Yaşamın Getirdikleri

Edebiyat , şiir ve deneme yazılarım.

Ziyaretçi

Cuma, Ekim 16, 2015

SİNİR

Sinirlerimi harap ettiğiniz için teşekkürler. El birliğiyle başardınız bunu. Hem de hiç acımadan. Ama Allah var ve ben inanıyorum kimsenin yanına kalmayacağına...
Devamı

Salı, Ekim 13, 2015

ACI

Birçok acının hüküm sürdüğü memleketimizde mutlu olmak, içten bir gülümsemek ve dolu dolu yaşamak ne yazık ki mümkün değil. Yüreğimizde, beynimizde kocaman bir ağırlık var. Ve biz o ağırlığın altında her geçen gün daha fazla eziliyoruz. Gözlerimizi kapatıp rahat bir uyku uyuyamıyoruz. Temiz bir nefes alamıyoruz... Çünkü içimize çektiğimiz her soluk şehitlerin, acılı anne babaların isyanıyla dolu. Bilincimizi yitirmemek için kendimizle savaşıyoruz adeta. Ama biliyorum ki bu hüzünlü günleri de atlatacağız. Daha aydınlık günlere, yıldızlara gecelere tekrar döneceğiz...
Devamı

Cuma, Ağustos 14, 2015

Hüzün



 Sen hüzünlü günlerin şahidisin,
Belki de sadece hüznümde sen varsın.

Devamı

ÖZLEM


İnsan ne çok özlüyor doğduğu, büyüdüğü toprakları. Bugün aklıma geldi de birden  hüzün birikti kalbime. Çocukluğum, oyunlarımız, her köşesini bildiğim mahalle... Nasıl zaman geçti de ben bunlara özlem duyar hale geldim hala anlayabilmiş değilim. Ama insan hayatında neler yaşarsa yaşasın gözlerini kapattığında gördüğü ilk şey çocukluğu oluyor. Belki de en derin izler çocukluğumda olduğu için ben öyle görüyorum. Ne olursa olsun sokakların o toz toprak kokusu, annemin öğle vakti babam için yaptığı yemeklerin kokusu hiçbir zaman gitmeyecek burnumdan ve zihnimden. Sonra kız kardeşimin ablacım seni çok çok, dünyanın yarısı kadar seviyorum deyişi, her sıkıntısında bana koşuşu, ödevlerimizi beraber yapışımız hiç bitmeyecek sanki. Bitmesin de. Bir yanım hep çocuk kalsın, her yanım çocukluğum koksun...
Devamı

Salı, Ağustos 11, 2015

ZOR HAYAT


Hayatın nasıl gelişeceği bize neler getireceği veya nelere sahip olacağımız daha ilk günden belli oluyor. Biraz hüzünlü ve sakin bir çocuksan hayatının çoğu hüzünlü ve negatif geçiyor. Biraz uyanık, kendince bir şeyler üreten bir çocuksan geri kalan ömrün de onunla bağlantılı oluyor. Sanırım ilk gözlerini açtığında bunu anne baban anlıyor ve sana ona göre muamelede bulunuyorlar. Mesela sorumluluklarını bilen, kimseyi üzmek istemeyen ve kimseye muhtaç olmamak için çalışan biriysen sana hep biraz daha soğuk, nasılsa o yapar mantığıyla yaklaşıyorlar. Yıllar geçtikçe bu duruma sen de alışıyor ve kişiliğinin öyle olduğuna inanıyorsun. Sonra bütün sorumluluklar omuzlarına biniyor, her yükü tek elinle çekip götürmeye çalışıyorsun. Hayat akıp geçerken önünden sen hala yerinde sayıyorsun. Hadi buna da eyvallah deyip kendi işine bakıyorsun. Sonrasında hayatınla ilgili bir karar alıp kendi yolunu çizmek istediğinde hiçbir yüküne el atmamış insanlar "dur bakalım sen kimsin de karar alabiliyorsun" diye ona da karşı çıkıyorlar. Sonrası yine tırnaklarınla olayı çözmeye çalışma, altından bin bir uğraşla kalkmak için çabalama... Ya, evet ben bu şekilde devam etmeliyim diyeceksin ya da ardına bile bakmadan çekip gideceksin... Hangisi doğru?
Devamı

© 2011 Yaşamın Getirdikleri, Tüm hakları saklıdır.

Tema dizayn Koray Tunçyiğit