt;kiminde seni unuttumlar vardı kiminde benim için değerlisinler..&lt;br /&gt;Kiminde sen artık benim için yoksunlar vardı kiminde sen benim yıllarca beklediğim sevdiğimsinler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7817392977440075084?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7817392977440075084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/05/yazarken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7817392977440075084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7817392977440075084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/05/yazarken.html' title='Yazarken...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-3993293795808121836</id><published>2010-05-03T11:28:00.000+03:00</published><updated>2010-05-03T11:28:34.401+03:00</updated><title type='text'>Dur Romeo Ölme!!</title><content type='html'>Cumartesi günü Kağıthane Kültür Merkezindeydik. Bu senede beğendiğim 4-5 oyundan sadece ikisine gidebilmişolarak kapatıyorum galiba perdeleri... Son gittiğim oyun Sheakspear'in ünlü oyunu "Romeo ve Juliet" ti. Oyun kadar tiyatroya gittiğim ekipte ilginçti. Zira birlikte gitmek istediğimiz arkadaşlarımız vardı ama hepsinin işleri güçleri çıkıyordu. Yani yoksa can atıyoruz tiyatro aşkıyla:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir vesile tanıştığım Meryem ve onun arkadaşı Beyhan'la gidebileceğimizi düşünmemiştim ama. Hele birde Sülo'yla bir tiyatro sahnesinde buluşabileceğimizi hiç düşünmemiştim. Biz öyle entel insanlar olmasakta dostlarla oturduk mu da sadece futbol- kızlar ve bilmem nelerden konuşan insanlar değiliz. Popüler kültürü yakinen takip etmişizdir her daim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman gittiğimiz tiyatro oyunları ile de işin bu tarafınıda boş bırakmayız ama.&lt;br /&gt;Ama tüm bu anlattıklarım beni yine de Sülo'ya son gittiğin oyun hangisi diye entel bir soru sorduğumda "Hamlete gitmişim abi" cevabı kadar beni şaşırtmadı. Meğersem yanımda bir şekspir fanı ile yaşıyormuşum haberim yok!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuna gelecek olursak zaten konu malumdu. Oyunda işlenen soyut ifadeler güzeldi ama uzundu. Yani bu da zaman zaman oyunun ritminin düşmesine,seyircinin oyundan kopmasına neden oldu. Kıyafetleri çok güzeldi, çok beğendim ama bunun yanısıra bazı sahnelerde ya yönetmen günümüze entegre etmek için ya da tembellik yapıp araştırmamış olmaktan şu devrin dans figürlerini, davranış ve tavırlarını kullanmış. Ben bu durumu pek beğenmedim açıkçası. Ama romeoyu beğendim mesela.zaten sözcükler bile başlı başına aldı götürdü beni:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk sahnelerinde bazı sahnelerde "oha ya" desemde hızlı atlattım. Birde başlarda Juliet çocuk gibi gözüktü bana.Acaba Julieti çocukluğundan mı aldılar diye düşündüm hemen. Ama sonra anladım ki bazı dans sahnelerinde normal bir bayan çok zorlanırdı:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son sahne...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romeo fevri davranmayıp iki dk. beklese ya da bırak beklemeyi hemen ölmem lazım diyeceğine iki dk fazla üzülse buluşcaklardı. Ama o zamanda Romeo ve Julıet olmazdı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz hep mutlu sonlara alışmışız Türk milleti olarak. Mesela benim aklımda hemen Kasımda aşk başkadır geliyor. Sonunda birleşseler böyle akılda kalmazdı.İlişkilerimizde bile mutluluğu yakalayınca nasılda normalleşiyoruz öyle değil mi? Mutluluğun kıymetini gerçek hayatta bilmiyoruz ki romanlarda, sinemada hatta tiyatro da bilelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro sayesinde tanıştığımız arkadaşlarımız Meryeme ve Beyhana; meğersem bir tiyatro hatta şekspir sevdalısı olan Süleyman kardeşime bana katıldıkları için teşekkür ediyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya ama Romeo ölmese ne güzel olurdu dimi??&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-3993293795808121836?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/3993293795808121836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/05/dur-romeo-olme.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3993293795808121836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3993293795808121836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/05/dur-romeo-olme.html' title='Dur Romeo Ölme!!'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7351004824023721834</id><published>2010-04-30T11:21:00.000+03:00</published><updated>2010-04-30T11:21:44.548+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='otel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='otel odaları'/><title type='text'>Otel Odası...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S9qS_1mxGkI/AAAAAAAAAC4/qUR4CT3XF3U/s1600/yapkap0083a.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S9qS_1mxGkI/AAAAAAAAAC4/qUR4CT3XF3U/s320/yapkap0083a.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk...&lt;br /&gt;Yalnız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç sevmedim otel odalarını. Duvarlarında yalnız insanlar görürüm hep. Issızlıklarının gözyaşları duvarlara sinmiş. Her bir köşesinde belki uzaktaki bir sevdiği anan onlarca insan silüeti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otel odaları...&lt;br /&gt;Beyaz çarşaflar sevimli gözüken hayat kadınlarına benzer. Onca günahın en yakın&amp;nbsp; şahidi olmasına rağmen temiz gözükür. Deterjan kokusunun altında kaybolan yüzlerce vicdan vardır belkide...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokusu hep aynıdır otel odalarının...&lt;br /&gt;Ucuz parfümkokuları, bekaret kokularıi birbirine karışmış onlarca ayak kokusu ve ölen masumiyetin ceset kokuları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamdan nasibini alamamış, taşlaşmış ve hatta taşlanmış yüreklerin saklandığı yerler...&lt;br /&gt;Arkalarında bıraktıkları iskeletlerin ve hatta metruk kalplerin üzerine basa basa hayatlarında yükselmeye çalışan insanların evi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgisizliği, emeksizliği ve hatta yüreksizliği "özgürlük" sanan gafil insanların en mahrem ve en kendi köşeleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahında arkalarında sadece dağınık yatak, kullanılmış havlular ve küvette birkaç saç teli bırakarak çekip gittiklerini sananlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçlarınızdaki o adi şampuan kokusu geçecek ve hatta üzerinize sinen o ayak kokuları.&lt;br /&gt;Ama geçmeyecek olan orada sizden kalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başı öne eğik bir gölge, sevilmeyi bekleyen bir kalp ve asla yerine koyamayacağınız huzur...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7351004824023721834?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7351004824023721834/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/otel-odas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7351004824023721834'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7351004824023721834'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/otel-odas.html' title='Otel Odası...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S9qS_1mxGkI/AAAAAAAAAC4/qUR4CT3XF3U/s72-c/yapkap0083a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-8654595717135790285</id><published>2010-04-27T17:38:00.000+03:00</published><updated>2010-04-27T17:38:36.100+03:00</updated><title type='text'>Bir Deliye Aşık Oldum...</title><content type='html'>Ortaokul yıllarım...&lt;br /&gt;Yurtta geçen yıllarıın başlangıcı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden başlasam diye sorduğunuz zaman hiç bir yerden başlayamazsın demektir. Onun için denize atlar gibi yapacaksın. Denize girerken şurasına atlıyım diye belli bir yer belirlermisin? Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün bir kız sevdim. Gönlümün rahat durmadığı zamanlarda. Hayatımdan geçen öylesine birkaç kişinin cezasını böylesine bir aşkı kaybetmekle çektim.Hem de beklemediğim ummadığım kadar uzun bir süre...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi aradan geçen onca yıl sonra nasıl nerede başladı ve neden o diye soruyorum kendime. Neden başkası değil de o . Neden çevremde beni seven ve benimde sevebileceğim insanlar varken o ?&lt;br /&gt;Bu soruya cevap verebileceğimi sanmayın. Çünkü hala bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ilk nasıl başladığını gün gibi hatırlıyorum. O zamanlarda ben şiire meraklıydım. Farklı şiirleri yorumlamayı, okumayı sever; bazen kelimesi, bazen kafiyesi çalarakta şiir yazardım. Bazılarının Necip Fazılcı ; bazılarının Nazım Hikmetci olduğu eski dönemlerin aksine ben her ikisinide çok severdim. Hatta Necip Fazıl o koca "Çile" kitabını onlarca kez okuduğum olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirlerini çok okuduğumdan olsa gerek bazı şiirlerini ezberlemiştim. Ama bilmezdim Necip Fazıl'ın o bir zamanlar binleri peşine takan, sağ davaya marş olmuş "Sakarya Türküsü" şiirinin benim içinde böyle bir önemi olacağını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir teneffüs arası sınıfta o şiirin ilk mısrasını okudum sesli olarak arkadaşlara. Herhangi bir kastım yoktu bunda. Efkarlanan eski ozanlar gibi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bu su misali, kıvrım kıvrım akarya! deyiverdim ve durdum. Arkamdan bir ses, bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya diye devam etti. Ben arkamı döndüm ve iki dişi hafif önde, sivri burunlu bir çift göz bana gülümsedi. O ana kadar sınıftan arkadaşım olan o insan benim kalbimde kendine yer almıştı. Şiirin büyükbirkısmını birlikte okumuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki günler benim için çok daha farklı şeylere gebe olacaktı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-8654595717135790285?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/8654595717135790285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/bir-deliye-ask-oldum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8654595717135790285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8654595717135790285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/bir-deliye-ask-oldum.html' title='Bir Deliye Aşık Oldum...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-3608380860123780237</id><published>2010-04-27T14:00:00.000+03:00</published><updated>2010-04-27T14:00:38.212+03:00</updated><title type='text'>Ben Şimdi Başımı Hangi Pirikete Vurayım?</title><content type='html'>Ve yollardayız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabiha Gökçen Havaalanından başlayan Akdeniz Turumuzun ilk durağı Adana oldu. Yaşamların, insanların üzerinden havalandık süleymanla... Gidiyorduk herşeyi geride bırakarak.Sanki sıyırılıyorduk tüm pişmanlıklardan,üzüntülerden, dertlerden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana sıcak...adana karışık...&lt;br /&gt;Trafiği yabancı değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbulun bahar serintisinden sonra Adana'nın sıcağı çarptı yüzümüze. Çukurova'ya baka baka indiğimiz uçaktan sonra Halis Abinin sıcak gülümseyişiyle karşılandık.Nereye gidersen git, gittiğin yer dünyanın en güzeli yeri bile olsa karşında bir sıcak tebessüm bulamazsan orası güzel değildir benim için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokaklardayız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana sokakları sanki İstanbul'un bir ilçesi gibi. Öyle ki birini çevirip metrobüs nereden kalkıyor diye sorsam yadırgamayacak. Belki de ben bu İstanbul'a çok alışmışım galiba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastanelerin hep birarada olması eczane ve gözlükçüleri de hatta tıbbi malzeme satıcılarını da bir araya toplamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabiki kebap zamanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S9a_yFAlNdI/AAAAAAAAACo/c7tGch4RtMo/s1600/kebap.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S9a_yFAlNdI/AAAAAAAAACo/c7tGch4RtMo/s320/kebap.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Adana da yediğiniz kebabı bir tek yine adanada yiyebilirsiniz. Hafifliği, lezzeti ve ikramıyla Adana bunu hak ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyhan nehri Adananın içinden geçiyor. Adana'ya başka bir hava katıyor. Sanki Adanın nefes borusu gibi tüm o çukurovaya kan pompalıyor.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S9bBdoIzwAI/AAAAAAAAACw/6sp12nBOUgI/s1600/23679_387186625854_704990854_4498022_3414189_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S9bBdoIzwAI/AAAAAAAAACw/6sp12nBOUgI/s320/23679_387186625854_704990854_4498022_3414189_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Çevresindeki masumiyeti bozulmamış doğal örtüsünü her nekadar bozulmaya başlasa da "Dilber sekisi" ve seyhanın ortasındaki "sevgi adası" eskilerin şimdilerde bozulmaya yüz tutmuş aşklarına, sevgilerine ve vatanperverliklerine bir nişane oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyhan çevresinde yıllar sonra bisiklete bindik. Yani ben yıllar önce binmiştim; Süleymanın galiba bir yüzyıl geçmiş olsa gerek zira alışması zaman aldı. Allah'tan insan bisiklet sürmeyi uzun süreli hafızasında tutarda unutmaz.Yoksa birde bisiklet sürmesini öğret bebeye:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'dan sonra akşam Mersin'e geçtik trenle...&lt;br /&gt;O tarafların insan popülasyonu biraz karışık ırklardan. Kürtlere alışmıştık ama araplar,çingeneler, Süryaniler falanda işin içine girince kendimi Ahmet Ümit'in "Kavim" romanındaki kadın kahramana benzettim.&lt;br /&gt;Tabi kimseyi küçümsemiyoruz.Biraz saygıdan biraz korkudan:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana Mersin arası 40 dk lık tren mesafesi. Orada arkadaşlarımız karşıladı bizi. Yıllar önce vedalaştığımız insanlarla ülkemin başka bir ikliminde karşılaşmak bana dünya harbi küçük ya esprsini getirdi ama gülmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mersin'de gece sahildeyiz. Burası Türkıyenın en buyuk sahil şeridiymiş. Onun için o yorgunlukla tüm kıyıyı dolaşmadık. Mersinde unutamadığım gece kokan portakal çiçeği ve limon ağacı kokusuydu. Kaldığımız odadan burnuma gelen ve o kokuyla sabahladığım huzurlu ve mutlu bir uyku uyudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Hatay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;devamı gelecek&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-3608380860123780237?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/3608380860123780237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/ben-simdi-basm-hangi-pirikete-vuraym.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3608380860123780237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3608380860123780237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/ben-simdi-basm-hangi-pirikete-vuraym.html' title='Ben Şimdi Başımı Hangi Pirikete Vurayım?'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S9a_yFAlNdI/AAAAAAAAACo/c7tGch4RtMo/s72-c/kebap.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6038894292368241918</id><published>2010-04-20T16:01:00.000+03:00</published><updated>2010-04-20T16:01:02.191+03:00</updated><title type='text'>kÜÇüktüm...volume 4</title><content type='html'>Nerede kalmıştık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğim kızın okuldan ayrılıyor olması beni bir hayli üzmüştü.Öyle ki, üzüntümden kendimi ne tasoya verebiliyordum ne de futbolcu kartlarından oynadığımız oyuna... Çok kaybetmiştim çok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğim kızın en yakın arkadaşı yanıma geldi ve bana onun resmini uzattı. Bir anlık şaşkınlıktan sonra resmi aldım ve bakakaldım. Bana resmini yollamıştı. O resmi aradan geçen onca yıla rağmen hala aklımdadır. Tabi o zamanlarda vesikalık resim olayında üstünde okul resmi olmalıydı. Nedendir hiç anlamam normal kıyafetli vesikalıkları resmi daireler, okullar falan kabul etmezdi. Ye kürküm ye! felsefesi galiba. Doğal olarak resimlerimiz okul önlüğü ile olurdu. Tabii photoshop falan daha icad olmadığından daha doğal göründüğümüz zamanlardı. Şuanda daha önce görmediğin bir insanın vesikalığını önce görüp sonra kendisini gördüğünde herkesin aklına "acaba bunun başından nasıl bir hastalık geçmişte bu hale gelmiş" sorusu geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığım resmi ne mi yaptım sonra?&lt;br /&gt;Ona saatlerce baktım. Galiba yıllardır ilk aşkımın yüzünü unutmama sebebimde bu olsa gerek. Bir kaç gün baktıktan sonra bu resmi bir yere koymalıyım diye düşündüm.Kaybetmeyeyim ve hatta yıllarca da saklayayım. Tabi bu sıradada onu kimse bulamasın.&lt;br /&gt;Tabi ben yani "Bay Gizem" o resmi apartmanımızın önündeki büyük ceviz ağacının dibine gömmeye karar verdim. Çünkü o ceviz ağacı çok büyüktü ve sonsuza dek orada kalacaktı. O ağaca çok çıkardık arkadaşlarla. Diğer köşesine taş koyup kale yapardık. Hatta o kadar ki gerçek kale direği gibi gözükürdü bize ve herkes o kaleye geçmek isterdi. Güya o ağacın gövdesinin kalemizin tek "gerçek" direği olduması bizim de gerçek kaleci gibi hissetmemizi sağlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin görmesini istemediğim ilk aşkımın resmini de adeta mabedimiz olan o ceviz ağacının dibine gömme fikri çok akıllıca gelmişti bana. Sabah olunca kalktım ve kimse ortalıkta yokken ceviz ağacının yanına gidip, kazdım. O zamanlar doğada kendiliğinden çıkan sarı çiçeklere "sidik çiçeği" derdik. Nereden çıktığını, nasıl olduğunu bilmiyorum bu durumun ama o çiçeklerden koparanlarla hatta kazara o çiçeklerin içine düşenlerle bile sidikli bilmem ne diye dalga geçerdik. Her ne sebeple olursa olsun o çiçekle muhatap olanların gece yataklarına işediklerine inanılırdı.Ağacın çevresinde o sidik çiçeklerini elimle yolarken bir taraftan vicdan azabı çekiyordum ya bende gece altıma yaparsam diye ve diğer taraftanda birisi görürse çok utanırım diye korktuğum ilk aşkımın sanki darbe yıllarında hapishanede tek tip kıyafetle çekilmiş vesikalık resmini saklamanın heyecanını yaşıyordum. Resmi sıkı sıkı sardım. Açtığım çukura gömdüm.Üzerinide sıkıca doldurdum ve kimse açmasın diye üzerine sidik çiçekleriyle kamufle ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl sonra o ceviz ağacı kesildi ve yerine bilmem kaç daireli apartman yapıldı. Ve benim ilk aşkım o apartmanın temelinin altında kaldı. O resmi oradan alamadım. Çünkü bulamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk aşkımın babasının tayiniyle benden uzağa gitmesinin üzerine birde şehirleşmeyle kaybettiğim resmide galiba artık büyüdüğümün ve hayatın zor olduğunun kanıtıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ilk aşkım bana bir sürpriz daha yapacaktı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6038894292368241918?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6038894292368241918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/kucuktumvolume-4.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6038894292368241918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6038894292368241918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/kucuktumvolume-4.html' title='kÜÇüktüm...volume 4'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6377470176817919804</id><published>2010-04-14T13:14:00.000+03:00</published><updated>2010-04-14T13:24:17.515+03:00</updated><title type='text'>kÜÇüktüm...volume 3</title><content type='html'>Nerede kalmıştık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da şöyle mi desen daha uygun olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;previously on lost:)) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzenim zili çaldı ve beklemeye başladık.Ne cesaret di mi?&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Tabi yok öyle bir cesaret:)) Ben zil çalar çalmaz kaçtım.Kuzene dedim ben kenarda bekliyim yoksa kalp krizi geçireceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanki heyecanı bir daha yaşayamadım biliyor musunuz? Anthony Hopkins'in bir filmi vardı.Yabancı ismiyle çevrilmişti türkçeye.&lt;br /&gt;Orada 8-9 yaşlarında bir çocuğun sevdiği bir kız var. A.Hopkins, çocuğa diyor ki bir yerinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" o kızla ilk kez öpüşeceksin ve bir daha ömrün boyunca o öpücüğün aynını arayacaksın, ama bulamayacaksın."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim içinde sonraki yaşadığım heyecanların hiç birisi o günlerde yaşadığıma benzemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra içeriden bir ses geldi.&lt;br /&gt;- Kim o?&lt;br /&gt;Kuzenim seslendi.&lt;br /&gt;-Benim ....&lt;br /&gt;-Kapıyı açamam, kilitli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlarda şöyle bir moda vardı. Anneler çarşıya pazara giderlerken çocukların üzerlerine kapıyı kiliterlerdi.Neden bilmem ama ben hiç böyle bir duruma maruz kalmadım.Ama çevremizde çok vardı.Sonradan bu durumun sakıncaları ortaya çıktı da bu alışkanlığa son verildi.Ama eminim hala yapanlar vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktık kapı açılmıyor.Bizde, aldığım kolyeyi kapısının önüne bıraktık.He, sanmayın ki onunla orada o kapının bir tarafına sırtı dayamış, aşkının heyecanını ve de severken ayrılmanın verdiği duygusal karmaşıklığı yaşarken bende diğer tarafına sırtımı dayayıp "gitme kal, nolursun" şarkısını fonda duyduk. Muhtemelen o tv'de en sevdiği ve günün sadece belli bir saatinde yayınlanan rich richi izlemeye devam etmek için içeri gitti; bende hadi bizde gidelim de taso oynayalım arkadaşlarla bari dedik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra o kolyeye noldu hiç bilmiyorum.Ama iki gün sonra yani pazartesi okula döndüğümde beni büyük bir sürpriz bekliyordu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi oldu ve artık ben aşkımı kalbime gömmeliydim. Zira elimden birşey gelmezdi.&lt;br /&gt;Sabah sınıfa girince herkesin bana baktığını farkettim bir anda. Nedenini farkettiğim an yine kıpkırmızı olmuştum.&lt;br /&gt;Saçlarımı kapıdan girmeden önce bozmayı unutmuştum.İçeri giren sanki Clark Kentti ama süpermene dönüştükten sonra normal hale geldiğinde saçlarını düzeltmeyi unutmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığım ilk depresif aşk bunalımı sosyal hayatıma ilk etkisini göstermişti ve artık süpermen saçlarımı herkes görmüştü. Ben ta o zamanlardan gizeme meraklıydım. Süpermeni ve vesair kimliği gizli halk kahramanlarını da hep bu yüzden severdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela kendime Zorro maskesi yapmaya çalışmıştım bezlerden.Onun gibi kılıç talimi yapıyordum.Kendi hayal dünyamda zaman zaman Zorro; zaman zamanda Süpermendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde kimliği belli kahramanlar vardı. Mesela Bruce Lee'nin nasıl öldüğü üzerine arkadaşlarla çok hararetli tartışmalara giriyorduk. Bir grup arkadaş, onun karısı tarafından zehirlendiğini iddia ediyorlardı ama benimde içinde bulunduğum grup onun yüz kişiyi öldürdükten sonra arkasından silahla ateş edilerek öldürüldüğünü savunuyordu. Neden bilmem ama çocukken bana onun yüz kişiyi öldürdükten sonra vurularak öldürülmesi daha güzel geliyordu.Hem çok fantastik hem de onu dahada yücelten bir durumdu bu. Özellikle "yüz kişi" olmasının sebebi de belki de o zamanki sayabildiğimiz maksimum sayı olmasıydı. Karısı tarafından zehirlenmesini aklım almıyordu bir türlü.Çünkü çocuktuk ve ne güzel ki aklımızda da kalbimizde de henüz ihanete yer yoktu.&lt;br /&gt;Bruce Lee'nin çıkardığı o acayip ses tonunu taklit etmeye çalıştığımızı anımsıyorum hatta.Bu tonlama konusunda çok ciddiydik ama dalga geçmiyorduk ustayla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem fikir olduğumuz tek nokta ise onun vücudunun ve hareketlerinin çok iyi olduğu ve -sıkı durun- &lt;b&gt;biraz daha idman yaparsa bedeninin kurşun geçirmez olabileceği idi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçlarımın o haliyle dikkat çekmesi beni bir hayli utandırmıştı. Yerime oturdum ve saçlarımı bozdum. Ve yanıma ilk aşkımın en yakın arkadaşı gelerek bana seslendi.Ona doğru döndüm ve bana bir şey uzattı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;DEVAMI YARIN&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6377470176817919804?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6377470176817919804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/kucuktumvolume-3.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6377470176817919804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6377470176817919804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/kucuktumvolume-3.html' title='kÜÇüktüm...volume 3'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-3400472081329984061</id><published>2010-04-14T11:08:00.000+03:00</published><updated>2010-04-14T11:08:23.767+03:00</updated><title type='text'>İki Güzel İltifat...</title><content type='html'>Hayatımda aklımda kalan iki güzel iltifat oldu bu zamana kadar. Bir tanesi beni çok seven birisinden gelmişti yıllar önce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana "sen Tanrının gölgesisin" demişti. Çok iddialı değil mi? Benim aklıma milyon yıl düşünsem gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğeri de geçenlerde oldu.Neredeyse 15 yıldır tanıştığımız bir arkadaşım bana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"sen bir ateş yakarsan, dumanını herkes görür" dedi. Buda beni çok keyiflendirdi açıkçası. Hem mesleğimden dolayı hem de şu yazmalık çizmelik işlerden dolayı söylemişti bunu. Benimde hoşuma gitti açıkçası...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-3400472081329984061?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/3400472081329984061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/iki-guzel-iltifat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3400472081329984061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3400472081329984061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/iki-guzel-iltifat.html' title='İki Güzel İltifat...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-9028888057018636234</id><published>2010-04-13T14:35:00.000+03:00</published><updated>2010-04-13T14:35:57.508+03:00</updated><title type='text'>kÜÇüktüm...volume 2</title><content type='html'>Evet nerede kalmıştık geçende...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocamızın tahtaya çıkardığı şişko kepçe kulaklı ve utangaç ben, sürekli detone olan o bet sesimle aboneyim abone şarkısını icra ediyordum. Yerime oturduğumda hiç unutmuyorum kendime zor geliyordum.Neyse ki sonraki yıl ben daha basit bir eğitici(!) kola seçildim de sanat hayatıma ara verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laf açılmışken ilkokullarda eğitici kollar vardı değil mi? Ne işe yarardı hiç anlamadım. Sadece anımsadığım eğitici kolların sene başında seçildikten sonra sınıf duvarına asılarak tüm sene orada kalması idi.&lt;br /&gt;Trafik kolu&lt;br /&gt;İzci kolu&lt;br /&gt;Temizlik kolu&lt;br /&gt;Spor kolu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kollar nedense çok önemli olurdu. Mesela spor kolu olmak isterdi herkes. Niye? Çünkü en akla yatkın olanıydı galiba o zamanlar.Zira trafik kolunun ya da izci kolunun o dönemde ne yaptığını / yapacağını bilen yoktu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun gibi onlarca absürdlük vardı mesela. Boyumuzu ve kilomuzun yazılarak duvara asılması ve yerli malı döneminde yurdumuzda yetişen hububatın küçük poşetlere konarak isimlendirilmesi gibi...&lt;br /&gt;Ne anlama geldiğini halen daha anlamadığım onlarca şeyden bazıları idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşklarda çok başkaydı; arkadaşlıklarda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ilk aşkım mesela sınıfa sonradan gelen bir kızdı.Adını buradan anmayacağım ama bu fırtınalı bir aşk yaşadık ve adını anmayacağım demek değil tabi...&lt;br /&gt;Oturduğum muhit itibariyle göçmenlerin ağırlıklı yaşadığı bir yerdi bizim orası.O yıllarda bir göç dalgası olmuştu ve bulgar göçmenlerinin çocuklarının çevremizde çok olduğu bir dönemdi. Benim ilk aşkımda onlardan biri idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben utangaçlığımdan kızla gidip konuşmayı bırak yanına bile yaklaşamıyordum. Tek yapabildiğim şey okula gitmeden önce saçlarımı yana tarayıp önündende bir süpermen modeli bir kakül bırakmaktı.Bunu sadece onun için yapıyordum ama utanıyordum ve tüm okul yolunu geldiğim o taralı saçlarımı sınıfa girerken bozuyordum.Şuanda beni eğer hatırlıyorsa ki hatırlıyor saçlarımı hiç taralı görmediğini hatta aksine çok dağınık gördüğünü bile söyleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve aşk hayatımdaki ilk trajediyi de yine aynı kızla yaşamıştım. 1 sene sonra başka bir yere nakli çıkan babasının peşinden gideceklerdi.Bunu ilkkez duyduğumda yaşadığım üzüntüyü hala hatırlıyorum. Halbuki ulan ne üzülüyorsun kız seni bilmiyor bile değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve okul çıkışı onu gizlice takip etmiştim evini öğrenebilmek için. Şimdi olsa facebuktan bakardım yada msnini bulmaya çalışırdım hatta varsa cep telefonunu ama eskiden teknoloji namına sadece ev telefonları vardı ve de onları bulmak içinde aşık olduğun kızın/erkeğin babasının adını bilmek gerekiyordu.Neden mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü sarı telefon rehberlerinde fatura sahiplerinin isimlerinden ev telefonlarına ulaşabiliyorsunuz.Hala da öyledir.Çoğu amerikan filminde kaçak adamlar ankesörlü telefonların yanlarındaki sarı telefon rehberlerinin kendileriyle ilgili sayfalarını yırtarlar ya işte o!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evini bulduğum ilkaşkımı bir gün sonra cts. günü kuzenimle birlikte evinin oralarda dolaşmaya gittik.Belki görürüz diye. Göremedik tabiki. Ne mi yapmak istiyordum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık gidiyordu ve ben bu aşkı ona söyleyemezsem içimde kalırdı. Zira bilmiyordum ki yıllar sonra adamın biri facebuku bulacak ve ben onu bulacağım:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve o zamandan duygusal bir salak olacağı belli olan ben ona içine resim koyulabilen bir kolye almıştım.Bir tarafına kendi resmimi zorda olsa sığdırmıştım.Zira 4.sınıftaydım ve baya kilo vermiştim. Kuzenimle birlikte kızın kapısının önüne kadar gidip zili çaldık ve.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;DEVAMI YARIN&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-9028888057018636234?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/9028888057018636234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/kucuktumvolume-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9028888057018636234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9028888057018636234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/kucuktumvolume-2.html' title='kÜÇüktüm...volume 2'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-4846819854104868289</id><published>2010-04-09T15:53:00.000+03:00</published><updated>2010-04-13T13:38:43.375+03:00</updated><title type='text'>kÜÇüktüm...</title><content type='html'>Küçüktüm...&lt;br /&gt;Büyümek isterdim hep nedense...&lt;br /&gt;Büyüyim şöyle yaparım, büyüyünce yaparım derdim bazı şeyler için&lt;br /&gt;Yok kardeşim yok...&lt;br /&gt;Büyük yalan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokulun gerçekten ilkokul olduğu yani anaokulu mu bu ne saltanat!! ilköğretimmi? noluyoruz yahuu dendiği hatta siyah önlükten mavisine yeni yeni geçilmeye başlandığı yıllar...&lt;br /&gt;Fakiriz... fasfakir...&lt;br /&gt;Öyle şimdiki gibi fakirlik cepte en kral telefonun var ama konturun -30 olma hali ya da bilmem kaç bin liralık limitli kredi kartı ama limiti full olma hali değil...&lt;br /&gt;Sokak aralarında alışveriş merkezleri yoktu mesela. Kredi kartı yoktu ama bakkallardaki veresiye defterleri vardı. Bakkal kendi defterine yazar ne aldığını sonrada senin elindeki deftere yazardı. Hep dikkat ederdim de fiyat yazmazdı bakkal. Ne aldığını yazardı.&lt;br /&gt;9 Nisan 1989&lt;br /&gt;3 ekmek- 1 şişe süt- 1 paket pakmaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi...&lt;br /&gt;Yıllar sonra anladım ben enflasyona yenik düşmemek adına yapıldığını bunun. Bakkallar çakal olurlardı ama yapacak birşey yok. Ay başında aldığın 3 ekmeğin fiyatı ay sonunda aynı olmayabilirdi.&lt;br /&gt;Bakkallarda en çokta toplu halde satılan bisküvi kutularını severdim. Taze taze olurdu ve istediğin kadar alırdın. Tabi o zaman "hijyen" bizim mahalleye uğramamıştı ama kimsenin bu durumundan ne şikayeti ne de bu yüzden hasta olmuşluğu vardı.&lt;br /&gt;Artık hastalıklarımız bile değişti...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bakkallarda birde niyet çekilirdi. 10 kuruş verirdin ve bir üzeri folya kaplı yuvarlağın&amp;nbsp; içinden çıkan hediyeyi alırdın. Genelde 10 kuruşluk hediyelerde çıkmış olsa o kazıma anında yaşadığım heyecanı şimdi ne iddiada da bulabildim ne de an kral şans oyunlarında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakkal amcalarımız vardı eskiden. Kalın gözlüklü, üzerlerinde mavi önlükleriyle bazısı emekli bazısı babadan kalma dükkanı idare eden güleryüzlü insanlardı. Şimdilerde hepsi süpermarketlere yenildi gitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ilkokuldayken aynı sınıfta okuduğumuz bir kız arkadaşım vardı. Adı Yeşim'di.Hemen aklınıza çocukluk aşkı falan gelmesin.Zira çocukluk aşkım başkaydı.Yeşimin babası bizim evin karşısında çilingirciydi.Hergün öğlen okuldan birlikte dönerdik o dükkanlarına gider, ben ise eve giderdim.Yeşimi yıllar sonra aklıma getiren şey onun sesiydi. Çok güzel bir sesi vardı ve dahası 8-9 yaşlarında olmasına rağmen medeni cesaretiyle çıkıp şarkı söyleyebilmesiydi. Hep aynı iki şarkıyı söylüyor olsada her hafta müzik dersinde ki eğer öğretmen müzik dersi yaparsa kalkar ve ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;pre&gt;neyleyim sen yoksan eger dunyanin servetini &lt;br /&gt;neyleyim sen yoksan eger ahiretin cennetini &lt;br /&gt;neyleyim sen yoksan eger sahilleri kirlari &lt;br /&gt;neyleyim sen yoksan eger  yazi kisi bahari &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nede hakliymis meger &lt;br /&gt;ask ugruna yananlar &lt;br /&gt;sende beni yakip gittin &lt;br /&gt;gecen yil bu zamanlar &lt;/pre&gt;&lt;br /&gt;ya da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;pre&gt;Benim gönlüm sarhoştur &lt;br /&gt;Yıldızların altında &lt;br /&gt;Sevişmek ah ne hoştur &lt;br /&gt;Yıldızların altında &lt;br /&gt;Yanmam gönül yansa da &lt;br /&gt;Ecel beni alsa da &lt;br /&gt;Gözlerim kapansa da &lt;br /&gt;Yıldızların altında &lt;br /&gt;Mavi nurdan bir ırmak &lt;br /&gt;Gölgede bir salıncak &lt;br /&gt;Bir de ikimiz kalsak &lt;br /&gt;Yıldızların altında &lt;br /&gt;Yanmam gönül yansa da &lt;br /&gt;Ecel beni alsa da &lt;br /&gt;Gözlerim kapansa da &lt;br /&gt;Yıldızların altında&lt;/pre&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sölerdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevişmek ah ne hoştur falan dediğnde yüzümün kızardığını anımsıyorum hala:))&lt;br /&gt;Ki ben aynı yıllarda müzik koluydum ve o kızın ardından ben yanımda iki kız arkadaşlar tahtaya kalkar&lt;br /&gt;Yonca Evcimik'in meşhur şarkısı "aboneyim aboneyi" bağıra bağıra sölerdik...&lt;br /&gt;Beni tahtaya kaldırdıkları yetmezmiş gibi şarkı söyletirlerdi ve düşünün ki yanımda da iki kızla...&lt;br /&gt;Ben o yıllarda şişko ve kırmızı yanaklı daha kepçe kulaklıydım... Yani tam bir şabalak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;DEVAMI YARIN....&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-4846819854104868289?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/4846819854104868289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/kucuktum.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/4846819854104868289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/4846819854104868289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/kucuktum.html' title='kÜÇüktüm...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6298731006257094389</id><published>2010-04-08T13:38:00.000+03:00</published><updated>2010-04-08T13:38:04.975+03:00</updated><title type='text'>Bir Şarkıı...</title><content type='html'>ölsem ölsem ölsem hemen şimdi&lt;br /&gt;kaçsam gitsem kaçsam tam da şimdi&lt;br /&gt;bu kez pek bi afili yalnızlıık &lt;br /&gt;aldatan bir &lt;a href="http://www.diyadinnet.com/Bayanlara-Ozel"&gt;kadın&lt;/a&gt; kadar düşman &lt;br /&gt;ağzı bozuk üstelik &lt;br /&gt;bırakmıyor acıtmadan &lt;br /&gt;bu kez pek bi afili yalnızlık &lt;br /&gt;ağlayan bir kadın kadar düşman &lt;br /&gt;tuzaklar kurmuş üstelik &lt;br /&gt;bırakmıyor acıtmadan&lt;br /&gt;bitiyorum her nefeste &lt;br /&gt;ne halim varsa gördüm &lt;br /&gt;çok koştum çok yoruldum &lt;br /&gt;ve şimdi ben de düştüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözdüm sövdüm sövdüm ben dünyaya&lt;br /&gt;acılara sokaklara ait olmayan insanlara&lt;br /&gt;bu kez pek bi afili yalnızlıık &lt;br /&gt;aldatan bir kadın kadar düşman &lt;br /&gt;ağzı bozuk üstelik &lt;br /&gt;bırakmıyor acıtmadan &lt;br /&gt;bu kez pek bi afili yalnızlık &lt;br /&gt;ağlayan bir kadın kadar düşman &lt;br /&gt;tuzaklar kurmuş üstelik &lt;br /&gt;bırakmıyor acıtmadan&lt;br /&gt;bitiyorum her nefeste &lt;br /&gt;ne halim varsa gördüm &lt;br /&gt;çok koştum çok yoruldum &lt;br /&gt;ve şimdi ben de düştüm&lt;br /&gt;değmezmiş hiç uğraşmaya &lt;br /&gt;bu kez mecalim yok hiç dayanmaya &lt;br /&gt;dayanmaya...&lt;br /&gt;bitiyorum her nefeste ne halim varsa gördüm &lt;br /&gt;çok koştum çok yorul&lt;b&gt;dum &lt;a href="http://www.diyadinnet.com/YararliBilgiler-1378&amp;amp;Bilgi=ve"&gt;ve&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; şimdi ben de düştüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;&lt;i&gt;ÇOK GÜZEL ŞARKI DEĞİL Mİİİİİ??&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6298731006257094389?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6298731006257094389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/bir-sark.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6298731006257094389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6298731006257094389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/bir-sark.html' title='Bir Şarkıı...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7257487875130930894</id><published>2010-04-07T13:39:00.000+03:00</published><updated>2010-04-07T13:39:16.525+03:00</updated><title type='text'>Masum Değiliz...</title><content type='html'>Masum değiliz.. şarkısını hep sevmişimdir. Neden mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masumiyeti özledim zira. Saflığı, gerçekliği...Eski türk filmlerinin içine girip orada yaşamak isterdim. Bir bıraksalar, anlatacak tüm gerçekleri, masum olduğu kız ama izin vermezler.Oysaki kız başından beri masumdur. İşte bu anlamsız paradoksal düzene rağmen siyah-beyaz filmlerde yaşamak isterdim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lale devrinde belki...&lt;br /&gt;Osmanlı zor zamanlar geçiriyor. İnsanlar batılılaşma havasında. Tüm bu yozlaşmanın olduğu bir dönem olsa bile sadabatta, Emirgan'da ya da Haliç'te sandalda olmak, kırmızı fesim, kaytan bıyığımla masumiyetin içinde olmak isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemiyorum artık...&lt;br /&gt;Arada kalmış karakterleriyle insanlara aslını, özünü anlatmaya çalışmak, sen bu değilsin, senin ataların bunlar değil. Senin dinin bu değil...&lt;br /&gt;İlişkilerin,aşkların çarpıklaştığı bir dünyada kirli ellerini tutmak istemiyorum kimsenin. Tokalaşmak bana karşımdakinin güvenilir olduğunu ifade etmiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter...&lt;br /&gt;Gidiyorum ben... Daha temiz bir dünya umudum kalmadı artık.Sizin var mı hala? Ne acı...&lt;br /&gt;Masumiyetimizin sokaklarda olduğu bir dünyanın ne parası, ne kariyeri çekmiyor beni...Cezbetmiyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7257487875130930894?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7257487875130930894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/masum-degiliz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7257487875130930894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7257487875130930894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/masum-degiliz.html' title='Masum Değiliz...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-3237694781612926193</id><published>2010-04-06T11:35:00.000+03:00</published><updated>2010-04-06T11:35:07.381+03:00</updated><title type='text'>Bir doğum günü daha ve hatırlanısı bir kitap...</title><content type='html'>Nisanı hep sevmişimdir.Baharın gelişi, kuşlar, böcekler...&lt;br /&gt;Ağaçların canlanışı bana Yaradan'ın büyüklüğünü hatırlatır. Ve tabi birde bu ayı sevmemin diğer nedeni de doğum günümün bu ayda olması. Hep düşünmüşümdür acaba nisanı doğum günüm olduğu için mi seviyorum yoksa baharın gelişinde doğduğum için mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani sevgimin formel mi ya da informel mi olduğunu merak ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde üniversite yıllarında okuduğum (Yeditepe dönemi) İskender Pala'nın bir güzel kitabı vardır.Buaralar tekrar bakıyorum, paylaşayım istedim, meraklısına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;KUDEMANIN KIRK ATLISI&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S7rupamQpEI/AAAAAAAAACg/x60AIed-vPA/s1600/161281_2.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S7rupamQpEI/AAAAAAAAACg/x60AIed-vPA/s320/161281_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu kapak değilde bendeki önceki kırmızı kapaklı olan ama bu da güzel olmuş.TRT de yaptığı Hariçten Gazel programı tadında bir kitap. Hani ben divan edebiyatı seviyorum diyenlerin okuması gereken bir kitap. Yeni çıkan kitaplarında İskender Pala, divan edebiyatının dışına çıkmıştı.Onu tekrar böyle görmek isteyenler için güzel olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeriğinde divan edebiyatının nadide örneklerini kendi anlatımıyla sunuyor yazar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tadından yenmeyecek ve tekrar tekrar okunası bir çalışma olmuş. E bak ben okuyorum işte:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-3237694781612926193?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/3237694781612926193/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/bir-dogum-gunu-daha-ve-hatrlans-bir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3237694781612926193'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3237694781612926193'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/04/bir-dogum-gunu-daha-ve-hatrlans-bir.html' title='Bir doğum günü daha ve hatırlanısı bir kitap...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S7rupamQpEI/AAAAAAAAACg/x60AIed-vPA/s72-c/161281_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1394084823644772931</id><published>2010-03-25T11:50:00.000+02:00</published><updated>2010-03-25T14:12:34.786+02:00</updated><title type='text'>Ben 3 Kişiyi Seviyorum..Güneş,Cemre,Newruz...</title><content type='html'>Bugün havanın güzel olması içimdeki kuruyan,unutulan,tozlanan bazı şeylerin canlanmasına sebep oldu.Yanlış olmasın ben yazları değil; baharları seviyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemre,Nevruz,Güneş... Benim için aynı evin çocuklarıdır bunlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah güzel uyanmak ve canlanan doğayı hissetmek.Geçenlerde cemre düştü dediler, kim haber verdi bilmiyorum. Aslında gelişen teknolojiden beklentim şudur ki, "cemre" yaz gülücük bırak 3411'e yolla cemre düşünce haber versin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi "newruz"...&lt;br /&gt;Benim çocukluğum newruzlarda ateş üzerinden atlamaya çalışarak geçti.Çalışarak diyorum zira küçüktüm ve atlamaya korkuyordum ya da ateş yüksekti atlayamıyordum. Büyüyüp atlayabileceğim günlerin hayalini kurardım hatta.Ve fekat atlayabileceğim zamanlarda "newruz" sahiplenilmiş.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S6sytDFAxhI/AAAAAAAAACY/cVCdmvzstN4/s1600/nevruz-yumurtalari.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S6sytDFAxhI/AAAAAAAAACY/cVCdmvzstN4/s320/nevruz-yumurtalari.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baharın gelişini bir ideolojiye bulaştırabildik ya bravo bize. Ateş yakıp, oyunlar oynarak, eğlenerek geçirebileceğimiz günde yapılan ideolijik mitinglerden dolayı trafikte geçiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Newruz nedir peki? Biliyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;new: yeni demek ki zaten uzak değiliz.Malum aynı dil grubunda ingilizceyle, Farsça...&lt;br /&gt;Ruz'da gün demek tabi.Oldu sana "yenigün" ama gelgelelim bir grup bunu özünden çıkarmış.Tabi diğerleride buna müsade etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ee ne kaldı? cemreden haberimiz olmuyor, newruz satıldı kaldı güneş...&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S6sySQoKMNI/AAAAAAAAACQ/fCn_itxMv04/s1600/bahar.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S6sySQoKMNI/AAAAAAAAACQ/fCn_itxMv04/s320/bahar.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu sabah otoparkta arabaya binerken bütün kış boyunca kuru kuru bakıştığım ağacın dallarında filizler gördüm.&lt;br /&gt;Bir Yaratıcının olmadığına inanan gafillere içimden o kadar aptalsınız ki... dedim. Allah'ım sen ne müthişsin...&lt;br /&gt;"Biz ölüden diri; diriden ölü çıkarırız" buyruluyor Kuran-ı Kerim'de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E yalan mı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1394084823644772931?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1394084823644772931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/ben-3-kisiyi-seviyorumgunescemrenewruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1394084823644772931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1394084823644772931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/ben-3-kisiyi-seviyorumgunescemrenewruz.html' title='Ben 3 Kişiyi Seviyorum..Güneş,Cemre,Newruz...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S6sytDFAxhI/AAAAAAAAACY/cVCdmvzstN4/s72-c/nevruz-yumurtalari.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-9177846888392348450</id><published>2010-03-23T10:37:00.001+02:00</published><updated>2010-03-23T10:37:20.389+02:00</updated><title type='text'>Duygusuzsun Acun!</title><content type='html'>Geçtiğimiz haftasonu nihayet bitti “Yeteneksiz” program.Başından beri adeta dalga geçercesine Türk halkıyla yayınlar yapıldı. Cumartesi akşamları saçma ve ticaret kokan programların ardından pazar akşamları yarı final heyecanları yaşandı(!)&lt;br /&gt;Jürisi de başından sonuna yeteneksizdi ama kimse umursamadı. Ali Taran diye bir adam çıkarmıştı ki içlerinde reklamcı olmasına rağmen orada ne işi var dedirtti.Zira onu kimse ismen tanımıyordu.Ama onlarca sene reklamcılık piyasasını alt üst eden adamlardan biri olarak bilinir kendi sektöründe.&lt;br /&gt;Hülya Avşar denilen şarkıcı mı oyuncu her neyse yaptığı bugüne kadar juri olma yeteneğinden çok uzaktaydı. Şarkı söyleyenlerin hepsine “detone oldu ya da olmadı” yorumundan başka birşey yapamadı. Sahne duruşlarına söz etmek zaten haddine düşmezdi zira sahnede popo sallayan olmadı.&lt;br /&gt;Hayal kırıklığı sadece juriden ibaret değildi.&lt;br /&gt;Böyle programlara bir yaş sınırlaması getirmek gerekmiyor mu sizce de?&lt;br /&gt;Daha düne kadar atv’de çocuklara şarkı söyleten programları izledik. Onca şey söylendi, yazıldı. Bizde kendi üstümüze düşeni yaptık yerimiz ve terbiyemiz el verdikçe ama gördük ki “halkın sevgilisi” Acun bunu hiç düşünmemiş. Küçücük çocukları oraya çıkartıp onlar üzerinden nemalanmakta beis görmemiş.&lt;br /&gt;Bir de şu özürlü vatandaşlarımızla ilgili bir çalışma istiyoruz.Aslında çalışma toplumun gönlünde yapılmalı. Engelli insanlarımıza yardımı onlara yarışmalara katıldığından oy atarak yapmaktan ziyade derneklerine,vakıflarına gidip ayni ve nakdi yardım olarak yapmayı bilmeliyiz. Türk milletinin kalbindeki bu hassas dengelerden faydalananları ne zaman göreceksiniz?&lt;br /&gt;Ve büyük patron Acun!&lt;br /&gt;Aslında buraya kadar tüm yazdıklarımdan üzerine düşeni almalısın.Kendi çocuğun olmasına ve hatta kendinde parasızlık yaşamana rağmen akıllanmamışsın. Senden ricam kendi kızını oraya çıkarman, ona orada şarkı söyletmen ve oy istemen, yorum yaptırman. Yahu o finaldeki Yunus Emre’nin yüzündeki yenilgi hissini bu yaştaki bir çocuk nasıl kaldırsın?&lt;br /&gt;Onun şu yaşında yaşayabileceği en büyük yenilgi yaşıtları arasındaki yarışma yenilgisinden başka birşey olmamalı. Diyebilirsin ki Acun, aileler düşünsün çıkarmasın.Sende haklısın biliyor musun. Bu ekonomik şartlara bizi mahkum edipte sizin gibi soytarılık yapanların eline bizi düşürenler asıl suçlu. Asıl suç, ilim, ahlak, erdem gibi meziyetlerin hiçe sayıldığı bir toplumda esas itibarı zır zopluk yapıp edindirenlerde.&lt;br /&gt;Ama Acun sen tüm içtenliğinle gönüllerde kurduğun tahtı ayaklar altına alıyorsun. O çocuğun yüzündeki mağlubiyet hissini silemeyeceğin gibi kazanan çocukların ki okulla ilgileri olmadığını da söylediler bundan sonraki hayatlarında yaptıkları üç kuruşluk dansla ve edindikleri basit itibarla tüm hayatlarını kuracak olmaları. Ve günün birinde başlarına yıkılacağı malesef.&lt;br /&gt;Ki Acun, koca koca adamlar böyle programlardan psikolojik sorunlarla ayrıldılar. Şöhret olmanın, bol para kazanmanın bu kadar kolay olduğu bir ortamda ben napıyım okulu,eğitimi, anne-baba saygısını vs.&lt;br /&gt;Acun, biz sana piyasadaki herkes gibi olamazsın demedik; biz sana gönlümüzde her zaman kalamzsın dedik…&lt;br /&gt;Haklı çıktık…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-9177846888392348450?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/9177846888392348450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/duygusuzsun-acun.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9177846888392348450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/9177846888392348450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/duygusuzsun-acun.html' title='Duygusuzsun Acun!'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-3422226835492848673</id><published>2010-03-22T14:50:00.000+02:00</published><updated>2010-03-22T14:50:18.843+02:00</updated><title type='text'>"Büşra" filmine gittim ama...</title><content type='html'>Büşra filmine gittim haftasonu. Tek başına:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama iyi ki gitmişim; keşke gitmeseydim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl saçma çelişki varsa oraya koymuşlar.Büşra diye kapalı bir kızın yaşadığı ikilemleri anlatıyor. Aslında yalan değil birşey bildiği yok elemanın. Dolasıyla Büşra nında birşey bildiği yok. Sadece kapalı.Ama istediği zaman gayet açık.Mesela, filmin sonunda kız başındaki örtüyü çıkarıyor bir bakıyoruz, anında bir göğüs dekolteside oluveriyor.Yani kız oraya gelirken açılmaya hazır gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben gerçek hayatta da böyle insanlar görüyorum.Hem bunlar zoraki kapalı insanlarda değil. Artık anne baba zoruyla kapalı kızlar sadece onların görebilecekleri yerde kapalılar.Diğer yerlerde açıklardan daha açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büşra karakterini oluştururken atlanan detaylar çok göze çarpıyor.Mesela,kız kısa kollu dolaşıyor dışarıda.Sonra altında dar pantolon giymiş,üstünde birşey yok.&lt;br /&gt;He diyebilirsiniz bana yok mu böyle insanlar piyasada, çok var.&lt;br /&gt;Ama o insanlar içlerinde bu çelişkileri yaşamıyorlar.Aşmışlar bunları çoktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;devamı var.... &lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-3422226835492848673?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/3422226835492848673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/busra-filmine-gittim-ama.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3422226835492848673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3422226835492848673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/busra-filmine-gittim-ama.html' title='&quot;Büşra&quot; filmine gittim ama...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-2726730320204316452</id><published>2010-03-19T13:18:00.000+02:00</published><updated>2010-03-19T13:18:30.837+02:00</updated><title type='text'>Anlatabiliyor muyum?</title><content type='html'>İstanbul'da iseniz toplu taşıma araçlarında yolculuk yapıyorsanız belli hususlara dikkat etmeniz gerekebilir. Ya da durun ya böyle gelen girizgahlar yazıyı baştan sıkıcı hale getiriyor dı mı? Bu bana üniversitede hazırlık sınıfında gördüğümüz essey yazma olayında bulaştı.Neymiş efendim. Topic sentence mış. Yerim topicini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Blog yazma" olayının esası bence içinde barındırdığı rahatlık ve samimiyet. Bazı yazılar okuyorum mesela ki zaman zaman bende öyle yapmışım. Tam bir mesaj verme havasında.İçerik ciddi, yazım yanlışları yok, imlalara dikkat edilmiş. Ama o zaman ben böyle yazı okumak istiyorsam giderim işin ehlinden çıkmış ciddi makaleler okurum değil mi ama?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben burda yazarken bazen bir hikaye içinde vermeye çalışıyorum anlatmak istediklerimi ya da şahsen yaşadığım bir olayın içinde soruyorum sormak istediklerimi. Yoksa bende kullanabiliyorum ağdalı türkçe kelimeler ve dahi en hususi kelimelerden müteşekkil cümleler irad etmeyi.&lt;br /&gt;Ama yapıyor muyum?&lt;br /&gt;Yooo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki yapıyorum ya da yapıyorlar... yapıyor.&lt;br /&gt;İşin özünde, "anlaşılabilirlik" yok mudur? Yani, siz benim yazımı meşhur "su kasidesi" gibi okuyorsanuz ve anlamak için benim size mini bir sözlük vermem gerekiyorsa yahu ben kendimi nasıl anlatacağım. En kıdemli kelimeleri ard arda dizerek size caka yapacağım derken esas paylaşmak istediğim düşüncelerim ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden ben seviyorum burada ilk ağza gelen şekliyle yazmayı.Konuşma dili deriz ya işte onunla.&lt;br /&gt;Yahu hatta rahat okunsun deyu, yazının aralıklarını açıyorum.Birden görünce göz korkmasın diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar bence günümüz yazarları için şart şeyler.Sanat toplum içindir zira. Sanat, sanat içinse hala kendi kendinize takılmaktan ya da belli bir gruba hitap etmekten öteye geçemezsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-2726730320204316452?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/2726730320204316452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/anlatabiliyor-muyum.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2726730320204316452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/2726730320204316452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/anlatabiliyor-muyum.html' title='Anlatabiliyor muyum?'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-8252617308474011273</id><published>2010-03-18T14:04:00.000+02:00</published><updated>2010-03-18T14:05:58.560+02:00</updated><title type='text'>Kafana Göre Arkadaş Bulma Sanatı</title><content type='html'>Başlık, sanki size bu yönde ipuçları,tüyolar vereceğim algısına sokuyor insanı ama öyle değil, hatta bulursanız böyle tüyolar siz bana verin. Zira, zaman zaman bunun eksikliğini çekmiyor değilim.Çevremde onlarca tanıdığım insan,arkadaş,dost,kuzen,amcaoğlu vs. var. Hayatının yarısını (şuanki yaşımın yarısına tekabül ediyor.) yurtlarda geçirmiş bir insan olarak sosyal paylaşım sitelerinde olsun ya da etkinlik,eğlence,gezi,toplanalım coşalım tarzındaki eventlerde olsun çok arkadaşım olmuştur. &lt;br /&gt;Buraya kadar sorunum yok gibi gözüküyordur; doğrudur. Ama, (işte şimdi başlıyoruzzz.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buncaa arkadaşın,eşin,dostun arasında kültürel anlamdaki etkinlikler için takılabileceğim kimse olmaz mı ya? Olmazmış demekki.Mesela birlikte sergi,söyleşi, tiyatroya gidebileceğim arkadaşım yok yahu. Ağlasam yeri değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarımın çoğunun sevdiği etkinliklere bakacak olursak, maç izlemek/yapmak,iddia oynamak ki göründüğükadar basit değildir, sinemaya gitmek; e hadi bazıları kitap okumak/bahsetmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buncaaa arkadaştan tiyatro izler/sever/bahseder sayısı kaç biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir.&lt;br /&gt;(o da şuan askerde.Sevgilisi olsam bu kadar yolunu gözlerdim, tiyatroya gidelim diye.Sanat aşkıma bakar mısın, tercihlerimi etkileyecek neredeyse:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, onca sene yurtta kaldım, okullar okudum arkadaşlarımdan şu bloga bakacağını düşündüüğüm sayısı bir elin parmaklarını geçmez.Tek el diyorum he iki el değil:)&lt;br /&gt;Ya da birinin blog tuttuğunu görmedim ya. Gerçi artık blogçu gençlik kendini deşifre etmiyor ki ağzına geleni rahatça sayabilsin ama hani ilgisi olduğundan en azından ihtimallerim olurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;He bu onları sevmiyorum anlamına gelmez tabiki, çok severim çoğunu ama kardeşim birinizin elinde de bir kitap göriyim ya.Ya da beni arayın birgünden bir güne kardeşim bilmem kimin konseri var gidelimmi desin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blog olaylarına girince bir arkadaş vasıtasıyla tanıştığım arkadaşın bu etkinliklerin aylık programını blogunda verdiğini görünce bir kadeh rakı alıp pc'nin başında içecek kadar efkarlandım yani.Sonraki konuşmalarımızda bir ara kendimi "beni de götürür müsün? Nolurr" durumlarında ağlarken buldum.&lt;br /&gt;Hale bak:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;He kendim tek başına gidemez miyim bu etkinliklere? Giderim tabii, gittim de ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce de biraz garip olmuyor mu? Bakın mesela geçen yazılarımda da bahsettim.Tuluhan Tekelioğlunun 40'ında 40 kadın sergisi var.Gitmek istiyorum ona.Tek gittiğimi düşünsenize. Bir bu sap burda ne arıyor yahu? yoksaa şey mi durumu olmaz mı?&lt;br /&gt;ya da tiyatroya tek gittiğiniz de, millet toplanmış gelmiş,eşiyle, dostuyla,sevgilisiyle.&lt;br /&gt;Yahu ben rahatsız olurum.Ve fekat, bu sürü psikolojisi de aslında içimizdeki en büyük korkunun yalnızlık oduğunu anımsatıyor bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftanda www.kafanagorearkadas.com adında bir internet sitesi kurup, benim gibi tiyatro,sinema sergi hatta opera,bale,jazz cafe, Türk sanat musıkısı gibi aktivitelere katılacak arkadaşı olmayıpta arayanlar için bir internet sitesi hayata geçireceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E ne demişler,,, İcatlar,ihtiyaçlardan doğar...(bu lafı ben dedim ya, kimseden duymadım.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-8252617308474011273?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/8252617308474011273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/kafana-gore-arkadas-bulma-sanat.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8252617308474011273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8252617308474011273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/kafana-gore-arkadas-bulma-sanat.html' title='Kafana Göre Arkadaş Bulma Sanatı'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7514207106640075234</id><published>2010-03-15T14:01:00.000+02:00</published><updated>2010-03-15T14:01:50.651+02:00</updated><title type='text'>Bazen Forrest Gump oLmAK LaZıM...</title><content type='html'>1994 yapımı "Forrest Gump" filmini çoğumuz izlemişizdir.Hayatımda zaman zaman özendiğim adamlar vardır.Onlardan biri de tüm tuhaflığına rağmen bu adamdır.75 IQ ya sahip olmasına rağmen azmederek,çalışarak birçok konuda başarılı olan bir insanın hayatını anlatır.Yönetmeni Zemeckis birçok tarihi olayı bu örgünün içine güzelce işlemiş.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S54eAWY2bLI/AAAAAAAAACI/f3nMndOPG5A/s1600-h/12403_362042043665_317207253665_3759702_4723916_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S54eAWY2bLI/AAAAAAAAACI/f3nMndOPG5A/s320/12403_362042043665_317207253665_3759702_4723916_n.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatında bazı konularda başarılı olamamış insanlar görüyorum. Bunlar genelin kabul edemeyeceği şeyler oluyor.Mesela bazı çocukların okul dersleri iyi değil; bu onların başarısız olduğunu düşündürüyor.Neden?&lt;br /&gt;Çünkü çocuk önüne konan tek şeyi becerememiş oluyor.Peki, ya o çocuk aslında büyük bir keman virtüözü potansiyelinde ise?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu asla bilemeyecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumumuzda genel kabul görmüş kurallar/normlar ne ise onları becerebilenler "başarılı" ; diğerleri "beceriksiz" olarak kabul ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde CNN TURK'te Cüneyt Özdemir'in Fark Yaratanlar programında tüm bu dediklerime baş kaldıran bir öğretmenden bahsediyordu."Takdir edersen,başarırım" sloganıyla çıktığı yolda Ümraniye'de kendi okulunda öğrencilerine fark yaratmış.Yaptığı rehberlik çalışmalarıyla öncelikle öğrenciler ve sonrasında velilerle ciddi mesafe katetmiş.Anne-babası ayrı olan çocukların rehabilite edilmesinden, özgüven eksikliği çeken çocukların medeni cesaret kazandırılmasına kadar toplumumuzda ihtiyacımız olan unsurların üzerine gitmiş/gidiyor.Hocamızı tebrik ediyorum kendimce.İdealist öğretmenlerin belli imkanlarla da başarabilecekleri şeyler olduğunu gösterdiği için.&lt;br /&gt;Özel okullarda bu tür etkinlikler sıkça yapılır ama devlet okullarında bu mesafeyi almak ciddi idealistlik.&lt;br /&gt;Bu Fark Yaratanlar programının ve benzerlerinin prime-time da gösterilmesi ve süresininde uzun tutulması gerekirken Cüneyt Özdemir koştur koştur sunuyor programı malesef. Şunuda söylemeden geçemeyeceğim geçenlerde Cüneyt Özdemir twitter'da CNN de yaptığı 5N 1K programının süresinin kısaltılmaya çalışıldığından yakınarak, NTV'deki Canlı Gaste'nin gündeme göre geceye kadar bile sarkabildiğini söylüyor. Böyle güzel iki programı CNN kaçırırsa yazık olur bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daldan dala oldu belki ama bence samimi oldu, okunabilir oldu. Hayatımızdaki Forrest Gump'lara iyi bakın.Belki çok akıllı olmayabilirler ama onlara "koş!" dememizi gerektirecek farklı özellikleri muhakkak vardır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7514207106640075234?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7514207106640075234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/bazen-forrest-gump-olmak-lazm.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7514207106640075234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7514207106640075234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/bazen-forrest-gump-olmak-lazm.html' title='Bazen Forrest Gump oLmAK LaZıM...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S54eAWY2bLI/AAAAAAAAACI/f3nMndOPG5A/s72-c/12403_362042043665_317207253665_3759702_4723916_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6235579990477631575</id><published>2010-03-15T01:07:00.000+02:00</published><updated>2010-03-15T01:07:44.152+02:00</updated><title type='text'>Bunları Okumaktan Fazlasını Yapın...</title><content type='html'>Bu bahsedeceğim kitapları okumaktan fazlasını yapabilmenizi tavsiye ederim ama "yapabilene"&lt;br /&gt;Zira, birtakım şeyleri sadece okuyarak geçemeyiz.Hissetmemiz hatta yaşamamız gerekebilir.Tam da bu noktada "idrak" dediğimiz olay işin içine girer ki günümüzde ciddi bir meziyet oldu. Bazı arkadaşlarımız bu kavramın dahi ne olduğunu bilmeden bunu içlerinde yaşatabildiğini; okuduklarıyla dünyayı anlayabildiklerini(!) sanarlar. O yüzden o "sür sür akıllılar" dışındakilerin okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap var öncelikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S51lJpNJgSI/AAAAAAAAAB4/ECWb5FL3zDE/s1600-h/358926440883662_1260266364.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S51lk4EdTJI/AAAAAAAAACA/t5rCNnGz79M/s1600-h/0000000289238_5_1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S51lk4EdTJI/AAAAAAAAACA/t5rCNnGz79M/s320/0000000289238_5_1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Prof.Raşit Haylamaz'ı yalan yok ben daha öncesinde tanımıyordum.Bunun yanısıra Hz.Aişe, konusunda ben çok meraklıydım.Hatta Hz.Hatice konusunda da öyleyim.Bu kitabı da üzerinde beni kendine çeken rengi,ismi çekti.Sonra dini kitaplarda sıkça yapılan, üç kuruşluk dini bilgimizi ziyan eden kitaplardan mıdır diye yazarına baktım.Yazarı, kimdir,nedir baktıktan sonra kitabı alıp okumaya başladım.Başında da dediğim gibi daha önce onlarca kez okuduğum ve dinlediğim Asr-ı Saadeti birde Rasullullah'ın dışında bir kişinden dinlemek hep isterdim.Bunun yanısıra kitabın dilinin akıcılığı,ayrıntılara verdiği özen ve tabiki dini mevzularda yaşanan çarpıtmaların önüne geçici kaynak gösterimleri kitabı benim için gönlümün bestsellerine taşıdı.Okumaya başladıktan sonra ilk sayfalarda bir yerde Hz.Ebubekir'e sadece "Ebubekir" diye hitap etmesi bir Allah dostunun çok ilim sahibi ama maneviyatı eksik bir kişi için yaptığı "peynir iyi ama köpek derisine basmışlar" teşbihi hatırlatsa da sonrasında bunun böyle devam etmemesi beni çok rahatlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan, kitabı okurken zaman zaman ağlamaklı bile oluyor biliyor musunuz.Nasıl bir şahsiyet ki O bu kadar detaylarda saklı güzelliği ile bize her yönü ile örnek oluyor.Hem O, hem de Hz.Aişe, sanki birbirleri için yaratılmışlar.Hz.Aişe gözünden anlatılan hadiselerde Kuran-ı Kerim'de geçmesine rağmen onun iffetine çamur atanlara da cevap verilmiş.&lt;br /&gt;Yüce peygamberimizin eşleri ile olan sonsuz muhabbeti,adaleti ince ince işlenmiş sayfalara.Kitabi olarakta bakıldığında gerçekten didaktiklikten ziyade akıcı bir uslübla yazılması, samimiyeti içine çekiyor.E bir de bahsedilen O olunca zaten alıyor başını gidiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya, bu kitabı kesin okuyun ama "idrak"olayınızı halledin önce.Yoksa kulaktan dolma devrimci hikayeleriyle büyüyen kokoş kız çocukları gibiyseniz hiç yormayın kendinizi.&lt;br /&gt;Son olarakta yazara teşekkür ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6235579990477631575?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6235579990477631575/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/bunlar-okumaktan-fazlasn-yapn.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6235579990477631575'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6235579990477631575'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/bunlar-okumaktan-fazlasn-yapn.html' title='Bunları Okumaktan Fazlasını Yapın...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S51lk4EdTJI/AAAAAAAAACA/t5rCNnGz79M/s72-c/0000000289238_5_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-5294062292032379404</id><published>2010-03-08T15:16:00.000+02:00</published><updated>2010-03-08T15:16:20.665+02:00</updated><title type='text'>Oscar goes toooo</title><content type='html'>Bende kendi Oscarlarımı yaptım bu yıl...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi Kadın rolünde geçen gün ayrıldığım kız arkadaşımı seçtim mesela.İyi oyunculuktu dört yıldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi erkek rolünde Süleyman kardeşim var.Bana maddi manevi destek oldu bu yıl ve hala da oluyor.İçtenliği için teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi senaryoyu Yalçına veriyorum.Yalçın çok iyi senaryo yazabiliyor görüşememe nedenlerimizle ilgili.Tebrik ediyorum kardeşim seni de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi müzikte iş arkadaşım Çetin'e veriyorum.Kulaklıklı olduğu halde mırıldanarak şarkı söyleyen ve dahası sadece kendi duyduğunu sanan ve bet sesini bize tattırdığı için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi sponsor ödülünü dayım ve annem paylaştılar.Bu yıl ciddi desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum onlara da:)&lt;br /&gt;En iyi gaza getiren adam oscarını iş arkadaşım Sırac'a veriyorum.Beni yıl içinde gazagetirme seanslarıyla yazım dünyasında bir adım ileri taşıdığı için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;devamı gelecek...&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-5294062292032379404?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/5294062292032379404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/oscar-goes-toooo.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5294062292032379404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/5294062292032379404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/oscar-goes-toooo.html' title='Oscar goes toooo'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-3561153650449180003</id><published>2010-03-05T15:24:00.001+02:00</published><updated>2010-03-05T15:25:20.106+02:00</updated><title type='text'>Artık Bloxxo dayımm...</title><content type='html'>&lt;script src="http://www.bloxoo.com/scripts/bloxoo.js" type="text/javascript"&gt;&lt;/script&gt; &lt;br /&gt;&lt;script type="text/javascript"&gt; guid = '0873c293-0167-437b-b621-3a34be1322be';mode = '2'; furl = 'www.yasamingetirdikleri.blogspot.com'; bloxoo();&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-3561153650449180003?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/3561153650449180003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/guid-0873c293-0167-437b-b621.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3561153650449180003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3561153650449180003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/guid-0873c293-0167-437b-b621.html' title='Artık Bloxxo dayımm...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1178084794223769044</id><published>2010-03-02T18:00:00.000+02:00</published><updated>2010-03-02T18:00:35.906+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nevzat tarhan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='toplum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gülse birsel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='velevki ciddiyim'/><title type='text'>Okudum...Beğendim...</title><content type='html'>Son dönemde okuduğum birkaç kitaptan bahsetmek istedim sizlere...&lt;br /&gt;En sondan başlarsak Nevzat Tarhan Hocanın "Toplum Psikolojisi" adlı kitabını yeni bitirdim.Topluma dair birçok konuya açıklık getirmiş ama akıcı değil pek.Daha doğrusu biraz ilgili olmak lazım okuyabilmek için.Zira bu alanda sayabileceğimiz Üstün Dökmenin Küçük şeyler serisi,Mümin Sekman vs. gibi yazarlar daha ortaya çalışmalar yapıyorlar.Akıcılığı,kullandıkları kelimelerle daha geniş bir kitleyi kucaklayabiliyorlar.Bundan önce yine Nevzat hocanın "İnanç Psikolojisi" kitabına bir göz atmıştım oda öyleydi.Kimine göre doğru yapıyor, kimine göre yapmıyor ama Nevzat hocanın kitabını tavsiye ederim.En azından zaman zaman kullandığımız ya da ortamlarda kullanılan ama hep yanlış kullanılan psikoloji terminolojisine has kelimelerin gerçekteki anlamlarını bilmeniz açısından faydası olacağına eminim.Zira sallayıp durduğumuz onca şey var ki...&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S40zOqLc4NI/AAAAAAAAABo/0lHZ5x7uFq4/s1600-h/toplum-psikolojisi1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S40zOqLc4NI/AAAAAAAAABo/0lHZ5x7uFq4/s320/toplum-psikolojisi1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Bir diğer kitabımızda aslında birçoğumuzun ismini bildiği/duyduğu bir yazar-senarist-oyuncunun kitabı.Kitabı demek gelmiyor aslında içimde.Çünkü köşe yazılarını toparlıyor ve kitaplaştırıyor.İsmini doğru koymak lazım.Biz buna köşe yazılarını derlemiş desek daha doğru olur.He buarada yazarımızın adı Gülse Birsel:)&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Sabah gazetesinden,dergi çalışmalarından ve tabiki G.a.g ve Avrupa Yakasından tanıdığımız Gülse hn ciddiyet(!) kavramıyla neşretmeye devam ettiği köşe yazıları kitaplarına "velev ki ciddiyim" ide ekledi ve bir level daha yukarılara tırmandı ciddiyetinde.İsminden dolayı bir sıfır galip başladım kitaba zira bu ciddiyet ironisi sıkmıştı artık.Bir önceki kitabında "yolculuk nereye hemşerim?" daha özgündü.Diğer kitaplarını da okuyan birisi olarak bu kitap biraz çıkmak için çıkmış havasında ya da Avrupa Yakası serüvenine ait yazılar olduğu içinde olsa gerek yazılar eskileri aratıyor.He bunlara rağmen okunmaz mı? tabiki okunur.Akıcı ve hayattaki detayları ti ye alan üslubu her zaman yüzde bir gülümse bırakıyor.Bu tür yazılardan toplama kitaplar, biraz ticari koksa da yinede benim gibi yazarın köşesini takip etmek isteyipte edemeyenler için çocukluğumuzdaki yardımcı türkçe kitabı havasında bir tembellik oluşturuyor ve ben tembel olmayı seviyorum...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S401lrgbt6I/AAAAAAAAABw/kaGc3a3V5zo/s1600-h/velevki-ciddiyim.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S401lrgbt6I/AAAAAAAAABw/kaGc3a3V5zo/s320/velevki-ciddiyim.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Peki,başa dönersek bu okuduğum kitapları yazdımda fena mı oldu? Sanmam.E bakıyorum yemek tarifleri,fotografcılık,resim,müzik,şiir paylaşılıyor.Benimde en iyi yaptığım şey şuanda okumak ve yazmak.Okuduklarımı yazmak kadar doğalı var mı yahu:))) &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1178084794223769044?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1178084794223769044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/okudumbegendim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1178084794223769044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1178084794223769044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/okudumbegendim.html' title='Okudum...Beğendim...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S40zOqLc4NI/AAAAAAAAABo/0lHZ5x7uFq4/s72-c/toplum-psikolojisi1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-3976760959900273675</id><published>2010-03-02T12:02:00.000+02:00</published><updated>2010-03-02T12:02:31.446+02:00</updated><title type='text'>İçinden Gelmemek...</title><content type='html'>Son dönemin en yaygın hastalıklarından biride bu galiba "hiçbirşeyin içimizden gelmememesi"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapıyorsak onun dışında hiçbirşey yapmak istemiyor; zorunluğu yaptıklarımızı da gerektiği için yapıyoruz.Nefes alıyoruz ya işte ona benzer.Yaşamak için çalışıyor,hayatta kalmak için yiyoruz,uyuyoruz.Hiçbirşeyin keyfini çıkaramıyoruz.İşe gidiyoruz,okula gidiyoruz ayaklarımız geri geri gidiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezmeye gidiyoruz,etkinlikleri takip ediyoruz ama birşey eksik yaa... Yüzümüz gülmüyor,sanki gezmeye bile bir "görev" gibi gidiyoruz.Suratlarımız hep asık,canlarımız hep sıkkın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yerlerde birşeyleri eksik yapıyoruz ve artık birşeylerde eksildi hayatlarımızdan.Hiçbirşeye emek vermiyoruz mesela..Herşey hazır elimizin altında.Aşklar,sevgiler yaşıyoruz smslerle,msnlerle...kısa kısa cümlelerle anlatmaya çalıştığımız hormonel içerikli heveslere aşk diyoruz.Heves bitince gerçekten sevmemiş oluyoruz.Ya biz ne kadar "deneme-yanılma insanlarız" yahu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemde kurduğumuz en büyük hayaller, limiti dolmayan kredi kartları,kontörü bitmeyen ve yüksek özellikli cep telefonları ve tabiki hızı enteri bastıkça hızlınan internet!!&lt;br /&gt;emeksiz,değersiz,sabırsız duygular çöplüğüne dönen ruhlarımızın birer "yığın"olduğunun ne zaman farkına varacağız?&lt;br /&gt;(şuan yazımın içeriği Esra elönü'nün Feridesine dönmeye başladı yaa:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir sevdiğinize mektup göndermeyi denediniz mi? Hiç gün boyu konuşmayıp ya da mesajlaşmayıp günde ya da iki günde bir konuşmayı ? Ya da kendi çizdiğiniz bir küçük, çalakalem resmi( belki zeynep kadar yeteneğiniz yoktur ama yinede içindeki his öenmli değil midir?) ona yollamayı? bir dörtlük yazıp onun hiç beklemediği bir anda ona okumayı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece sevgililer gununde yada doğum gununde çiçek yada hediye almak yerıne bir kandilimizde hediye almayı denediniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutsal değerlerimizden yoksun yaşanılan bir "ilişki"den ne kadar mutluluk bekliyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun cevabı sanırım öncesinden yazdığım şeylerden sonra herkesin kendi ile ilgili düşünmesini sağlayacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde ben niye sürekli böyle ders dolu yazılar yazıyorum?Neden bende okduğum kitapları,gittiğim gördüğüm yerleri,yaşadığım olayları anlatmıyorum? Benim psikolojimle ilgili tespiti olan var mıııı??&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-3976760959900273675?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/3976760959900273675/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/icinden-gelmemek.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3976760959900273675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3976760959900273675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/03/icinden-gelmemek.html' title='İçinden Gelmemek...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-986221344009463456</id><published>2010-02-24T11:19:00.001+02:00</published><updated>2010-02-25T11:16:13.570+02:00</updated><title type='text'>Kendimizi Etiketliyoruz</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;...beni hala çocuksu görüyorlar. dedi kadın.Adam, kadının gözlerine baktı ve "sen öyle gözüktüğünü düşünürsen, hep öyle kalırsın" dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Adam sustu,kadın düşündü.Peki, neydi bu sorunun asıl cevabı ya da nasıl yapmalıydı da kurtulmalıydı, bu çocuksu görüntüsündende artık kendini "iş kadını" diye kabul ettirmeliydi çevresine.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Belki de içinde hep çocuk kalmaktı kadının asıl isteyipte farkında olmadığı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Kadın,büyük meydanı yürüyerek hızlıca geçerken,çevresindeki kalabalıktan habersiz olduğunu farketti.Bir anda kendisini Of yaylarının o uçsuz bucaksız ormanlarında güzel havayı ciğerlerine; alabildiğine huzuru ruhuna çekerken hayal etti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Kafasını kurcalayan çok soru ve bir o kadarda sıkıntısı vardı.O gün havanın kurşuni rengine, her an yağmur yağabilme ihtimaline aldırmadan deniz kıyısında yürümeye devam etti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Yaşadığı hayatın neresinden tutsa elinde kalıyor,bu genç yaşında kendisini çok yaşlanmış hissediyordu.Birden bir buruk tebessüm kondu dudaklarına.Yaşadığı onca sıkıntıya rağmen çocukça gözüküyor ve hatta bundan şikayet ediyordu.İş hayatında onu bu sebeple ciddiye almadıklarını düşünüyordu.Şimdi yanında sevdiği insan olsa "trajikomik" derdi bu durum için.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Gerçektende trajikomikti...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Islak olmasına,kirli olmasına aldırmadan bir banka oturdu ve derin bir nefes aldı.Biran içinden tüm hayati rollerinden kurtulup önünde öyle nazlı nazlı dalgalanan denize atlamak geldi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Zira son zamanlarda tüm rollerinden sıkılmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Kadın, oturduğu bankta bir gazete parçası gördü.Üzerinde çekirdek kabukları vardı.Böyle fütursuzca çevreye kirletenlere,yerlere tükürenlere çok sinir olurdu.Yine öyle oldu ama bu sefer bu sinir onu buhranlı havasından çıkartmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Tam doğrulup kalkmaya hazırlanırken gazete küpüründe bir başlık dikkatini çekti:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;"Kendimizi Etiketliyoruz"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Nedense kendisine çok yakın bulmuştu bu ifadeyi.İnsanın kendisini etiketlemesi nasıl olur diye merak etti ve iğrense de çekirdek kabuklarını kenara alıp yazıyı okumaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;"Yaşadığımız dünyada insanların çevrelerindeki canlı,cansız herşeye karşı yaptığı bir etiketleme durumu vardır.Bununla ilgili çok fazla yazılar okumuş,açıklamalar dinlemişsinizdir.Bu durumda önde gelen sebebi hiç kuşkusuz algılarımızda büyüttüğümüzde önyargılardan başkası değildir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Peki,kendimize karşı olan önyargılarımız? Yeni tanıştığımız birine kendimizi nasıl tanıtırız? Belki ilk tanışmada değil ama ilerleyen süreçte belki olmadığımız/olamayacağımız şeyleri "biz"mişiz gibi söylediğimizin farkındamıyız?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bununda ötesinde olmadığımız gibi davrandığımızın dahası istemediğimiz hareketleri sanki öyle olmamız gerekiyor diye yaptığımızın?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;İçerisinde çok naif,hassas yürekler taşıyan birçok insanın dışarıda kendisine taktığı "asabi ve öfkeli insan" maskesi işte bu duruma galiba en güzel örnektir.Olmadığımız gibi olmaya çalışmak sanki ilkel çağlardaki sanatçı ruhu taşımasına rağmen sırf hayatta kalmak adına avcılık yaptırılan insana benzemez mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Tüm bu ikilemlerin gölgesinde insan ve dolayısıyla toplum, hayatta yanlış karar almış,hatalı tercihler yapmış bir yığına dönmez mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bu kararlara ve dolayısıyla sonuçlarına onlarca örnek verilebilir.Yanlış okul tercihleri,yapımıza uymayan meslekler,hatalı arkadaşlıklar,evlilikler vs.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Peki, ne yapmamız gerek?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Yapmamız gereken hayatın neresinde olursak olalım kendimizi görmek ve içimizde yaşattığımız insana dönmek.İsterseniz şuan hayatınızın son demlerini yaşayan bir ihtiyar olun ya da yaşamın daha çok başındaki bir genç, kendi içsel bütünlüğünüzü toparlayıp, ne olmak istediğiniz kararına varın ve bunun için mücadele edin.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Kendinize etiket vurmaktan vazgeçin.Ne olabileceğinizi, neyi yapıp neyi yapamayacağınızı yaşamadan göremezsiniz.Belkide birgün öyle biryere geleceksiniz ki "ben bunu yapabileceğimi tahmin bile edemezdim" diye başlayan bir ödül töreninde, ödül konuşmanızı yaparken bulacaksınız kendinizi.&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;Kadın, yazıdan çok etkilenmişti.İş hayatının daha çok başında olmasına rağmen kendisine çok fazla olumsuzluk eklemişti ve bu karanlığın içinde neredeyse boğulacaktı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Devamını isteyenler parmak kaldırsın!! ya da yorum yazsın parmaklarınızı göremeyebilirim:))&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;,Courier,monospace;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-986221344009463456?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/986221344009463456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/kendimizi-etiketliyoruz.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/986221344009463456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/986221344009463456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/kendimizi-etiketliyoruz.html' title='Kendimizi Etiketliyoruz'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-8902530443756628750</id><published>2010-02-23T16:16:00.000+02:00</published><updated>2010-02-23T16:17:22.780+02:00</updated><title type='text'>Seçimler...</title><content type='html'>Sevmek, aşk eğer şuan hissettiklerimse sana karşı ben sana hala aşığım.Yaşam denen bu sahnede oyuncularımızın ne kadarını seçebiliyoruz ki??&lt;br /&gt;Anne-baba,hala,dayı,teyze,amca,dede...&lt;br /&gt;Hangisini kendimiz seçtik??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte öyle birşey ki bu aşk denen yaşanmadan anlaşılamayan olay, bence aşık olacağın kişiyi de sen seçemiyorsun. Enazından ben seçemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni ben seçmedim...&lt;br /&gt;Ama ben sana aşığım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-8902530443756628750?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/8902530443756628750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/secimler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8902530443756628750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/8902530443756628750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/secimler.html' title='Seçimler...'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1928778306656115972</id><published>2010-02-22T16:40:00.000+02:00</published><updated>2010-02-22T17:05:23.413+02:00</updated><title type='text'>Bir ihtimal daha var!!</title><content type='html'>Hayat garip,tuhaf...&lt;br /&gt;Sevmek sana bana göre...&lt;br /&gt;Buara kafamı dağıtacak yerler aramakla geçiyor günlerim.Uzun zamandır yazamıyordum zira.Ama en güzel tesirli ilaç değil miydi yahu yazmak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman ne kadar acayip? deyip duruyorum günlerdir.Ali saydam geçen gün diyor ki " öyle seveceksin ki aşk, aşk doğuracak"&lt;br /&gt;ula dedim bu adam ne demek istiyor.Biraz düşündüm birazda Özlem Gürses açtı mevzuyu&lt;br /&gt;sevgin öyle karşılıksız öyle içten ve öyle sonsuz olmalı ki hayatı sevdirmeli sana bunun içinde herşeyide tabiki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapmadığım şey değildi de bu,dillendiremediğm birşeydi.Şimdi hep hissetmiş hem de dillendirmiş biri olarak diyorum ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yanlış sevmişim ben seni canım, ben aşkı yanlış öğrenmişim"&lt;br /&gt;e zaten türk filmlerinden öğrendiğin aşklarda bu kadar olur. Nerde Kartal Tibetler,Tarık Akanlar; nerde Filiz Akınlar, Türkan Şoraylar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişen zamanlar,değişen insanlar,değişen yaşamlar...&lt;br /&gt;Aşkı arabesk yaşarsan hem arabandan olursun hem de nerdeyse canından diyorum kendime.Demekki neymiş&lt;br /&gt;ıslak zemin kayarmış!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse bu mevuzuyu kapıyorum.&lt;br /&gt;Ali saydam devam ediyorda aşkla ilgili, aşk iki kişi arasında. sen değişeceksin ben değişeceğim ama evliliğimiz, aşk,sevgi saygı bununla ilgili değildir ve en bombası da şuydu ki " kimse diğerine ben değişiyorum sen aynı kalırsın diyemez, iki tarafta değişir."&lt;br /&gt;Ula dedim Ali saydam çok pis yerden yakaladın beni vesselam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde bu kafa dağıtma günlerimde çocukça gülüşünü önceden bilsemde depresif haletime şuan iyi gelen Tuluhan Tekelioğlu var. Kitabı çıktı bugün alıp okuyacağım hemen."Herşeye rağmen ikimiz" diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim gibi sokaktaki gazete kağında röportaj görse,alıp okuyan biri için süper bir kitap olacak.&lt;br /&gt;"40 yaşında 40 kadın " sergisinide süzer plazada 2 martta açılıyor.&lt;br /&gt;evlılıkle ilgili programlarda söylediklerini tutmadım değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;umarım iclal aydınla yıllar önce yasadıgım handikabı yasamam bu iki sevgili bayanlada(tuluhan tekelıoglu-özlem gürses yanı.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-bırde burdan onlara selam gönderebilir miyim?&lt;br /&gt;-gönder tabii!!&lt;br /&gt;-selaammmm!!&lt;br /&gt;-yürü git len !! kapa telefonu!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1928778306656115972?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1928778306656115972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/bir-ihtimal-daha-var.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1928778306656115972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1928778306656115972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/bir-ihtimal-daha-var.html' title='Bir ihtimal daha var!!'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1390176795174520199</id><published>2010-02-19T13:49:00.000+02:00</published><updated>2010-02-19T13:49:51.576+02:00</updated><title type='text'>Tek hece ask</title><content type='html'>Hani nasıl anlatılır der,düşünürüz ya bazen aşkı.İşte kardeşim anlatan anlatmış, ne gerek var amerikayı tekrar keşfetmeye.Birde bunu okurken yanındanda "değmen benim gamlı yaslı gönlüme"dinleyin.Sonra oturun kaybettiğimiz,yozlaşan,içine ettiğimiz,yeyip bitirdiğimiz o caanım duygulara ağlayın!!&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;var mi beni icinizde taniyan?&lt;br /&gt;yasanmadan cozulmeyen sir benim&lt;br /&gt;kalmasa da sohretimi duymayan&lt;br /&gt;kimligimi tarif etmek zor benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimsesizim hismim da yok hasmimda&lt;br /&gt;gorunmezim cismim de yok resmimde&lt;br /&gt;dil uzmezim tek hece var ismimde&lt;br /&gt;barinagim gonul denen yer benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;var mi beni icinizde taniyan?&lt;br /&gt;yasanmadan cozulmeyen sir benim&lt;br /&gt;kalmasa da sohretimi duymayan&lt;br /&gt;kimligimi tarif etmek zor benim&lt;br /&gt;zor benim zor benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulbum benim lisanimla otustu&lt;br /&gt;bir gul icin can evinden tutustu&lt;br /&gt;yuregime toroslardan cig dustu&lt;br /&gt;yanginimi sondumedi kar benim&lt;br /&gt;kar benim kar benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;niceler sultandi kraldi sahti&lt;br /&gt;benimle degisti talihi bahti&lt;br /&gt;yerle bir eyledim tac ile tahti&lt;br /&gt;akil almaz hunerlerim var benim&lt;br /&gt;var benim var benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kamil iken cahil ettim alimi&lt;br /&gt;vahsi iken yahsi ettim zalimi&lt;br /&gt;yavuz iken zebun ettim selimi&lt;br /&gt;her oyunu bozan gizli zor benim&lt;br /&gt;zor benim zor benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ask benim ask benim&lt;br /&gt;ask benim ask benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilahimle mevlana´yi dondurdum&lt;br /&gt;yunusumla ofkeleri dindirdim&lt;br /&gt;gunahimla cok ocaklar sondurdum&lt;br /&gt;mevladanim hayir benim ser benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevep bazi leyla bazi sirindi&lt;br /&gt;hatrim icin yuce daglar delindi&lt;br /&gt;bilek gucum ferhan ile bilindi&lt;br /&gt;kuvvet benim kudret benim fer benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeryuzunde ben urettim veremi&lt;br /&gt;lokman hekim bulamadim caremi&lt;br /&gt;asli icin kul eyledim keremi&lt;br /&gt;ibrahimin atildigi kor benim&lt;br /&gt;kor benim kor benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevep bazi leyla bazi sirindi&lt;br /&gt;hatrim icin yuce daglar delindi&lt;br /&gt;bilek gucum ferhan ile bilindi&lt;br /&gt;kuvvet benim kudret benim fer benim&lt;br /&gt;fer benim fer benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilahimle mevlana´yi dondurdum&lt;br /&gt;yunusumla ofkeleri dindirdim&lt;br /&gt;gunahimla cok ocaklar sondurdum&lt;br /&gt;mevladanim hayir benim ser benim&lt;br /&gt;ser benim ser benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimsesizim hismim da yok hasmimda&lt;br /&gt;gorunmezim cismim de yok resmimde&lt;br /&gt;dil uzmezim tek hece var ismimde&lt;br /&gt;barinagim gonul denen yer benim&lt;br /&gt;yer benim yer benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ask benim ask benim&lt;br /&gt;ask benim ask benim&lt;br /&gt;benim adim ask&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1390176795174520199?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1390176795174520199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/tek-hece-ask.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1390176795174520199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1390176795174520199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/tek-hece-ask.html' title='Tek hece ask'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-7944806397072561131</id><published>2010-02-18T16:17:00.000+02:00</published><updated>2010-02-18T16:17:16.909+02:00</updated><title type='text'>Öyle Sarhoş Olsam ki!!!</title><content type='html'>&amp;nbsp;Buaralar bu şarkıyı dinliyorum sürekli, dilime de pelesenk oldu.Mırıldanıp duruyorum...&lt;br /&gt;Öyle sarhoş olsam ki&lt;br /&gt;Bir an seni unutsam&lt;br /&gt;Unutsam bugünleri&lt;br /&gt;Yarınları unutsam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle sarhoş olsam ki&lt;br /&gt;Bir daha ayılmasam&lt;br /&gt;Herşey bir rüya olsa&lt;br /&gt;Unutarak uyansam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni gördüğüm günü&lt;br /&gt;Sevdiğimi unutsam&lt;br /&gt;Bir başka dünya bulsam&lt;br /&gt;İçinde sen olmasan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle sarhoş olsam ki&lt;br /&gt;Bir daha ayılmasam&lt;br /&gt;Herşey bir rüya olsa&lt;br /&gt;Unutarak uyansam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle sarhoş olsam ki&lt;br /&gt;Bir an seni unutsam&lt;br /&gt;Unutsam bugünleri&lt;br /&gt;Yarınları unutsam unutsam&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-7944806397072561131?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/7944806397072561131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/oyle-sarhos-olsam-ki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7944806397072561131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/7944806397072561131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/oyle-sarhos-olsam-ki.html' title='Öyle Sarhoş Olsam ki!!!'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-3754264046159262757</id><published>2010-02-12T21:48:00.001+02:00</published><updated>2010-02-12T21:48:41.816+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: #66cc33;"&gt;&lt;strong&gt;Âlem                                       açılır, yaşayan, işiten, konuşan, bilen,                                       dileğen, konuşan, güçlü bir âlem hâline                                       gelir. Kuran�da da bildirildiği gibi: �De                                       ki: herkes kendi yaratılışına göre hareket                                       eder.� &lt;br /&gt;Fütuhat II 438.20 &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-3754264046159262757?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/3754264046159262757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/alem-aclr-yasayan-isiten-konusan-bilen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3754264046159262757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/3754264046159262757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/alem-aclr-yasayan-isiten-konusan-bilen.html' title=''/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-1687848846865299235</id><published>2010-02-11T23:30:00.000+02:00</published><updated>2010-02-11T23:34:02.058+02:00</updated><title type='text'>Hayatımın içinden</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S3R3v-x8S5I/AAAAAAAAABY/9g_pCTdykJ8/s1600-h/fmevi5982ahr4.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S3R3v-x8S5I/AAAAAAAAABY/9g_pCTdykJ8/s320/fmevi5982ahr4.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Son zamanlarımdan çıkan iki tane söz ama bunlar belki bir şarkı sonrası ağzımdan çıkan ya da okuduğum birşeyden dolayı söylediğim sözler.Öyle ya da böyle son zamanlarımdan damıtılmış iki cümle size.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;h3 class="UIIntentionalStory_Message" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:&amp;quot;msg&amp;quot;}"&gt;&lt;span class="UIStory_Message"&gt;"Bir kadın mı çizmek lazım sevmek için adam gibi ya da bakırdan bir çöp adam mı olmak lazım: eğilip bükülen her yana.Adam gibi sevilmek için??"&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;h3 class="UIIntentionalStory_Message" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:&amp;quot;msg&amp;quot;}"&gt;&lt;span class="UIStory_Message"&gt;"Suya yazılan aşklar yaşamaktansa, mermere kazılan acılar yaşarım daha iyi!"&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-1687848846865299235?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/1687848846865299235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/hayatmn-icinden.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1687848846865299235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/1687848846865299235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/hayatmn-icinden.html' title='Hayatımın içinden'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tpSVBT4oAgM/S3R3v-x8S5I/AAAAAAAAABY/9g_pCTdykJ8/s72-c/fmevi5982ahr4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6504774043238102299</id><published>2010-02-11T16:43:00.000+02:00</published><updated>2010-02-11T16:43:44.082+02:00</updated><title type='text'>Mesaj Alınmıştır!!</title><content type='html'>“Şeytan, içkide ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz hepiniz vazgeçtiniz değil mi?” (Maide Sûresi, 91)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6504774043238102299?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6504774043238102299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/mesaj-alnmstr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6504774043238102299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6504774043238102299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/mesaj-alnmstr.html' title='Mesaj Alınmıştır!!'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6073519226081903999</id><published>2010-02-09T15:25:00.000+02:00</published><updated>2010-02-09T15:26:07.538+02:00</updated><title type='text'>Nefes Alan Kütüphane</title><content type='html'>Toplum Gönüllülerinin Kültür Başkenti projesi ile ortak yaptıkları bir çalışma.Önyargıların ki I hate önyargı!! bir tarafa atıldığı, okuyun kardeşim sadece okuyun,sorgulayın,araştırın demeye getirildiği, inanacaksan,savunacaksan ondan sonra dendiği bir ortam olacağına inanıyorum.Bu çalışmanın içerisinde Bilgi Üni'de var.Ben bu organizasyonun birkaç farklı arkadaştan duydum.Şiddetle tavsiye olundum falan hatta.Ben Cts. orada olacağım.Gelin orada olalım demek için yazıyorum ve tabii uzmanlık alanımıda kullanarak bir sosyal medya çalışması yapayım istedim!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok mu yani!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 9pt;"&gt;Kitabı okurken hakkında hiçbir fikrim olmayan bir yaşam tarzını öğrenmiş oldum; onun hakkındaki önyargıları çok daha iyi anladım. Sonuç olarak kimsenin bir başkasının yaşam tarzını eleştirmeye hakkı olmadığını düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;” &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 13pt;"&gt;Ne zaman? &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 13pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;13 Şubat Cumartesi &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;14 Şubat Pazar &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;16 Şubat Salı günleri, 15.00-19.00 arasında &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 13pt;"&gt;Nerede? &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 13pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;!f İstanbul Festival Merkezi “&lt;b&gt;The Hall&lt;/b&gt;” &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;Küçük Bayram Sokak, Hüseyinağa, Beyoğlu &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;(&lt;i&gt;İstiklal’den Yeşilçam Sokak’a girince ilk sağ… veya Ağa Camii’nin sokağından ilk sol&lt;/i&gt;) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;Yaşayan Kütüphane’de tüm kitaplar ÜCRETSİZ! &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;Detaylı bilgi için : &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;www.yasayankutuphane.net &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="ecxecxDefault" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;İrtibat için : &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: windowtext; font-size: 11pt;"&gt;Fatih Akdan fatih.akdan@tog.org.tr 554 – 33 88 222 &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6073519226081903999?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6073519226081903999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/yasayan-kutuphane.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6073519226081903999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6073519226081903999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/yasayan-kutuphane.html' title='Nefes Alan Kütüphane'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-686508159546004673</id><published>2010-02-09T14:51:00.000+02:00</published><updated>2010-02-09T14:51:37.285+02:00</updated><title type='text'>Valentinin Günüymüş!!</title><content type='html'>Sevgililer Günü geliyor....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I don't like it!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-686508159546004673?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/686508159546004673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/sevgililer-gunu-geliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/686508159546004673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/686508159546004673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/sevgililer-gunu-geliyor.html' title='Valentinin Günüymüş!!'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9029115777477017661.post-6053327255660910239</id><published>2010-02-04T10:28:00.000+02:00</published><updated>2010-02-04T10:28:26.669+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalnızlık'/><title type='text'>Nedir bu serkeş yaşam?</title><content type='html'>Kalabalıktasın&lt;br /&gt;İçinde tuhaf bir kurtulma,kurtarılma hissi.Sosyopat tavırlar,agresif hareketler&lt;br /&gt;İstenmiyor değilsin de aslında sen sevmiyorsun o ortamı.Boğulmak üzere dibe batarsında nefes almak için çırpınırsa ve hatta hayatta kalmak için,&lt;br /&gt;...işte öyle birşey....&lt;br /&gt;Buaralar tek sevdiğimsin,sıkılmadığım,yorulmadığım...&lt;br /&gt;Çalışmak,okumak,uyumak,koşmak,yürümek istemiyorsun.Sadece tek başına kalmak ve yapacağın herşeyi sadece yapmak istiyorsun.&lt;br /&gt;Yorgunsun...&lt;br /&gt;Onca saat uykuya rağmen yorgun.Onca dinlenmeye rağmen hala göz kapakların yarı kapalı. Hayatta kalacak kadar açık kalan gözlerinin ardından bakıyorsun hayata,hayatına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya lafı uzatmaktanda sıkıldın...Kısa kesiyorsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yalnızlığım?&lt;br /&gt;-Efendim?&lt;br /&gt;-Galiba sadece seni seviyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9029115777477017661-6053327255660910239?l=yasamingetirdikleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/feeds/6053327255660910239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/nedir-bu-serkes-yasam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6053327255660910239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9029115777477017661/posts/default/6053327255660910239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yasamingetirdikleri.blogspot.com/2010/02/nedir-bu-serkes-yasam.html' title='Nedir bu serkeş yaşam?'/><author><name>Cedric!!</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01136338362442080900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-w6fW6ebUi7k/TvnEgTs8e-I/AAAAAAAAAHs/FUxkD82jYKg/s220/378401_10150473729854868_126663584867_8661172_706461778_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
